Okudum okumasına ama dayanamayıp yarıda bıraktım... Gülseren Budayıcıoğlu kitap setini bilirsiniz. Heh işte ona verdiğim paraya yazık...
Ama görün bakın bu kitabında dizisi çıkar.
Ben buradayım sevgili yazarım, sen neredesin acaba?
Keşke ömrün yetseydi, daha çok yazabilseydin.
Şu an gerçekten de sana güzel bir söz söyleyebilmek için on bin kitap okumuş olmayı isterdim ama - maalesef ki- az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek...
Seni tanıdığıma çok sevindim, kendi çapımda.
Oğuz Atay'ın okuyabileceğim kitap sayısı azaldıkça içime çöken huzursuzluğu ve beraberinde gelen mutsuzluğu tarif edemiyorum.. Evet bu inceleme bu kadardı. Kendinize iyi bakın
Aslında kitabın içinde çok farklı ve okurken merak edeceğiniz 3 hikaye var ama yazarın dili o kadar sade ve düz ki bu hikayeler sıradanlaşmış dahası biraz sıkıcılaşmış. Ne var ki okumak istediğinizde hikaye sizi bir şekilde alıyor.
Kitaplara tıpkı sinemalardaki gibi bir yaş sınırı konulmalı. Örneğin, bu kitabı 18 yaş altı okumamalı. 15 yaşındaki bir genç kitabı alıp, okuyup bir de etkilenirse her şeyden önce mental durumu nasıl olur, bundan sonra hayata nasıl bir perspektiften bakar, zaten arayış içinde olduğu o yaşlarda, o hikayelerden birinde kendini bulur mu... Muamma
Tabii canımı sıkan bir diğer konu da fahişeliğin ayrı bir renginin, eşcinselliğin ayrı bir renginin, mazoşizmin ayrı bir renginin olması. Neden fahişeliğin rengi kırmızı olsun ki? Bu algıya ne gerek var. Kitap dediğin algıyı açar, kişinin perspektifini geliştirir ama bu kitap ne yapıyor... Eşcinselliğin rengi gri.. Hadi ordan
Günahın Üç RengiGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 201916,5bin okunma
Büşra Yılmaz'ın hemen hemen her kitabını çıktığı ilk zamanlarda, ilk alanlardan biri olduğumu hatırlıyorum. Şimdilerde halen hangi kafayla bana hiçbir şey katmayan kitapları okuduğumu sorguluyorum ama kitaplıktan da atmıyorum. Tuhaf bir durum...