Anaksimandros'a ilk rastlayışım, seneler evvel felsefe ile akademik olarak haşır-neşir olduğum kısa dönemde yaptığım okumalar ve dersler sırasında olmuştu. Hakkında kısaca birkaç cümle söylenerek geçilen tarihsel kişiliklerden biriydi, fakat o birkaç cümle ile beni epey şaşırtmış ve "neden Anaksimandros'tan daha fazla söz edilmiyor, yani söylediği şeyleri söylediği zamanı düşündüğümüzde, gerçekten de hem bilgisi hem sezgisi kuvvetli biriymiş," diye düşündürtmüştü.
Sonrasında Anaksimandros'a ilişkin herhangi bir popüler çalışmaya denk gelememiş olmama karşın, onu unutmamıştım. Birkaç hafta önce kütüphanede bu kitap gözüme çarptı: Miletli Anaksimandros - Bilimsel Düşüncenin Doğuşu. İşte bu! Alt başlık da tam benim hak ettiğini düşündüğüm şekilde atılmıştı; bilimsel düşüncenin doğuşu. Ülkemizdeki basım tarihi 2014, tahmin ettiğim gibi oldukça yeni sayılır. "Neyse, sonunda Anaksimandros'un doğduğu topraklarda da kendisi hatırlanmaya başlanmış," diye sevindim ve hemen aldım kitabı.
Kitabı çok beğendim. Okuduğum en hoş bilim tarihi kitaplarından biri olduğunu söyleyebilirim. İştah açıcı bir giriş bölümüyle başlayan ve 12 bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde, Anaksimandros'un yaşadığı döneme ilişkin bir dünya panaroması sunuyor öncelikle yazar bize. 30 sayfaya son derece özlü ve sürükleyici biçimde sığdırılmış olan bu M.Ö.600'lere ilişkin tabloyu ilgiyle okudum. Sonraki bölümlerde de Anaksimandros'un düşünceleri, bunların insanlığın bilgi haznesi açısından önemi ve ayrıca o kadar erken bir zamanda bunları nasıl anlamış olabileceğine ilişkin fikir yürütmeler bulunuyor.
Ayrıca, Anaksimandros'un "bilimsel araştırma yöntemi" açısından yaptığı büyük katkının da farkına varmamızı istiyor yazar: Ustaya hem saygı duyan, hem de eleştirebilen bir tutum takınmak. Batı'da önceden ve