İzlenimlerimi çarpıtmadan, uzatmamaya çalışarak dosdoğru aktaracağımı belirtmek isterim abilerim,ablalarım,kardeşlerim.
Şuan elimde tuttuğum bu narin kitap; karşılaştığımız, okuduğumuz ya da okuyacağımız en kalın, en uzun kitaplardan çok daha dolu, yoğunluk bazında çok daha uzun olabilir. "Yeraltından notlar" kısmında işin teorik kısmı sayılıp dökülürken, ikinci kısmı olan "Sulusepkene dair" de işin uygulamaya dökümü yer almakta. İlk kısmını bitirdiğim anda beni beynimden vurulmuşa döndürdü desem abartmamış olurum.
Meselenin bildiklerimiz ya da bilmediklerimiz değil, bilsek te dürüstçe kendimize itiraf edemediğimiz gerçekler olduğunu inatla, keskin bir dille idrak ettirtiyor yazar bize. Beynimden vurulmuşa döndüren durum bu oluşumdan başka birşey değil aslında.
Eseri özel ve değerli yapan en dikkat çekici kısımsa tüm katmanlarını kavramak için kafası çalışan, aklı başında veyahut temel psikolojik, sosyolojik konularda farkındalık sahibi olmanın yetmeyip; eserde ele alınan konuda şahsi deneyimin ve yaşanmışlığın ihtiyacının şart olmasıdır.
Sanki bu eserin tek bir kelimesi dahi fazlalık değil gibi. İnanır mısınız üç dört sayfa dışında nerdeyse her sayfada altı çizili cümlelerin olduğunu söylesem? Konumuzdan fazla uzaklaşmadan toparlamak gerekirse: derinlik, yüzeysellik, aydınlık, dar kafalılık, faallık gibi alt başlıkların, "anlam arayışı" teması altında serpiştirilmelerini seyreder iken bambaşka katmanlara son viteste Dostoyevski şoförlüğünde bodoslama giriş yapmış buluyorsunuz kendinizi bu eserde.
Başka bir yönden bakarsak ta az ya da çok sosyolojik genel kültüre sahip çoğu kimsenin-mazoşizm eğiliminden epey uzakta bile olsa- dertleşebildiği, avuntu kaynakları keşfedebildiği, bir dost bulabildiği başyapıt zannımca bu eser.
İddia
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Özellikle eserin ilk kısmı olan "Ateş Yakmak" adlı hikayesini bitirdiğimde hiçbir eserin üzerimde bu kadar fiziksel bir tesiri olmadığı düşüncesiyle başbaşa kaldım. 30-40 derece sıcakta okuduğum bu eser sayesinde parmak uçlarıma kadar adeta donduğumu, uyuştuğumu söyleyebilirim. Abarttığımı düşünseniz de kitabı kapadıktan yarım saat sonrasına kadar bu hâl, kitabın etkisi süregeldi.
Yazarın kalemine has bu edebi büyüsünden de bir süre kurtulamayacağımı belirtmek isterim.
Diğer hikayesi olan "Yaşama Azmi" kısmında ise anlatım gücünün yüksekliğinin yanında hayatın bir nevi özetini bizlere sunması da gözlerimden kaçmıyor. Jack London; Hedeflerin, hayallerin zamanla hayat tarafından şekillenip sadece temel ve azami unsurlara evrilmesini; tüm bunlara insanın zorunlu adaptasyonuyla birlikte içgüdülerine kulak vererek istikametin önemsiz olup yalnız yolun varlığına koşullanmasını açıkça gözler önüne sermiş diyebilirim.
Jack London'ın okuduğum 7.eseridir kendileri. Her zamanki gibi kusursuz anlatım, kusursuz betimleme ve edebi zevkle yoğurulmuş bağımlılık yaratan bir kalem; Levent Cinemre'nin benzersiz çevirisiyle birleştiğinde tereyağ ile bal ikilisine benzer bir edebi tatlı şölenini oluşturdukları aşikâr efendim. Okumayanlara şimdiden afiyet olsun.