Ülkeler arasındaki zenginlik ya da fakirlik, coğrafyadan ya da kültürden doğan önceden yazılmış kaderler değildir. Onun yerine, bazı ülkelerin diğerlerinden daha iyi durumda olmasının asıl sebebi kurumsal tutumlarıdır. Bu genelde yüzyıllarca süren, tarihin akışı tarafindan şekillendirilir. Bir ülkenin kurumlarının doğası, yani onlarin kapsayıcı mı yoksa dışlayıcı mı, sömürücü mü olduğu, ülkenin refahını belirleyen şeydir. Bu eğilimlere, sıkıntılı ülkelerin kurumları hedef alınarak karşı çıkılabilir.
Cahillik hipotezi, kültürel hipotez ile benzer alanlarda işlev gösterir.
Fakirliğin, ekonomik büyümeyi destekleyebilecek politikalar hakkındaki bilginin yoksunlugundan kaynaklandığını savunur.