Kaybolmuştu fikirlerin sisinde
Uçuyordu ruhum ayrı, bedenden
Hani derler ya, kürelerin şarkısından akseden
Müzik notalarında görülen raks içinde.
Gözlerin, o ışık pınarları,
Yolumun üzerinde birdenbire parıldadı.
Çekerek ruhumu gözlerin gökyüzünden
Sallantı göklerden çekip alarak yere
Kargaşalık, tereddüt dolu bu yeryüzüne
Bu gövdenin içine yerleştirdi, kapadı.
Ancak o günden beri yaşıyorum Eugenia!
Çünkü iki alevli çivi gibi gözlerin
Ruhumu bedenime ekledi, çiviledi.
Ve gözlerin sıtmalı rüyaları kanımdan
Yükseltir, et haline sokar düşünceleri.
Sönse içimde eğer, sönse hayat alevi
Mana, madde ayrılsa, ayrılsa birbirinden
Kaybederdim kendimi gökyüzü sislerinde,
Zulmet denizlerinde.
"Ve düşünmek de şüphe etmektir ancak şüphe etmek. İnsan şüphe etmeksizin inanabilir, bilebilir, bir şey hayal edebilir. Ne inanç, ne bilgi, ne de hayal şüpheyi şart koşmaz, evet hatta şüphe bunlara zarar verir, fakat şüphe olmadan düşünmek imkânsızdır. İnancı, bilgiyi; statik, katı, sakin, ölü olan bu şeyleri canlı bir düşünce haline sokan, şüphedir."
Hiçbir gerçek deneyde dönüş yoktur. Bir şeyi araştırmaya karar verip de dönüş yolunu açık bırakan, ardındaki köprüleri yakmayan bir kimse, asla kesin bir bilgiye erişemez.