Dostoyevski'nin dünyasına girmeye, değerli eserlerinde karışmaya çözünmeye ilk eserinden başlamak ve kronolojik sırayla ilerlemek istedim. Ne iyi ne kötü en ufak önyargı beslemeden okumaya gayret gösterdimki yorumlarım ham ve sahici olsun. Kısa olmasına karşın içeriği dolu bir eser. Çoğu zaman karşılaştığımız, bir temayı 40 sayfa işleyip bir sonuca bağlamayanlar gibi değil. Hiç sıkmadan adeta tereyağ üzeri bal misali aktı satırlar. Bunda çevirinin iyiliğinin payı elbet vardır ama yapıyı ayakta tutan en önemli unsur yazarın kaleminin etkisi diye düşünüyorum. Daha bu adımlarda ilerideki başyapıtların gelişini hissettiren gözlem gücünü ve var olan yeteneği hissediyorsunuz. Kitabın genel temasına gelirsek Varvara Alekseyevna Dobroselova ile Makar Devuşkin arasındaki sevgi selinin mektuplardaki işleyişini görüyoruz. Özellikle o zamanlardaki sınıf ayrımını, alt tabakadaki insanların yoksul yaşantılarını ve toplumsal çekinimini iliklerinize kadar hissedebiliyorsunuz. Toparlamak gerekirse büyük bir alegorik beklentiye girmeye gerek olmadan okunması gerektiğini düşünmekle beraber Dostoyevski'nin dünyasına girmek için gayet tadında,okuması keyif veren, başlangıç niteliğinde bir eser olduğunu rahatlılla söyleyebilirim.