Herkes çok iyi bilir ki, bazen bir saatlik süre insana ömür kadar uzun gelirken, bazen de göz açıp kapayıncaya kadar geçip gider. Zamanın bu garip kısalığı uzunluğu, o saat içinde yaşanan olaylara bağlıdır. Çünkü zaman, yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir.
Ben, Seninle karşılaşmak istiyordum, Seni aramak, özlemle geçmiş bütün o yıllar sonra Senin tarafından tanınmak istiyordum. Ben, Senin tarafından önemsenmek, Senin tarafından sevilmek istiyordum. Ama Sen, kar fırtınasında, insanın yüzünü kesen o sert Viyana rüzgârında bile her akşam sokağında durduğum halde beni uzun zaman boyunca fark etmemiştin.
Yazarımızın eseri hem anlamlı, hem düşündürücü, hem insanın kendi iç dünyasına yaptığı uzun bir yolculuk gibiydi.. Dünyevi makamların, kurumsal hırsların ve büyük maddi yıkımların gölgesinde adım adım gerçekleşen bir manevi dirilişin belgeselidir.. Kısa ve öz şeklinde, 9 bölümden oluşan, anlatımı sade ve akıcı bir eserdi.. Eğer rüyaları önemsiyor ve aynı zamanda dikkate alıyorsanız ayrı seveceğiniz bir kitap olacak. Aklıma bir tanıdığımın rüya defteri tuttuğu geldi hatta..
Burada zahir (gerçek hayat) ile batın (rüyalar) omuz omuza yürür..
Bir insan, ruhunu şeytana veya makama satmadan, kendi fıtratını nasıl koruyabilir ? İşte bu sonun cevabı ve kitabın ruhani merkezi, sayfalarda sıkça karşımıza çıkacak olan o eşsiz boyutta gizlidir : Lost Time yani KAYIP ZAMAN.. Yani kitabın ismi bile çok anlamlı değil mi ? Çok sevdim..
"Dünya bir gölge gibidir; peşinden koşarsan kaçar, sırtını dönersen o senin peşinden koşar. "
"Insan ömrü, birbiriyle hem savaş halinde olan hem de birbirini kusursuzca tamamlayan iki farklı saatin tiktakları arasında geçer."
“Geçmişini, ne zaman kesin bir plan yaptığını, ne kadar az günün tasarladığın gibi geçtiğini, ne zaman yüzünün doğal haline büründüğünü, ne zaman zihninin huzursuz olmadığını, böylesine uzun bir ömürde ne başardığını, sen kendin ne kaybettiğini anlamazken, birçoklarının senin yaşamından ne kadar çok çaldığını, yersiz kederin, aptalca mutluluğun, açgözlü şehvetin, dalkavukça ilişkinin yaşamından ne kadar çok çaldığını, sende sana ait ne kadar az şey kaldığını yeniden düşün, göreceksin ki vaktinden önce ölüyorsun.”