Sırça Köşk

Sabahattin Ali
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·164 syf.··
2021 15. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2021 19:44
Sırça Köşk- İçerisinde 13 öykü ve 4 masal bulunmakta özellikle "Bahtiyar Köpek" hikâyesi ile masalardan "Koyun Masalı" ve "Sırça Köşk" çok hoşuma gitti. O kadar zaman olmuş ki hikâye ve masal okumayalı sanırım biz yetişkinlerin büyüyünce kaybettiği şeylerden biri de masallar ve hikâyeler okumamak, dinlememek.. Gerek hikâyeler gerekse masallar aslında toplumda var olan bozukluklara o kadar iyi değinmiş ki.. Ben lisedeyken bazı kitapların kısa metinleri Türkçe ders kitaplarında olurdu. Tabi Sabahhattin Ali nin eserlerine rastlamamaya şaşırmıyorum. Yazar suikaste uğrayarak öldürüldü. Özellikle Koyun Masalı bana George Orwell in Hayvanlar Çiftliğini hatırlattı. Ve şunu düşünüyorum Sabahattin Ali yaşaydı bizlere ne yazılar bırakırdı. Okumaya yeni başlayanlara özellikle tavsiye ederim hikâyeler ve masallardan olabildiğince yararlanabilirler. İyi Okumalar Sevgiler.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Doğan Yayınları · 201969,7bin okunma
7/10
·164 syf.··
Beğendi
·
2020 23. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2020 04:11
Öykü deyip geçmeyin, bakarsın görmediğin duymadığın şeyleri görüp duyarsın. Sabahattin Ali 1940'larda yaşanan bir kaç öyküyle o dönemdeki toplumsal düzeni ve bu düzen içerisindeki insanları bizlere açık bir şekilde göstermiş. Sade ve akıcı bir dille yazdığı bu kitabı okuduktan sonra aslında günümüzde de değişen pek bir şey olmadığını görerek benim gibi üzülebilirsiniz. Zamanında devlete bir başkaldırı olarak düşünüldüğü için yasaklanan bu kitabı okuyunca dedim ki; Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış. Her yaştan,her kesimden,her insan okusun... Aşkla okuyun...
Sırça KöşkSabahattin Ali · Doğan Yayınları · 201969,7bin okunma
9/10
·164 syf.··
Beğendi
·
2019 16. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2019 00:39
Yazar büyük bir yazar bunu tartışmanın anlamı bile yok. Her kitabında sizi etkileyecek bir şey bulursunuz bir metnin altında veya bir kitabın üzerinde Sabahattin Ali yazıyorsa oraya ister istemez eliniz gider, gözünüz kayar. Kitabın içeriğine gelince kitap öykülerden oluşuyor. Ve yazar yaşadığı dönemdeki akıl almaz yönetim zorluklarını, hesapları, zalimlikleri, aykırı gördüğü her şeyi içini burkan acıtan her öyküye her vermiş. Sanki çok normalmiş gibi işleyen hayatın ne kadar da erdemden yoksun işlediğini göstermek istemiş okuyucuya. En iç burkan öykülerinden biri de Anadolu da ki bir çok insanın yerlerini yurtlarını terk etmek durumunda kaldığı hikayesiydi. Kitabı okuduğunuzda anlıyorsunuz. Haksızlığı anlıyorsunuz. Dalkavukluğu anlıyorsunuz. İki yüzlülüğü anlıyorsunuz. Devletlerin vatandaşını nasıl harcadığını anlıyorsunuz. Bunları insanlara hikayeler anlatarak vermek en büyük kazandırma biçimi. Sabahattin Ali her zaman başkadır. Her zaman okunur ve tavsiye edilir. İsmini her duyduğumda içim burkulur. Yazdığı şarkılar gelir aklıma Ahmet Kaya’nın sesini duyarım Sabahattin Ali’yi düşündüğümde. Faili meçhul bir cinayeti aklımı meşgul eder hep. Ama iyi ki kitapları kalmış bize iyi ki öğrenebilmişiz ondan bir şeyler….
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Doğan Yayınları · 201969,7bin okunma
10/10
·164 syf.··
Beğendi
·
2020 27. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2020 15:31
Sabahattin Ali'nin kitaplarını tekrar,tekrar ve tekrar okurum her zaman. Hepsi çok doğaldır çünkü. Hepsi gerçek ve içimizdedir. Bu kitabında da öyküler ve masallarını okutuyor bize. Her biri ayrı ayrı bizim insanımızı, bizi, Anadolu'yu anlatıyor. Bazı öykülerindeki gerçeklik hala devam ediyor hatta. Kitaba ismini veren "Sırça Köşk" kitabın sonunda ve masal olarak çıkıyor karşımıza. Sırça köşkü günümüzde de benzetebileceğimiz bir yer var. Daha doğrusu benim aklıma gelen tek yer oldu. Sizleri bilemem. Okuması zevkli,düşündürücü ve güldürücü bir kitap.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Doğan Yayınları · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·164 syf.··
2021 29. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2021 00:34
#SırçaKöşk #kitapyorumu 13 öykü ve 4 masaldan oluşuyor ve toplam 162 sayfadır. Genel olarak 1940'larda ülkede yaşanan siyasal, ekonomik, sosyal ve sağlık sorunlarını ustalıkla öyküler üzerinden dile getirmekte. Baştaki hikayelerle biraz sönük başlasa da sondaki "Sırça Köşk" masalı ile final yapması güzeldi. Aşağıdaki #alıntılar kitabı özetliyor. - Hastalığın bu safhası talebi için çok enteresandır, sizi yarın fakülte hastanesine kaldıracağız! - Sakın tepenize bir Sırça Köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir Sırça Köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeterli. - Bu dünyada çobansız da, köpeksiz de yaşınabilirmiş. Ama bunu anlamak için her defasında bu kadar kanlı kurbanlar verecek olursak pek çabuk neslimiz kurur. - Onun da gözlüklerinin arkasındaki gözlerinde memnun bir parıltı belirdi. - Kendi içimizde, kendimize dair bilmediğimiz o kadar çok şey var ki...
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Doğan Yayınları · 201969,7bin okunma
9/10
·164 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2021 20:26
Sabahattin Ali'nin 1947 yılında yayımlanan ve içerisinde birçok öykü, masal bulunduran güzel eseri. Kitap yayımlandıktan kısa bir süre sonra toplatılmış. Sabahattin Ali'nin acılarla dolu hayat öyküsünü okuma fırsatı bulmuş herkes, kitabı daha bir içi buruk okuyacaktır eminim. Hikayeler ne kadar o döneme ve iktidarına eleştiri olarak yazılmış olsa da, eminim siz de kitapta bugüne dair birçok gerçekle yüzleşeceksiniz. Aslında ülkemizde değişen tek şeyin somut parçalar olduğuna, sınıflar arası sosyal düzen işleyişi ve sorunların hiç de değişmediğine şahit olacaksınız. Her Sabahattin Ali kitabında olduğu gibi dil sade ve akıcıydı. Hikayelerde sürekli tanıdık karakterler ve durumlar gördüm. Bu kitap bence yazarının ne kadar iyi bir gözlemci olduğunu gösteriyor bir yandan da. Beni edebiyata doyuran bir okuma oldu kitap boyunca. Herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Keyifli okumalar.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Doğan Yayınları · 201969,7bin okunma
9/10
·164 syf.··
Beğendi
·
2020 194. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2020 15:15
Kendimi Sabahattin Ali okurken farklı bir dünyanın ikliminde hissediyorum. Onun anlatımı, detayları işleyişi, betimlemeleri ve beni kendine soluksuz bağlaması çok güzel. Içinde okuduğum hikaye ya da masallarin gerçek hayatla birleştirdiği noktaları o nezih anlatımı ile vermesi ben de harika bir etki bırakıyor. Sırça Köşk neden daha önce okumadım diye şimdi kendime kızıyorum. Her hikayesinde ayrı bir ruh haline giriyorsunuz. Yani en azından ben de öyle oldu Sabahattin Ali benim için çok değerli bir yazar kalan eserlerini de en kısa zamanda okumak dileğim
Sırça KöşkSabahattin Ali · Doğan Yayınları · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·141 syf.··
2019 16. kitabı
Çok sarsıcı hiciv ve öykülerle dolu bu nacizane kitap insanın aynı anda hem içini sızlatan hem de dudaklarının kenarında acı bir gülümseme bırakabilen nadir eserlerden biri. 1947'de yayımlanmasina rağmen güncelliğini koruyan ve hala tesiri devam edebilen bu eser belki de Sabahattin Ali'nin kendinden ve siyasal kişiliğinden en çok parça taşıyan kitabı.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Doğan Yayınları · 201969,7bin okunma
Sırça Köşk - Sabahattin Ali
8/10
·164 syf.··
Beğendi
·
2024 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2024 08:23
Zamanın yasaklı kitaplarından. Öykü ve masallarda anlattıklarından neden yasaklandığını anlayabilir insan biraz okuyunca. Özgürlük ve bağımsızlık vurgusu rahatsız etmiş olacak. Öykülerin bağlamları gayet güzel.
1000Kitap
Sırça KöşkSabahattin Ali · Doğan Yayınları · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·164 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2021 11:39
Merhaba sevgili kitapseverler yine çok güzel bir Sabahattin Ali serisi ile karşınızdayım bu eser 13 Öykü 4 masaldan oluşmakta ve eser adını son masal olan Sırça köşkten almıştır . Oldukça akıcı bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Herkese keyifli okumalar dilerim
1000Kitap
Sırça KöşkSabahattin Ali · Doğan Yayınları · 201969,7bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.