zehra

Hayatınızın bir döneminde astronot olmak gibi bir hayal kurmuş muydunuz ?
7/10
·272 syf.·
2020 4. kitabı
Merakla takip ettiğimiz uzay çalışmaları, bu alanda yapılan atılımlar her zaman çağımızın çok ötesindeymiş gibi gelir. Başta Uluslararası Uzay İstasyonu gibi, dünyanın yörüngesinde turlayan devasa laboratuvar (ISS), mekikler, uydular, roketler, insansız keşif araçları gibi mühendislik harikası araçlara hep bir merak bir heyecanla yaklaşırız. Biz Dünyada bu araçlarla ilgili haberleri takip edip, okuyorken peki ya uzayda işler nasıl yürüyor dersiniz ? Uzay kokuyor mu ? Dünyada etkisinden bir türlü kurtulamadığımız yer çekimi uzayda da var mı ? Dünyada hiçbir şekilde bağlantısını kaybetmek istemediğimiz internet uzayda ne kadar hızlı ? Astronotlar uzay yürüyüşü esnasında bir şey yiyebilir mi ? Uzay istasyonundan düşerlerse ne olur ? Astronotlar uzayda kıyafetlerini nasıl yıkıyorlar ? ISS’ de kalpleri Dünya’daki gibi mi atıyor? Aralık 2015’ te ISS’ yi ziyaret eden ilk İngiliz astronotu olan Tim Peake uzaydaki görevi bittikten sonra her yaştan insanın uzay ile ilgili sorularını sosyal medya aracılığıyla bir araya getirip ve bunları belli başlıklar altında derleyip gayet açık anlaşılır dille açıklığa kavuşturduğu kitaptır kendileri. Gezegenimizi geride bırakmak, uzay harikalarını keşfetmek ve kitap çizimleri sayesinde zihninizde uzayda yaşamın garip ve harika tuhaflıklarını görselleştirmek isterseniz bu kitabı kesinlikle tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim :)
Bilim
Bir Astronota SorunTim Peake · Martı Yayınları · 2019146 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Zaman Yolcusu Kalmasıın !
9/10
·245 syf.·
2020 1. kitabı
Zaman makinesi nasıl yapılır ? Bir insan zamanda yolculuk etmeyi neden ister ? Yolculuk edeceğimiz evren nasıl bir şey ? Tüm bunların ortaya çıkış kaynağı olan ‘zaman’ nedir ? Bunu kolay ve basit bir dille kim açıklayabilir ki ? Eğer kimse sormazsa, zamanın ne olduğunu gayet iyi biliriz lakin birisine anlatmaya kalkışacaksak, tıkanıp kalırız. Prensipte yıl, ay ve gün doğal zaman birimleridir. Dünya Güneş etrafındaki dönüşünü bir kez tamamlayınca “yıl”, Ay tüm evrelerini tamamlayınca “ay”, Dünya kendi etrafındaki dönüşünü tamamlayınca da “gün” olur. Günün 24 saat oluşu da Mısırlılardan gelir. (Mısırlıların gündüzü ve geceyi on iki saate bölen uygulamaları varmış zamanında.) Saatin dakikalara bölünmesine kadar inelim. Bunu da Babillere borçluyuz. (Sümerlerden miras aldıkları 60 sayısını temel alan sayısal sistem kullanmakta imişler.) Saat, gün, ay, yıl hallettik buraları hocam. Tanımlamaları iyi hoş yaptık amma zamana dair yine net bir şey yok elde avuçta olamaz da zaten. Sebep ? Sebebi bildiğimiz üzere zamanın göreceli olması.. Göreceli zaman derken öznel saatten bahsediyoruz, o da tam bir dönek. Misal, normalde 45 dakika süren konferans sizin için 3 saatmiş gibi geçmiş olabilir. Bu da zamanın karmaşıklığını gözler önüne seriyor. Tamam zamanı rafa kaldıralım ve yolculuğa geçelim. Peki biz nerde yol alacağız ? Elbette evrende. Evren hani şu uçsuz bucaksız, gittikçe genişleyen. İçinde yaşadığımız evren. Ne kadar tanıyoruz ki sahi kendisini, neredeyse hiç. Hafiften göz atıp çıkalım evrene, tanımına.. Uzay ve uzayda bulunan tüm madde ve enerji biçimlerini içeren bütünün adıdır ve elimizde bir değil tamı tamına iki modeli vardır. Bunlardan birisi Blok evren. Blok evrene göre geçmiş, şimdi ve gelecek olarak gördüklerimiz arasında bir fark yok. Hepsi aynı anda başlayıp son
Bilim
Zaman Makinesi Nasıl Yapılır?Brian Clegg · Turkuvaz Yayınevi · 201963 okunma
Pollyannalar Kassandralara Karşı
9/10
·132 syf.·
2019 30. kitabı
Sosyal, ekonomik, teknoloji konuların baz alındığı Munk Münazaralarından birisinin kitaplaştırılmış hali. Kitabı daha net anlamak adına biraz Munk Münazaralarından bahsedelim hocam. Munk Münazarası dediğimiz şey de ne ola ki ? Toronto'da yılda iki kez düzenlenmekte olan münazaraların gayesi insanlara bir olayın iki tarafını da alanında uzman kişilerin bakış açıları ve bilgileri ile aktarıp insanların bu konuda hangi tarafta durmak istediklerini düşünmelerini sağlamak. Münazaraların video kayıtlarına ücretsiz üye olabileceğiniz kendi internet sitelerinden, Youtube veya Spotify platformlarından erişilebiliyor. Münazaraların Türkçe dil seçeneği bulunmuyor maalesef. Kitabın genel yapısına geçelim o vakit. Kitaplaştırılmış olan münazarada dört konuşmacı ve bir moderatör bulunuyor. İki konuşmacı gelecek daha güzel günler getirecek önermesini savunuyorken diğer iki konuşmacı da karşıt görüşü savunuyor. Münazaranın ilk oturumunda her bir konuşmacı kendi fikrini 8 dakikalık süre zarfında açıklıyor. Münazaranın ikinci oturumunda taraflar birbirlerine sorular soruyor. Serbest oturum adını verdikleri bir sonraki oturumda taraflar birbirleriyle münakaşa ediyor. Her bir konuşmacı saygı çerçevesinde kendi fikirlerini dile getiriyor ve zaman zaman hoş, güzel atışmalara şahit olunuyor. Son oturumda ise seyircileri ikna edecek biçimde kendi görüşlerinin savunmalarını yapıyor ve 1.30 saatlik münazara sona eriyor. Kitap burada bitmiyor. Devamında münazaradan önce her bir konuşmacı ile yapılmış kısa röportajlar yer alıyor. Tamam onu anladık da kim ulan bu alanında uzman kişiler ? Uzman olduğunu nerdeen biliyoruz ? Fikirlerini baştan savma şekilde dile getiriyorlarsa ne diye boşa vakit kaybedelim, derseniz eğer. Detaylara boğulmadan biraz tanıyalım konuşmacıları, dileyen eklemiş
Teknoloji
Gelecek Daha Güzel Günler Mi Getirecek?Alain de Botton · Domingo Yayınevi · 2017397 okunma
Çok bilinmeyenli çok denklem
8/10
·378 syf.·
2019 28. kitabı
Yazarımız soruyor ki; “Fizyolojik ve ruhi oluşumuzda mücadeleyi, gayreti ve ızdırabı yok etmek mümkün müdür?” Ben de soruyorum ki; “Böyle bir şeyin mümkün olmasını ister miyiz ?” Cesur Yeni Dünya kitabını hatırladık mı ? Mutluluk ve tatmin üzerine dizayn edilmiş, endişe duymayan, üzülmeyen bir dünyada yaşamak, acı hissettiğimizde kafaya diktiğimiz bir soma ile unutuvermek, harbiden ister miyiz böyle bir yaşam ? Dosto Amcamız "Beni korkutan tek bir şey var: Acılarıma değmemek.” diyor. Haklı mı ? Peki ya hepsinden evvel ‘insan nedir’ diye sorsam ? Kimiz biz, neyiz, sırf mutluluktan hoşnut olmayan, acı da gerek bize, acısız yaşanır mı abi diye sahip olduğumuz psikopatça düşüncemiz nereden geliyor ? İşin özü, son derece kompleks bir varlığız hocam. Yaşadığı, büyüdüğü ortama göre yediğine içtiğine göre değişkenlik gösteren tuhaf bir yaratığız. Tek bir bilim altında incelenmek tarzımız değil. Parçalanamaz bir bütünüz nihayetinde. Her bir ilim kendi objesinde açıklamaya çalışıyor, pek bir şey de veremiyor ama deniyor en azından. İnsanlar çok bilinmeyenli çok denklem misali. Bazı insanlar var ki kendini merak edip araştırmak, keşfetmek yerine ot gibi yaşayıp gidiyor. Düşünmek zor zanaat diyeceğim lakin takdire değer bir enerji de sarf etmiyoruz bu eylemi gerçekleştirirken. Enerji kullanımına yapılan zamlar yüzünden tasarruf modunda kullanmayı tercih ediyoruz sanırım. Bir de yaşadığımız toplumda kendini bilen, yüksek farkındalığa sahip insan modeli yerilmekte, hatta kimi zaman deli muamelesi ile karşılanmakta iken neden böyle bir işe kalkışalım ki orası da ayrı mesele. Pohpohlanıp göklere çıkarılmak varken… Nerede kalmıştık hocam? Hah evet insan demiştik.. Hiç yol almamışız ya neyse. İnsan sadece gözün görebildiği görüntüden, tenden,
1000Kitap
İnsan Denen MeçhulAlexis Carrel · Timaş Yayınları · 1998694 okunma
Ben dünyayı gezmeye gidiyorum.
9/10
·46 syf.·
2019 18. kitabı
Yazar Hakkında Şahlık rejiminin muhalif yazarı Samed Behrengi, 1939 yılında Azerbaycan Tebriz’de doğdu. Aslen İranlıdır. Azeri halk efsanesinden esinlenerek “Talkhun” müstear ismini kullandı. Masalları derleyip, çocuk öyküleri yazdı. Zamanında Şah yönetimine karşıydı. Bunun için hikaye ve masallar yazarak başkaldırdı. İdealist bir öğretmen olan Samed Behrengi eleştirilerin odağında kaldı. 1968 yılında daha 29 yaşında iken Aras Nehri’nin sularında yaşamını yitirdi. Kimilerine göre boğulmuştur, kimilerine göre ise cesur açıklamaları yüzünden Şah yönetiminin gizli polis örgütü tarafından suikasta kurban gitmiştir. Kitap Hakkında Ülkemizde ilk kez 1975 yılında basılmıştır. Çocuk kitapları arasında yer alan masal kitabıdır. Çocuk kitabı, masal kitabı diyip geçmemekte fayda var. Öğüt dolu, adaleti ve eşitliği sorgulayan alıntılar var. Öyle ki 12 Eylül Darbesi sürecinde ülkemizde yasaklanmış bir kitaptır. Hatta, yazarın büyüdüğü yaşamını geçirdiği ve sonlandırdığı ülkesi İran’da hala yasaklıdır. Bir yelda gecesi yani Dünya’nın en uzun gecesi Balık Nine, etrafındaki on iki bin balığa anlatıyor bizim Küçük Kara Balık’ın hikayesini. Daha düne kadar annesi ile beraber takılırken, dolaşmalara çıkarken küçük su akıntılarında bugün dünyayı tanımaya karar vererek, annesinin, tabi olmazsa olmaz komşusunun ve çevresinin türlü söylemlerine, korkutmalarına rağmen hayalini gerçekleştirmeye, hedefine doğru emin kuyruk salınımları ve yüzgeç kontrolleriyle yol alıp başlıyor macerasına. Yol boyunca kendini beğenmiş kurbağalarla, kahramanımızı yemek için türlü türlü tatlı diller döken yengeçle, maceraperestimize tehlikelerden koruması için hançer vererek yardımcı olan kertenkeleyle ve birçok hayvan ile karşılaşıp tanışık oluyor. Her birinden iyisiyle kötüsüyle bir şeyler kapıyor. Ne var
Küçük Kara BalıkSamed Behrengi · Karbon Kitaplar · 201936,8bin okunma