"Sadece senin yörüngende olmak bile hayatımı güzelleştiriyor. Dünyamızı boyadığın rengi görmek. Herkese nasıl değer verdiğini. Kardeşlerimi nasıl iyileştirdiğini . Onları tekrar bütün hale getirdigini. Sana nasıl aşık olmayayım ki?"
"Aşk çok korkunç bir şey. Ama gel birlikte korkalım."
Ember Hollow Ejderhaları serisinin üçüncü ve serinin son kitabı Alevlerin Şafağı, Hayden'ı kimin kaçırdığını görmemiz ile başlıyor. Hem beklenmedik biri hem de tehlikeli ve kurnaz birinin eline düşüyor. Hayden'ı kaçırma sebebi onu istediği bir amaç için kullanmaktı. Hayden eşlerinden uzak kaldığı için aralarındaki bağdan dolayı acı çekmeye başlıyor. Maddox, Knox,Easton ve Cillian Hayden'ı bulamadıkları için ne yapacaklarını bilemiyorlar. Açıkçası erkek karakterlerin hepsi ejderha ama doğru düzgün güçlerini ve kaynaklarını kullandıklarını göremedim.O esnada bir dost onlara yardıma geliyor ve Hayden'i kurtarıyorlar. Ondan sonra hem Hayden'ı kaçıran kişiyi bulmaya hem de Hayden'ı diğer düşmanlardan korumaya çalışıyorlar. Ortalama bir kitaptı benim için. Fantastik anlamında biraz daha detay görsem de bu kitapta yine de o yönde detaylı bulamadım. Hepsinin sonunda eş bağını tamamlaması güzel bir detaydı. Ve kitabın sonlarinda Hayden'ı biraz güçlü görmek iyiydi. Ters harem türünde güzel, özellikle Cillian ve Knox'un Hayden'a karşı davranışları cok güzel. Kafa yormayan ve kolay okunan bir seri. Yüksek beklentiyle başlamazsanız ve ters harem türünde kitaplar okumayı severseniz hoşunuza gidebilir.
Kitaba Puanım:7/10
"Ama kanatlanıp çekip gittiyse
Bir gecede ya da bir günde
Bir hayal uğruna, bir hiç uğruna;
Büsbütün kayboldu denir mi buna?
Gördüğümüz, göründüğümüz veya
Her şey rüya içindeki bir rüya."
E.A. Poe - Rüya İçinde Rüya
"Gözlerden uzaklaşınca dünyâ
Binbir geceden birinde gûyâ
Başlar rü'yâ içinde rü'yâ"
Yahya Kemal- Akşam Mûsıkîsi
Poe kıyıdadır şiirinde, dalgaların vurduğu ve suların uğuldayıp durduğu; Yahya Kemal Kandilli'de, artık ne gelenin ne de beklenenin olmadığı yerde...
İhtimal ki Yahya Kemal bu şiiri Mallarmé çevirsinden okumuştur, kesinlik ki muhakkak okumuştur. Öyle ki "Rüya İçinde Rüya"nın her dizesinde bir Yahya Kemal izleği bulmak mümkün görünüyor bana. Bin ikinci gecede ne olduğunu ne olunduğunu bilecek kadar, dalgalardan bir tanesini bile olsun kurtarmaya çalışacak kadar...
***
"Kanatları daha durgun bir saat
Ruhuma tüyünü yaydığı zaman-
Bu sınırlı vakti lir'le, ezgiyle
(Yasak olan şeylerle) geçirmeye
Yanaşmaz yüreğim, bunu suç sayar!
Teller uyum içinde titreşmedikçe."
E.A. Poe - Romans
Yine de hemen öncesinde gelen beş dizeyi eklemek lazım sanki:
" O ölümsüz Akbaba yılları, bak,
Gürültü ile şimşek çakıyor gibi
Sarsıyorlar göğün tepelerini
Bugün sizlere keyifli bir çocuk kitabı ile geldim. @yazarezgiyar ’ın yazdığı “Uçan Arkadaşım Sin”.
Çocuk edebiyatında her yaşa hitap edebilen, okurken yetişkinlerin de kendi çocukluk kırgınlıklarıyla yüzleşmesini sağlayan naif eserlerin yeri her zaman çok ayrıdır. Eğitimci Ezgi Yar’ın kalemiyle hayat bulan Uçan Arkadaşım Sin, tam olarak bu şefkatli atmosferi taşıyan, ilk sayfasından sonuna kadar kalbe dokunan bir büyüme ve iyileşme hikâyesi sunuyor.
Kitabın merkezinde; sessiz, kendi halinde, zeki ama arkadaş edinmekte zorlanan sarı saçlı bir çocuk olan Kartal yer alıyor. Günümüz dünyasında pek çok çocuğun ve ebeveynin en hassas sancılarından biri olan yalnızlık, akran zorbalığı ve dışlanma hissi, Kartal’ın dünyasında sesini duyuramama problemiyle somut bir ağırlığa dönüşüyor. Okulda ve evde adeta görünmez hissettiği, kırılgan dünyasında kabuğuna çekildiği o anlarda, hayatına küçücük ve sıra dışı bir dost dahil oluyor: bir sinek olan Sin. Bu sevimli sinek sadece konuşmakla kalmıyor; şakalar yapıyor, hatta muzipçe öğretmenlik bile taslıyor.
Hikâye ilerledikçe anlıyoruz ki Sin, aslında Kartal’ın yalnızlığının doğurduğu muazzam bir mucize, onun kendi iç dünyasındaki o saklı “cesaret sesi” ve özgüven yansıması. Kartal’ın hayvanlarla kurduğu o güçlü ama çevresince garipsenen bağ, Sin sayesinde gerçek dünyada bir köprüye dönüşüyor. Kartal, yavaş yavaş kabuğunu kırmaya başlıyor. Onun Özge ile kurduğu o sıcacık gerçek dostluk sayfaları ise hikâyeye çok güzel bir olgunluk katıyor. Yazar, hayali bir arkadaşlığın verdiği güçle gerçek dünyadaki dostluklara nasıl adım atılabileceğini harika özetlemiş.
Eserin en kıymetli yanlarından biri; akran zorbalığı, dışlanmışlık ve anlaşılmama gibi ağır temaları çocukların kalbini acıtmadan, önyargılardan uzak ve son derece etkileyici bir dille
Bugün sizlere ruhu dinlendiren bir kitapla geldim. @awordweaver94 ’in yazdığı “Dokuma Sözler”.
Kapağındaki o dingin, yemyeşil tablonun hissettirdiği huzuru sayfalarında da birebir yaşatan, adeta kelimelerle örülmüş çok zarif bir eser bu. Kitabı elinize aldığınızda kendinizi sadece şiirlerin ritmine bırakmıyorsunuz; aynı zamanda deneme tarzındaki o akıcı ve derin düzyazılarla da sakin bir iç yolculuğa çıkıyorsunuz. Yazarın, kitabın temel felsefesini oluşturan “Biz ürettikçe sanat doğuyor, sanat yaşadıkça insan kalıyoruz” sözü, her sayfada kendini ince ince hissettiriyor.
Kitapta öyle naif dokunuşlar var ki, gündelik hayatın koşturmacasında unuttuğumuz o sakinliği size yeniden hatırlatıyor. Örneğin “Rahatlık Rehberi” bölümünde, adalı yerel bir kardeşliği, kedilerin mırıltısı kadar sessiz varoluşları ve insanı içine çeken berrak manzaraları okurken adeta o huzurlu tablonun bir parçası oluyorsunuz.
Şiirlerinde ise hayatın içinden geçen, hepimizin kalbine değen çok tanıdık sorgulamalar saklı. “Geri Sayım Hayat” şiirindeki çocukluk özlemi, şans ve hayatın getirdiği o kaçınılmaz silleler o kadar samimi bir dille aktarılmış ki, okurken “Evet, tam olarak hissettiğim bu” diyorsunuz. “Suskun Çağrı”da geçen “Ressamın aziz rengi, şairin ilk kelimesi... Aynadaki hâlâ mesaj bekliyor senden” dizeleri ise kitabın o sanatla harmanlanmış derin felsefesini çok güzel özetliyor.
Ağdalı ve yorucu bir dilden tamamen uzak, kelimelerle aranıza hiç mesafe koymayan, çok içten bir dostla dertleşir gibi yazılmış bir kitap Dokuma Sözler. Hem şiirin o soyut dünyasında kaybolmak hem de denemelerin huzurlu sularında dinlenmek isteyenler için oldukça zarif bir okuma deneyimi sunuyor. İyilikle ve kitapla kalın.
SPOİLER İÇERİR!
Birinci kural: Kurallara uy.
Üçüncü kural: Babagoo her zaman haklıdır.
Dördüncü kural: Sadece Babagoo'ya inan.
Beşinci kural: Korkunç kulak ver.
Altıncı kural: Hiçbir işaretin olmaması bir işaret olabilir
Yedinci kural: Asla dolaba dokunma.
Sekizinci kural: Binlerce gün Dışarda'n gelmesem bile beni aramaya gelme.
Dokuzuncu kural: Açgöz gelince saklan.
Onuncu kural: Ortalıkta başıboş dolaşma.
On birinci kural: Şişen hayvanlardan uzak dur.
On ikinci kural: Asla duvarın üzerine çıkma.
On dördüncü kural: Günlük işleri tamamlamak gerekiyor.
On beşinci kural: İçeri'yi onun bizi koruduğu gibi koru.
On altıncı kural: Bıçağını unutma.
Yirmi birinci kural: İçerideki hayvanlara asla zarar verme.
Yirmi ikinci kural: Geceleri Yuva'dan çıkmak yok.
Yirmi dördüncü kural: Yükseklere çıkma.
Yirmi altıncı kural: Tuzakların görünmediğinden emin ol.
Yirmi yedinci kural: Kakaları bırak ama onları aynı yere yığma.
Yirmi sekizinci kural: Eğer bir Dışarılı seni görürse İçeri'den uzaklaş ve güvende olana kadar saklan.
Yirmi dokuzuncu kural: Bir Dışarılı seni yakalarsa boğazını kes, üzerini çöplerle ört. Sonra mümkün olduğu kadar hızlı ve dikkatli bir şekilde İçeri'ye dön.
Otuzuncu kural: Buzdolabının kapısını her zaman kapalı tut.
Babagoo, Landfill’i Dışarı'daki tehlikelerinden korumak için sert kurallar koyuyor ve ona dışarısı hakkında korkutucu hikayeler anlatıyor. Ancak Landfill büyüdükçe, her çocuk gibi sınırların ötesini merak etmeye, Babagoo’nun otoritesini ve "İçeri'yi ve bizi korumak için söylenen yalanları" sorgulamaya başlıyor.
...
Modern dünya bize sürekli tüketmeyi ve eskiyen her şeyi arkamıza bakmadan fırlatıp atmayı öğretiyor. Peki, bizim "çöp" deyip geçtiğimiz o atıklar, bir başkasının tüm evreni olsaydı? Darren Simpson, Çöpçüler romanında tam olarak bu sorunun
ÇöpçülerDarren Simpson · Genç Timaş Yayınları · 2020673 okunma
Hem eğlendiren hem düşündüren bir kitap olmuş kahkahalarla okuduğumuz eglendigimiz anlatımı komik bir kitap yigenimi ekrandan uzaklastiran bir kitap devamı gelmeli bence