9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 184. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 15:46
Yazarın kaleminden okudugum beşinci ve en etkileyici kitaplardan biri oldu Kara kış beyaz düş..Bazı düşünceler tabu olarak kabul edilip indma hayatını nasıl karartırmış, bazı olayları saklamak nelere yol açarmış meger... Zeynep deniz subayı babasını tanıyamadan kaybetmiş. Yedi yaşında annesi tekrar evlenmiş. Onunda evlenmesindeki esas amaç, çevreye verdiği dul kadın imajını yok etmek .Belki de bu duyguyla Selim e o kadar tutkuyla bağlanıyor ki ,gözü hiçbir şeyi görmüyor. Selim kibir abidesi bir adam .Her şeye son noktayı o koymalı. Zeynep uzerinde de etkili .Onunla ilgili her şeye de o karar veriyor.Zeynep hukuk fakültesinde okurken Selim in itirafıyla neye uğradığını şaşırıyor ve hayatı bundan sonra cehenneme dönüyor. Onun Selime kendini kabul ettirme çabaları sapkın beyinli Selim tarafından baska türlü algılanıyor. Ona aşık oldugunu itiraf ediyor.Zeynep hem annesi üzülmesin diye , hem de annesinin ona inanma ihtimali düşük oldugu için bunu saklıyor ve sırtında bir yük oluyor bu gerçek hayatı boyu ..Çünkü Selim de utanma yok ,hatta Zeynep i suçluyor aşık ettigi için .. Annesinin beyin tümörüyle mücadelesi, Zeynep in okulu bitirmesi hakimlik sınavına girip evden uzaklaşmasına yardımcı oluyor . Erzurum Narman günleri başlıyor. O coğrafyanın soğuk,bembeyaz kaplı havası Zeynepin içini de üşütüyor. Sonra Yüzbaşı Güven giriyor hayatına. Ama ona yanaşamıyor travmasından dolayı .Ve Akgül, diger adıyla Karkız.Onun bastırdığı her duyguyu gözüne gözüne sokuyor sanki Akgül un hikayesi ... Rahatsız edici konularla dolu bir kitap ama bir yerlerde bunları yaşayan çocuklar var hala.Hatta belki en yakınınızda. Unutmayalım ki ensest en çok aile içinde gizleniyor , en çok da anneler tarafından...İşaretleri görmezden gelmeyelim .. Kara kışardan ,beyaz düşlere çıkacağımız günler
Kara Kış Beyaz DüşFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2026382 okunma
2/10
·328 syf.··
2026 10. kitabı
Bu kitabı çok sevemedim. Evvet yine akıcıydı. Yine kısa bir sürede bitirdim. Ama serinin ilk kitabı gibi değildi. Anlaşma kitabında da saçmalıklar ve insana bayağı gelen bir dili olabiliyordu ama ikinci kitapta çok çok fazlaydı. Öncelikle kitabın içinde smut sahne yokmuş da smutu yazıya döküp utanma pazarı adına kitap demişler gibiydi. Evvet yetişkin okurlara yönelik bir kitap ama bu kadar abartılı var olacağını düşünmemiştim. Buz Hokeyi oyuncularından Logan'ın ve birinci sınıflardan Grace'nin baş karakter olduğu kitap serinin ikinci kitabıydı. Logan'ın hayatının aşkını bulmasını, karakter gelişimini ve Grace'nin Logan'ı evcilleştirmesini okuduk. Yine de Logan'ın karaktersiz bi pislik olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Ve yine de arı gibi daldan dala gezen bir erkeğin sonunda bir kadın sayesinde doğru düzgün bir adam olması saçma geliyor. Niye? Sen iradesiz misin, ayırt etme gücün yok mu? İlla aşık olmayı ve bir kadın için çabalayıp düzelmeyi bekliyorsun. Sevdiğim şeyler de var mesela "rıza" kavramını ön plana çıkarmak, ilk kitapta baş karakter olan Hannah ve Garrett'in bu kitapta yan karakter olması, karakterlerin sağlık bir şekilde iletişim kurmaya çalışmaları, hatalarından ders çıkarmayı bilmeleri gibi. Ama onun dışında okurken sürekli "Bu ne şimdi?" diyesim geliyordu. İlk kitabı okuyanlar Logan'ın yakın arkadaşı Garrett'in sevgilisi Hannah'a aşık olduğunu zaten biliyordur. Logan'ın bu duygularını anlamaya çalışırken Hannah için etrafta olduğunda yeterinde malzeme verdiğini söylemesi, bu yüzden otuz bir için Hannah'ı düşünmesi midemi bulandırdı. Sonradan da Hannah'ı sevmediğini istediği şeyin bir ilişki olduğunu anlıyor. Dean'ın en alakasız yerlerde sahnesi yokken sırf hatırlatmak için sadece bir kızla olan fantazisini yazması da irite edici. Tamam, en erkek bu
HataElle Kennedy · Yabancı Yayınları · 20222,151 okunma
Reklam
7/10
·264 syf.··
2025 11. kitabı
romantik komedi türünde çıtır çerezlik yaz kitabı. 258 sayfa. bir çırpıda oturup okuyabilirsiniz. çeşitli sosyal medya platformlarında da plaj kitabı kategorisinde yer alıyor ki, yazın sıcak ve yapış yapış havasında birde beynimi yakmak istemiyorum diyenler için ideal bir serüven. konusu, hazel adında aşırı hareketli ve utanma duygusundan muaf tutulmuş özgüvenli kadın karakterimizin, üniversite de ki ilk yılından beri bir şekilde vurgun olduğu josh (ki bence jimin ismi daha güzel.) ile yıllar sonra çok yakın arkadaşının evinde tekrar karşılaşması ile başlayan bir dizi olayı konu ediniyor. romantik yerleri var, kasıntı ve zorlama yerleri de var -yok diyemeyeceğim kadar üstelik-. hani kızın evinin su basması ve o arada başkasında kalmak zorunda olması ve tesadüf o ki müsait evin josh'un evinin olması fazla zorlamaydı. klasik bir romcom yani, çok beklentiye girmemek lazım. tek çırpıda okuyup ara kitap yapabileceğiniz hoş bir tat bırakan bir kitap. yetişkin içerik var, söylemedi demeyin. olursanız, keyifli okumalar dilerim. okumazsanız, üzülmeyin bir şey kaybetmediniz.
Josh ve Hazel'ın Sevgili Olmama RehberiChristina Lauren · Yabancı Yayınları · 20242,158 okunma
Puan vermedi·136 syf.·
2026 2. kitabı
2026 Uluslararası Booker Ödülü finalisti kitap, Arnavut Kanun’larına göre ostaynitsa yani yeminli bakire, kadınlığını geride bırakıp erkek olmayı seçen ve ömrünü buna göre yaşamaya başlayan bir kadının hikayesini anlatıyor. İsmail Kadare’nin Kırık Nisan kitabını yer yer anımsatsa da, burada ele alınan konu Kanun’lar değil, bu kanunların gölgesinde yaşamayı seçmiş bir kadın. Kitap şiirsel bir dille yazılmış, virgüllerle birbirine bağlanan cümleler başta okumayı zorlaştırsa da kendinizi akışa bırakıp devam ettiğinizde bu kitabı hissediyorsunuz, aynı çevirmen Sevcan Kence’nin söylediği gibi bu kitap “açıklanarak değil, içine girilerek anlaşılacak bir metin”. Öyle cümleler var ki diken gibi batıyor içinize. Şiirlerle örülmüş kitap, kültürü nedeniyle kadın olduğuna pişman edilmiş, babasının gözüne erkek gibi davranarak girmeye çalışan bu kadının dalgalı hayatını gösteriyor bize. Kendini bir başkasında bulma, kadınlığını hiçe sayma, bundan utanma, yıllarca kurallara bağlı kalarak yaşadığı için özünü kaybetme, umutsuzluk, ölüm gibi temalar işlenmiş kitapta. Atmosfer ve anlatılan konu ağır, kasvetli. Ancak sayfaları merak ederek çevirecekseniz. Özellikle yarısından sonra olaylar hızla gelişiyor ve duygusal bir çalkantı yaşıyorsunuz bitene kadar. Bir kadının özüne dönme ve kendini bulma hikayesi bu. Bir kitap nasıl kısa ama etkili yazılır, nasıl anlattıklarıyla insanın içine işler, onu göstermiş yazar. Çevirmeni de ayrıca tebrik etmek lazım, kolay bir çeviri olmadığını tahmin ediyorum. Umarım ödülü alan kitap bundan daha iyidir, çünkü bu oldukça iyi bir kitaptı. Çok beğenerek okudum. Tavsiyedir.
1000Kitap
Geriye Kalan KadınRene Karabash · İthaki Yayınları · 2026105 okunma
10/10
·664 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 11:35
"Bedenin Tarihi 1" insan bedeninin geçmişini anlatan akademik bir çalışma olarak hazırlanmış bir eser. Aynı zamanda; insanlığın görünmeyen korkularının, iktidar biçimlerinin ve medeniyet adı altında kurduğu baskı düzeninin anatomisini çıkaran kültürel bir otopsi niteliği taşıyor. Bedenin aslında hiçbir çağda bireye tam anlamıyla ait olmadığı çarpıcı örneklerle anlatıyor. Din, bedeni günahın taşıyıcısı olarak damgalıyor, saray asalet göstergesine dönüştürüyor, savaş parçalanabilir bir nesneye indiriyor, toplum ise onu sürekli biçimlendirilmesi gereken bir vitrine çeviriyor. Eser, bedenin tarih boyunca yalnızca etten oluşan biyolojik bir yapı değil, aynı zamanda iktidarın üzerinde yazı yazdığı bir “metin” olduğunu göstermesi; yürüyüş biçiminden bakışa, temizlik anlayışından giyim kuşama kadar her detayın aslında dönemin ideolojisini taşıdığını hissettiriyor. Özellikle Orta Çağ’dan Rönesans’a geçişte bedenin Tanrı korkusuyla bastırılan bir varlıktan estetik ve dünyevi hazların merkezine dönüşmesi, insanın özgürleşmesi gibi görünse de, kitabın alt metni bunun başka bir denetim biçimi olduğunu sezdiriyor; beden kilisenin değil toplumun, modanın ve statünün kontrolüne giriyor. Kitapta hijyen kavramının doğuşu bile yalnızca sağlıkla açıklanmıyor; temiz bedenin aynı zamanda “uygar”, kirli bedenin ise “aşağı” kabul edilmesi üzerinden sınıfsal ayrımların nasıl üretildiği gösteriliyor. Tarihte güzellik anlayışlarının değişimini anlatırken bile aslında toplumların insanı nasıl kategorilere ayırdığını anlatıyor. İnsanların kendi bedenleriyle kurdukları ilişkinin bile kendilerine ait olmadığını sarsıcı bir üslupla anlatıyor. Utanma duygusundan, oturuş biçimine kadar öğretilen her şey, bireyin doğal hâlini bastırıp toplumsal düzene uygun bir forma sokuyor. Yazarların dili son derece
1000Kitap
Bedenin Tarihi - 1Alain Corbin · Alfa Yayınları · 2021122 okunma
Yaramaz Bir Çocuk Değil Yorulmuş Bir Kalp
10/10
·184 syf.··
2026 54. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 14:29
Bu romanı bitirdiğimde yaramaz bir çocuğun hikayesi ile baş başa kalmadım çok erken yorulmuş bir çocuğun iç sesini duydum sürekli. Zeze’ye dışarıdan bakan herkes onun haylazlığını görüyor ama kitap bana bunun çoğu zaman görünmek fark edilmek ve biraz olsun sevilmek için açılmış yanlış kapılar olduğunu düşündürdü. Bana göre romanın en güçlü yanı çocuğu kusursuz masumiyet diye parlatmaması. Zeze hem haşarı hem kırılgan hem çok zeki hem de çok yalnız. Tam da bu yüzden gerçek geliyordu. Kitabın çocukluk temasını ele alış biçimini çok samimi buldum hatta hayran kaldım. Çocukluk burada masum masallarla süslenmiş bir dönem değildi. Oyun var hayal var yeri geliyor kahkaha bile var ama bütün bunların üstünde sürekli hissedilen bir huzursuzluk da vardı. Zeze’nin en büyük şanssızlığı sadece fakir bir ailede büyümesi değildi çocuk gibi davranabileceği güvenli bir alanının olmaması. Evdeki öfke yorgunluk çaresizlik ne varsa dönüp dolaşıp ona çarpıyor bu yüzden kitap boyunca bir çocuğun nasıl yavaş yavaş içine kapandığını hissediyordum. Beni en çok etkileyen şeylerden biri de Zeze’nin gördüğü şiddeti bazen normal bir şeymiş gibi kabullenmesi oldu. Dayak yediği zaten ağır ama asıl can yakan taraf onun bazen bunu hak ettiğini düşünmesiydi. İşte kitap burada içinizi parçalayıp işliyor. Çünkü bir çocuğun kendisine yapılan kötülüğü kendi suçu sanacak noktaya gelmesi gerçekten çok çok acı. Okurken bazı yerlerde durup düşündüm bi sigara yakıp geri döndüm kitaba sevgi görmeyen bir çocuk zamanla kendisini de sevmemeye başlıyor. İnsanlar bazen acıdan sessizleşirmiş ahh Zeze :( Kitapta yoksulluk sadece arka planda duran bir detay değildi her satırın içinde yaşayan bir şey gibi. Bir oyuncak bir ayakkabı bir sigara parası bile mesele oluyor. Ama bence kitap sadece fakirlik anlatmıyor. Asıl
Alıntı
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,2bin okunma
Reklam
Reklam