9/10
·704 syf.··
2026 38. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 06:46
son kitapla beraber çoğu karakteri hem iç dünyaları hem geçmişleri bakımından yakından tanıma şansımız oldu. hemen her karakterin bir derinliği, kendilerine has hikayeleri ve içsel çatışmaları vardı. diğer bir yandan da bazı öğrenmeyi beklediğim soruların cevapsız kalması üzdü beni. geçmişini önceki kitaplardan az da olsa gördüğümüz için benim en çok okumak istediğim karakter holland’dı. kötü bir karakterin, okuyucuya empati yaptıracak ve hatta belki üzecek bir yolla, neden bu hale geldiğinin ve geçmişinin açıklanması çok klasik de olsa gerçekçidir. kimse saf kötü veya saf iyi değildir, kimse mükemmel olamaz. her karakterin kusurları vardır. diğer karakterlerin de zaman zaman yaptıkları hatalar ve kusurlarının yanı sıra holland’ın geçmişine de odaklanılması ilk kitaplardan bu yana beklediğim ve keyif aldığım bir nokta oldu. yine bitmesiyle beni boşluğa düşüren bir seri. yazarın kalemine ve evreni dokuyuşuna diyecek laf yok, devam serisini de tamamlanır tamamlanmaz almayı düşünüyorum.
Edebiyat
Işığın BüyüsüVictoria Schwab (V.E. Schwab) · Pegasus Yayınları · 202479 okunma
7/10
·560 syf.··
2026 10. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 20:31
İnceleme Spoiler İçerir Yazarın tüm kitaplarını okumuş ve Babil kitabı ile Haşhaş Savaşı serisini çok çok seven biri olarak bu kitabında sıkılmak beni üzdü. Kitap daha çıkmadan zaten çok patırtı koparmıştı. Bu kitabı okumadan şu şu kitapları, bu bu metinleri okuyun vs diye listeler falan paylaşılıyordu. İnsanda bu kadar dolu dolu, göndermeli bir kitabı dümdüz okursam bir şey anlamam diye düşünüyor. Ama alakası yok, Dante yada mitoloji hiç bir şey bilmeseniz de kurguyu anlayabilirsiniz. Tüm göndermelere hakim olmak zorunda hissetmediğiniz sürece sorun yaşamazsın. Kurguya gelecek olursak yazarın mutsuz/gri sonları meşhur olduğu için hep Peter'ın eninde sonunda öleceğini bekliyordum, asıl beklemediğim geri dönmesi oldu. Yani yazar mutlu sonla beni şaşırttı, hiç onluk değildi sanki. Hikaye aslından fikren cok güzeldi, büyü sistemi de ilginçti, özgündü kabul. Ama bize büyünün nasıl işlediğini anlatıp sonra su paradoksu kullanacağım diyip geçse mesela çok daha akıcı olurdu kitap. Sürekli bir bilgi bombardımanına tutuldum sanki. Başlarda bir iki bu nedir diye bakayım dedim ama sonu bucağı gelmiyor, bir de yazar zaten kitapta uzun uzun açıklıyor sürekli. Cehennem katmanları, tasvirleri güzeldi ancak yolculuk çok uzadı gibi. Olaylar kısa sürede gerçekleşiyor aslında ama çok ayrıntı okuyoruz, yoruyor. Yine yazarın başka bir imzası da gri/anti kahramanları ana karakter yapmasıdır. Ben şimdiye kadar bir şekilde gri de olsa sevmiştim tüm ana karakterleri, Rin koyu gri Robin açık griydi bence ama yinede sevmiştim. Alice ise gri degildi, finale kadar gayet net bir siyahtı. Yok akademik ortamdaki rekabet, yok akıl hocasının kötülüğü ve etkisi, yok hırsı vs. yaptıkları için hep bie bahanesi vardı ama zaten cehennemdeki tüm karakterlerin durumu buydu, nedensiz salt kötü olmak
1000Kitap
KatabasisR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 2025644 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kendi düşüncelerim
7/10
·280 syf.··
2026 3. kitabı
Bizim kızın ölmüş olması beni bir tık baya üzdü ama diğer kızında kurtulduğu için çok mutlu oldum.Paşam Drew ya çok üzüldün inşallah hayatını yoluna koyabilirsin.
Duygu ve Düşünce
Ben O DeğilimMegan Lally · Beta Byou · 2026203 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 17. kitabı
Waris'in hikayesi, aslında bildiğimizi sandığımız ama gözlerimizi kapattığımız acılara açılan bir pencere. Çölün ortasında yalın ayak başlayan bu kaçışın, binlerce kadının kaderine dokunan bir özgürlük mücadelesine dönüşmesi çok etkileyici. Gerçek bir yaşam öyküsü olması çok üzdü beni. Dünya üzerinde ne büyük acılar var… Çöl çiçeği bir kadının yaşadığı bir çok acıyı anlatıyor. Waris için çok Üzülüyoruz ama sonrasında çabasına zaferine hayran kalıyoruz.
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201411,6bin okunma
Puan vermedi·164 syf.··
2026 43. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 11:58
Sırça Köşk, içerisinde hem öyküler hem de masallar barındıran, her birinde farklı duygular uyandıran bir kitaptı. Bazı hikâyelerde toplumun kanayan yaralarına, yoksulluğa, insanların çaresizlik içinde verdikleri zor kararlara ve hatta tarihi değerlerin nasıl yok olup gittiğine tanıklık ettim. Bir köyün sessizce yok oluşunu, insanların yaşarken nasıl "yaşayan ölüler" hâline gelebildiğini okumak insanın içini burkuyor. Ama kitap sadece hüzünden ibaret değil. İçerisinde yüzümde tebessüm bırakan, sıcacık hissettiren öyküler de vardı. "Beyaz Bir Gemi" gibi hikâyeler bu anlamda bana nefes aldırdı. Ve elbette Sırça Köşk... İnsanları yönlendirmenin, korkutarak susturmanın ne kadar kolay olabileceğini görmek üzücüydü. Ancak tek bir kişinin itirazının, başkaldırısının başkalarının da gözünü açabilmesi ve insanların birleşerek bazı şeyleri fark etmesi umut vericiydi. Sabahattin Ali yine yaptı yapacağını. Birkaç sayfalık öykülerle insanı düşündürdü, üzdü, öfkelendirdi ama aynı zamanda iyi de geldi. Onun kalemi bana hep tanıdık gelir; ne zaman okusam kendimi hikâyelerin içinde bulurum. Kısacası Sırça Köşk, tıpkı hayat gibi; içinde hüzün de var, umut da, öfke de, gülümseten anlar da. Ve belki de bu yüzden bu kadar güzel.
1000Kitap
Sırça KöşkSabahattin Ali · Doğan Yayınları · 201969,7bin okunma
9/10
·94 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:00
Merhabalar,kitabı iki kısımda inceleyeceğim ilk yarı ve ikinci yarı şeklinde. !!!!!DİKKAT SPOİLER İÇERİR!!!!! lütfen ona göre okuyun. içerik hakkında baya bilgi içeriyor!!! Martı 1.yarı kitapla ilgili dikkatimi en çok çeken şey sıkışmışlık içerisinde olmasıydı. Herkesin kendince sorunları ve bunalımları vardı. Bu açıdan asıl sinirlendiğim nokta hiç kimsenin birbiriyle gerçekten iletişim kurmaya çalışmaması, çözmeye de çalışmaması. bana ciddi bir iletişimsizlik söz konusu olduğunu düşündürdü. Kitabın en başındaki Medvedenko ve Maşa'nın konuşmasından örnek verecek olursam: Medvedenko geçimden, yaşam şartlarından, daha çok maddiyat ağırlıklı şeylerden bahsediyorken Maşa ise "hayatımın yasını tutuyorum, mutsuzum" diyor. Aslında iki taraf da haklı ama iki taraf da bambaşka tellerden çalıyordu. Ayrıca konuşmak için konuşan, konuşmalarda sadece kendi kısmını bekleyen kişiler gibi geldiler. Yüzeysel karakterlere sahipmişler duygusunu hissettim. ​Treplev karakterini başta sevmiş gibiydim fakat ilerledikçe düşünce olarak uyuşmadığım bir karakter olduğuna karar verdim gibi. Başta eski olanı bırakıp yeniye yönelmesini oldukça atılgan ve cesur bir hareket olarak görürken son kısımlarda (Nina'yla Martı konuşmasında) bunu aslında kendisini, annesine ispat etme -sevgi- için bir araç gibi kullandığını düşünmeye başladım. Kendi çıkarları için yapıyor gibi bir his baskın hale geldi. Bu noktada onun samimi olup olmadığına karar veremedim. Arkadina'ya ise başta oldukça gıcık kaptım. Kendi bildiğini yapan ve okuyan baskın bir karakter vibe'ını verdi. Kendine güvenmesi ve daima mükemmele oynaması bir seviyeye kadar güzel gelirken o seviyeden sonrasında da kendi egosunun esiri haline düşmüş gibiydi. Onun da arka planda bir şeylerin bunalımında olduğu hissedilmekteydi. Son olarak 40-46.
Duygu ve Düşünce
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma