Kitabın genelinde ters köşeler vardı ama sonlardaki birkaç ters köşe önceden filmlerini izlemiş olmama rağmen beni çok etkiledi. Spoiler vermeden açıklamak çok zor o yüzden böyle deyip geçiyorum.
Birbirine onlarca yıldır düşman olan iki ailenin çocukları birbirine aşık olur. Bu kitapta da bu iki gencin hikayesi anlatılır. Böyle deyince çok sıradan mı oldu? Evet çok sıradan. Bu yüzden şöyle bir söz var: "Bir yapıtın ölmezliği işin öyküsünde değil, o öykünün yazarı tarafından ele alınışında var olur". Romeo ve Juliet hem bu sözün, hem de Shakespeare'ın büyüklüğünün kanıtı işte.
.
Normalde incelemelerimde yazar ile ilgili yorumlarımı da yaparım ama söz konusu Shakespeare olunca iş değişiyor. Bu adam belki de dünyada hakkında en çok araştırma yapılıp, en çok konuşulan, en çok yazılan yazardır. Dolayısıyla Shakespeare konusuna çok fazla girmeyeceğim. Sadece İngiliz tarihinin en önemli yazarı olduğunu, sadece eser yazmakla kalmayıp, İngilizce'ye günümüzde herkesin kullandığı kelimeleri de kattığını ve dilin gelişiminde fazlasıyla etkili olduğunu söylesem yeterli sanırım. Şu an insanların günlük hayatta kullandığı kelimelerden birkaçı hiç ortada yokken Shakespeare eserlerinde kullanarak onları İngiliz diline katmış. Havaya bakın.
.
Tekrardan kitaba dönelim. Normalde zor kitap yoktur ama Shakespeare, Homeros gibi insanların kaleminden çıkan eserler bu durumun istismasıdır. Çünkü çeviri yaparken eserin doğal yapısını bozmadan çevirmek zorundasınız. Bu da hem kelime seçimini, hem de anlam bütünlüğünü bozmadan çevirmeyi zorlaştırıyor. Bu yüzden olabildiğince yavaş ve sindirerek okunmasını öneririm. Tiyatro metinlerine ve bu tarz yazarların diline alışıksanız bu eser sizi zorlamayacaktır zaten.
.
Kitabı eleştirerek yorumuma başlamak istiyorum. Eser tartışmaya yer bırakmayacak kadar net bir şekilde beyaz ırk üstünlüğünü savunuyor. Yazıldığı dönemde yaşasaydınız bu size gayet normal gelecekti, fakat günümüzde bunun normal olmadığı çoktan anlaşılmış durumda. Beyaz insanların siyah insanları yönetmesinin, onları ezmesinin, onlardan daha üstün olduğunun gayet normal olarak gösterildiği, hatta övüldüğü bir kitap Robinson Crusoe. Zaten kitabın profesyoneller tarafından yapılan eleştirilerinin büyük kısmında, kitabın yazılış amacının Avrupalılar tarafından Afrika ve diğer kıtaların yerlilerine yapılan sömürgeciliğin meşrulaştırılması ve takdir edilmesi olduğunu görürsünüz.
Daniel Defoe, siyah insanın hayvansı ve yamyam olduğunu, beyaz insanın yönetimine ihtiyaç duyduğunu, beyaz insan olmasa daha da hayvanlaşacağını o kadar kaliteli bir şekilde anlatır ki; yeterli bilgi birikimi ve yeterince geniş perspektifi olmayan insanlar aslında kitaptaki söylemlerin tabiri caizse "ırkçı" olduğunu anlamadan kitabı bitirir ve rafına koyar.
Eleştiriyi bir kenara bırakırsam, Robinson Crusoe hem dünya hem İngiliz Edebiyatı için çok önemli bir eser. Okullarımızda kısaltılmış versiyonunun sıradan bir macera kitabı gibi okutulmasına karşın, düşünüldüğü kadar sıradan bir eser olmadığı kanısındayım. Yine de okurken zaman zaman sıkılabilirsiniz çünkü kitap tarihteki ilk düz yazı örneklerinden biri olduğu için yazarlar henüz bu tarz eserlerde tecrübeli değillerdi. Birazcık da ne tarz kitaplar sevdiğinize bağlı. Kitabın içeriğine bakmadan, fikir sahibi olmak için herkesin okuması gerekli bence.