Herkes korkarak hicret ederlerken, Hz. Ömer hicretinin hemen öncesinde Kâbe’nin avlusunda Mekkelilere şöyle haykırmıştır: “Ey Kureyş topluluğu! Ben yarın bir grup Müslüman ile Yesrib’e hicret ediyorum. Hanımını dul, çocuklarını yetim, anasını evlat acısı içerisinde bırakmak isteyen varsa, yarın gelsin bana engel olsun.”
Yollar.
Ah, bu yollar!.
Üveys-i Karanî'nin, Cüneyd-i Bağdadî'nin, Bayezid-i Bestamî'nin, Hallac-ı Mansur'un, Abdülkadir Geylânî'nin, Ahmed Rüfaî'nin, Muhyiddin-i Arabî'nin, Mevlâna Celaleddin-i Rûmî'nin, Bahaeddin Nakşıbend'in, İmam-ı Rabbanî'nin, Hâlid-i Bağdadi'nin, Hacı Bektaş-ı Veli'nin, Akşemşeddin'in, Aziz Mahmud Hüdayi'nın, bütün bu hazretlerin ve onlara bağlıların ve daha nice uluların yolları. .
Feridüddin Attar da buyurdu ki:
«Evliyâdan bir gurup var ki, onlara, «Üveysî» derler. Onları, Kâinatın Efendisi, Allah Resulü kendi kucağında, bizzat kendi lûtfuyla, zahiri bir vasıta olmaksızın besleyip
yetiştirir ve terbiye eder. Üveys El- Karanî onlardandır. Bu mertebe öyle büyük, öyle
yüksek bir mertebedir ki, o dereceye ulaşmak pek ender vâki olur. Abdulhâlik Gûcduvânî,
Bahâüddin Nak iben ve Ahmed Farûk (İmam Rabbanî) işte bu mertebeye erenlerdendir.
Onlar her ne kadar görünürde bu yolun nizamlandırıcısı iseler de hakikatte Üveysîdirler.»