10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 56. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 12:57
Babası şair ve eleştirmen, kız kardeşi ise Japonya'da ünlü bir karikatürist olan #BananaYoshimoto sanat fakültesinde edebiyat eğitimi alırken muz çiçeklerine olan sevgisinden dolayı "banana" takma adını kullanmaya başlayan Japon yazardır. Bu ismi sevimli ve androjen bulan yazarın asıl ismi ise Mohoko Yoshimoto dur. Yazarlık kariyerine garsonluk yaparken başlayan yazar ilk eseri #Mutfak ile hem uluslararası çok satanlar listesine girmiş hem de Japonya'nın en prestijli edebiyat ödüllerinden ikisini kazanmıştır. Ayrıca bu eseri için iki film uyarlaması da mevcuttur. Kurgularında aşkı dostluğu, kayıpların insan ruhunda oluşturduğu etkiyi, aile kavramı ve önemi gibi temaları kullanan yazar eserlerinde yemek ve rüyaları, anılar ve duygular ile ilişkilendirir. Ayrıca sanat alanında ilhamı kendi rüyalarından aldığını söyleyen Yoshimoto her zaman uyumak ve rüyalar ile dolu bir hayat istediğini de belirtmiştir. Çağdaş Japon edebiyatının en özgün ve sarsıcı metinlerinden biri olarak görülen Mutfak da; genç yaşında son akrabası olan büyükannesinin kaybına alışmaya çalışan, mutfağa olan sevgisinden dolayı aşçılık öğretmenliği asistanı olan Mikage Sakurai nin yemek ve aşk arasındaki duygu karmaşasını anlatıyor. Büyükannesinin ölümünden sonra, onun çiçekçi dükkanında dost olduğu Yuichi nin yas sürecine destek olma fikrini kabul eden Sakurai, o ve transeksüel annesi Eriko'nun yanına taşınır. 6 ay boyunca Yuichi ve Eriko ile neredeyse bir aile olarak yaşar ve Yuichi ye karşı karmaşık duygular besler ama bunu anlamlandıramadığı için Izu'ya gidilecek iş teklifini kabul eder. Ayrılık sürecinde Eriko'nun trajik ölümünü öğrenince Yuichi ye destek olmak için geri döner ve ona olan hisleri ile yüzleşir. Kitapta ayrıca erkek arkadaşını trafik kazasında kaybeden ve yas sürecinde Urara
KitchenBanana Yoshimoto · Faber and Faber · 2018811 okunma
Puan vermedi·16 syf.·
2026 87. kitabı
Anne güvercinin yaramaz yavru güvercinlerini uyutmak için anlattığı, büyükbabalarının aydedeye yolculuğu masalı... Büyükbabaları onlar gibi minik bir yavruyken aydede ona gülümsemiş ve o da aydedeye gitmek istemiş. Babası çok küçük olduğu için aya uçamayacağını söyleyip izin vermemiş ama bir bulut ve kıyrukluyıldız sayesinde büyükbaba güvercin aydedeye ulaşmış. Döndüğünde de kendini yatağında bulmuş. Masal bitmeden yavru güvercinler uyuyakalmış, anne güvercin de bu masalı düşünerek uykuya dalmış. Ben pek beğenmesem de çocuklar sevebilir gibi... Ama çizimleri yine hoşuma gitmedi. Kötü değil aslında ama çocuksuluğu mu az, bilemedim. Masala gelince... o da çok ahım şahım bir içeriğe sahip değil. Çocuklara bir şey katar mı, belki biraz hayal gücü... Uzaylı çizimi bazı çocuklar için ürkütücü gelebilir ama. Ürkütücü değilse de sevimsizdi bence. Bu serinin resimlerini sevemedim. Diğer hikâyelere göre içeriği de boş geldi. Yaramaz yavru güvercinler gibi uyumak bilmeyen çocukların ilgisini çeker mi, emin değilim. Çok daha güzel kitaplar var, bence onlara öncelik verilmeli. :)
Aydede Kime Gülümsüyor?E. Murat Yığcı · Caretta Çocuk Yayınları · 20013 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·517 syf.··
2026 1. kitabı
Ne çok uyuduğunu ve buna rağmen ne çok uyumak istediğini fark etti. Halbuki eskiden uykudan nefret ederdi. O zamanlar uyku, hayatının kıymetli anlarını çalıyordu. Yirmi dört saatte dört saat uyku, dört saatlik hayatın elinden alıınması demekti. Nasıl da çok görürdü uykuyu! Oysa şimdi çok gördüğü şey hayattı artık. Hayat güzel değildi; tatsızdı, acıydı. En vahimi de buydu. Yaşamayı arzu etmeyen bir hayat, sona erme yoluna girmiş demektir
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
Puan vermedi·320 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
57 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 17:33
Johann Hari, dikkat eksikliğinin ya da dağınıklığının sadece bireysel bir sorun olmadığını savunuyor bu kitabında. "Neden eskisi gibi odaklanamıyoruz?" sorusunun başlıca nedenleri bulunuyor ve bunlar tek başına sebep olmuyor. Yazar bu sonuca varmak için dünyanın her yerinden uzmanlarla, bilim insanlarıyla görüşmüş ve bir araştırma yürütmüş. Dikkatimizi çalan temel unsurlar; • Teknoloji • Çoklu görev yanılgısı • Uykusuzluk ve yorgunluk • Beslenme ve çevre kirliliği Çocuklarda da bu durum artık DEHB olarak adlandırılıyor ve bunu önlemek mümkün. • Telefon kullanımını sınırlandırmak • Daha fazla uyumak • Doğada vakit geçirmek • Sosyal medyayı bilinçli kullanmak. ✓ Odaklanamıyorsanız kendinizi suçlamayı bırakın. Sistem tam olarak odaklanmamanız üzerine kuruldu. Ancak bu durumu tersine çevirmek ve dikkatimizi geri toplamak için hem bireysel alışkanlıklarımızı değiştirmeli hem de bilinç oluşturmalıyız. Keyifli okumalar dilerim.
1000Kitap
Çalınan DikkatJohann Hari · Metis Yayınları · 20245,3bin okunma
Puan vermedi·180 syf.··
2026 21. kitabı
Murakami den okuduğum ikinci kitap. İlk okuduğum kitap, yazarlığa yeni başladığı “rüzgarın şarkısını dinle” eseriydi. Kitap bana çok geçmemişti o yüzden ikinci bir kitabını okuma kararı aldım. Bu kitapla da anladığım üzere yazarın kitaplarında bir sonuca varmaya çalışmamalıyım. Hikayede bir sonuç için beklememeli, okuduğum satırların anlık keyfini çıkarmalıyım. “Karanlıktan Sonra “ kitabında uyku ve uyanıklık arasında, Mari ve Eri adlı iki kız kardeşin etrafında şekillenen bir hikaye okuyoruz. Mari uykudan kaçıp gece karanlığına sığınıyor, Eri hayatın gerçekliğinden kaçıp uykuya sığınıyor. Yan karakterlerşe de desteklenen güzel bir kitap. Peki gece sadece uyumak için mi var? Yoksa gecenin karanlığında gerçekleşen, yaşayan, saklanan şeylerde mi var sorusunu akla getiriyor kitap.
Karanlıktan SonraHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20175,2bin okunma
Yabancı: Absürdizm,Yabancılaşma ve Bireyin Toplumla Çatışması
8/10
·128 syf.··
2026 31. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 15:30
Bundan yıllar önce Camus’nün Yabancı romanını üniversitede edebiyat ve felsefe dersimizde okuyup üzerine konuşmuş ve incelemeler yazmıştık. Bu seferki okumamda da eser hakkındaki fikirlerim büyük ölçüde değişmediği için kendi incelememi kısaltarak bir kısmının çevirisini buraya bırakıyorum. Başkahraman Meursault, toplumun yerleşik normlarına karşı oldukça kayıtsız bir karakterdir. Hayatı sürekli sorgulamaz; yaşamında meydana gelen olayları olduğu gibi kabul eder. Roman iki bölümden oluşur. İlk bölüm bir ölüm haberiyle başlar. Meursault annesinin öldüğünü öğrenir. Ancak bu haber karşısında büyük bir üzüntü ya da şok yaşamaz. Annesinin cenazesi sırasında kahve içer ve uyumak ister. Daha sonra Marie ile bir ilişkiye başlar ve annesinin cenazesinden hemen sonraki gün onunla sinemaya gider. Meursault’nun bu tavrı, Camus’nün ölüm anlayışıyla ilişkilendirilebilir. Camus’ye göre yaşamın kendisinde önceden verilmiş bir anlam yoktur; ancak bütün bu anlamsızlık içinde kesin olan tek gerçek ölümdür. Ölüm, yaşamın kaçınılmaz ve nihai sonucudur. Bu nedenle insanlar yaşadıkları sürece hayatın güzelliklerini deneyimlemeli ve yaşamlarını değerli kılmalıdırlar. Camus, ölümden sonra bir yaşam olduğuna inanmaz. Ona göre insanın görevi, ölümün kaçınılmazlığı karşısında özgürlük, tutku ve başkaldırıyla yaşamaktır. Bu nedenle Tanrı’ya inanmaz ve evrenin Tanrı tarafından yaratıldığı düşüncesini kabul etmeyi bir tür “felsefi intihar” olarak değerlendirir. Bu bakış açısı doğrultusunda Meursault, annesinin cenazesinde son derece sakin ve duygusuz görünür. Karakter, Camus’nün absürdizm anlayışını yansıtan bir yaşam görüşüne sahiptir. Toplumdaki diğer insanlarla aynı duyguları ve ahlaki değerleri paylaşmaz. Bu nedenle insanlar tarafından soğukkanlı ve duyarsız olarak görülür. Sonuç olarak
Alıntı
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2019137,5bin okunma