Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Her ne kadar Jack London'ın kalemine hayranlık duysam da bu eserinde beni büyük ölçüde hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim. Araya serpiştirilen hikayelerin her biri bildiğimiz London klasiğiydi. Heyecanla sürükleyen hikayelerdi lâkin her tecrit anına geri dönüşte aynı konuları defalarca tekrar tekrar anlatarak kelimeleri ve cümle içindeki yerlerini değiştirerek aynı çember üzerinde dönerek kitabı fazlasıyla edebi bulamaca döndürdüğünü düşünüyorum. Bir düşünce, bir olay veyahut bir varlık bu kadar sık tekrara düşer mi? Tecrit anındaki Standing'in düşünceleri sanki sadece yazmış olmak için yazılmış gibi zannımca. Okurken fazlasıyla boğdu demek gereksiniminde hissediyorum kendimi bu kısımlar için. Ayrıca gereksiz kısımlar çıkarılsaydı kitabın 150-200 sayfayı geçmeyeceğini düşünüyorum. Bir Jack London hayranı olarak beklediğim edebi doyuma pek ulaşamadığım bir eser deneyimi oldu diyebilirim. Çeviri konusunda da bir Levent Cinemre tesiri bekleyemezdik tabiki ama Fadime Kahya'nın çevirisi tadında olmuş kesinlikle kendi çizgisinde kalabilmiş her zamanki gibi.
Aklın gelişmesiyle inanç, yerini muhakemeye bırakır. İlkel inancın yerine muhakemeyi koymayı öğrenememiş bir insan, tüm yaşamı boyunca da inanacağı bir otorite arar. Bunu kimisi tanrı fikrinde, kimisi büyüde, kimisi de bilimde bulur.