Beyit
Yürü bre yalan dünyaYalan dünya değil misin. Muhammed'i (s.a.v) bir top bezeSaran dünya değil misin.
ASHÂB-I BEDİR: SA’D BİN HAVLE (R.A.)
Muhâcirlerden ve Benî Âmir bin Lüey kabilesindendir. Künyesi Ebû Saîd’dir. İslâm’ın ilk zamanlarında Müslüman olmuş ve Câfer-i Tayyâr (r.a.) Hazretleriyle birlikte Habeşistan’a ikinci kafile ile hicret etmiştir. Sa’d (r.a.) Hazretleri, 25 yaşında iken Bedir Gazâsı’nda ve daha sonra Uhud, Hendek ve Hudeybiye gazâlarında da bulunmuştur. En’âm Sûresi’nin, “Sabah, akşam Rablerine, sırf Onun cemâlini dileyerek, duâ edenleri (huzurundan) kovma…” meâlindeki 52. âyet-i kerîmesi, haklarında nâzil olan zâtlardandır. Vedâ Haccı esnâsında Mekke-i Mükerreme’de vefat etmiştir. Sahîh-i Buhârî’de geçen bir hadîs-i şerîfte, onun vefatı üzerine Resûlullah Efendimiz, hüzünlerini izhâr ettikleri bildirilmiştir. Sa’d (r.a.) Hazretlerinin vefatı sırasında, hanımı Sübey’a binti Hâris el-Eslemiyye radıyallâhü anhâ hâmile idi. Sa’d Hazretlerinin vefatından birkaç gün sonra doğum yaptı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ona, “Senin iddetin (doğumla) bitti.” buyurdular. Böylece kocası vefat eden hâmile hanımların iddetinin, çocuklarını doğurmaları ile tamam olduğuna dâir hüküm, ilk olarak onun hanımı hakkında tatbik edildi. ZİLKÂDE AYI İCTİMÂI, RU’YET VE BAŞLANGICI Hicrî-Kamerî 1447 yılı Zilkâde ayı ictimâı, 17 Nisan Cuma günü Türkiye saati ile 14.52’dedir. Ru’yet ise 18 Nisan Cumartesi, Türkiye saati ile 02.38’dedir. Hilâl ilk olarak: Kuzey Amerika Kıtası’ndan itibaren batı taraflara doğru görülecektir. 18 Nisan Cumartesi günü de Zilkâde ayının 1. günüdür. BEYİT: Mârifet iltifâta tâbidir Müşterisiz meta’ zâyidir (Muallim Nâcî) 17 Nisan 2026 Fazilet Takvimi
Din İslam
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Peygamberimiz (s.a.v) şöyle dua ederdi; "Allah'ım! Bana senin korkun ile ağlayan iki göz bağışla." Gözyaşı dökmek konusunda şu beyit ne kadar düşündürücüdür; "Ey gözlerim, günahıma ağlar mısınız? Ömrüm ellerimden uçtu gitti de farkında olmadım."
İLİM VE EDEBİN FAZİLETİ
Fakîh Ebulleys Semerkandî (rah.) Hazretleri şöyle buyurdu: Her Müslümanın, ilmihâlini ve İslâm ahlâk ve âdâbını öğrenmesi lâzımdır. Öğrendiği az bile olsa onlar çok ve kıymetlidir. Zira bir kimse, ilim ve edepten bir kelime bile öğrense bu, bilmeyenler üzerine ona fazilet kazandırır. Hazret-i Ali (k.v.) şöyle buyurmuştur: “Her şey için bir kıymet ve değer vardır. Kişinin kıymeti de ilmi ve güzel ahlâkıdır.” İmâm Şaʻbî (rah.) şöyle buyurdu: “Bir kimse, Şam’dan Yemen’e kadar uzak bir mesafe yol gitse de ilimden sadece bir mesele öğrense, bu yolu boşa gitmiş sayılmaz.” Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, “Hiçbir (ana ve) baba, evladına güzel ahlâktan daha değerli bir şey vermemiştir.” buyurmuşlardır. Hikmet ehli bir zât, oğluna şöyle nasihat etmiştir: “Evladım, ilim öğren. Eğer sende bir güzellik yoksa ilim, senin için güzellik olur; malın mülkün yoksa senin için mal mülk olur.” Süfyân bin Uyeyne rahimehullâh Hazretlerinin kızına, kardeşinin oğlu talip olduğu zaman, ona, “Otur bakalım, Allâhü Teâlâ’nın Kitab’ından on âyet oku.” deyince okuyamamış. “Peki, on hadîs-i şerîf oku.” deyince onu da okuyamamış. “Hikmetli şiirlerden on beyit söyle.” deyince onu da söyleyememiş. Bunun üzerine Süfyân Hazretleri “Ne Kitâb var, ne sünnet var, ne de hikmetli bir şiir var. Ben kızımı güvenip de sana nasıl vereyim.” buyurmuş. Hikmet sahibi bir zât şöyle demiş: “Faydalı ilim ve güzel ahlâk, öyle bir kazançtır ki onu hiçbir hırsız senden çalamaz, hiçbir harâmî alıp götüremez. Bunlar senin süsün ve ziynetindir; dininin, dünya ve âhiretinin direği ve temelidir. Bu sebeple onları öğrenmeye gayret et.” Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) bu husûsta şöyle buyurmuşlardır: “Kim ilim öğrenmek için bir yola girerse Allâhü Teâlâ (sâlih amele muvaffak kılarak), ona, Cennet yolunu
Fazilet Takvimi
NECİP FAZIL’A AİT OLMAYAN SÖZLER 1- Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer, perdesiz ev de ya satılıktır, ya kiralık... 2- Armut deyip geçmeyin, onun ilk hecesi çoğu kişide yoktur! 3- İnsanın sevdiğini kaybetmesi, dişini kaybetmesi kadar ilginçtir. Acısını o an yaşar, yokluğunu ömür boyu. 4- İnsan sevme hissini israf etmemeli. Kim ne kadar sevilmeye layıksa onu o kadar sevmeli. 5- Hayatın çilesine tahammül gerek Değil mi ki sefâ ile cefâ müşterek? Sizce ağlamak için gözyaşı mı gerek? Bazen dertliler de ağlar, ama gülerek... 6- Gökler ağlıyor biz ağlamışız çok mu? Bize yobaz diyorlar haberin yok mu? Her ne derse desinler, Allah için yobaz olmuşuz çok mu? 7- Yar olmaz servetinin sana bir tek kuruşu, Secde yoksa bekleme, kabirde kurtuluşu (Cengiz Numanoğlu'na aittir) 8- Benim ayağımın altı da müsait başımın üstü de.. Nerde duracağını kendin belirle. 9- Dünya güzel olsaydı doğarken ağlamazdık.. Yaşarken temiz kalsaydık ölünce yıkanmazdık. 10- Yüz daha versen, yüz uman yüzler bilirim. Yokuşlara kardeş olan düzler bilirim. Dünya öküzün üstünde derler; Ama dünyanın üstünde nice öküzler bilirim!..
Alıntı
ÂHİR ZAMAN FİTNELERİ
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Bir topluluk arasında ganimet malına (Beytülmâl’e) hıyânet yayıldığı zaman Allâhü Teâlâ, onların kalplerine düşmanlarına karşı korku verir. (Zira malı, haksız yerden, helâl olmayan bir yoldan edinen kavimler, düşmanlarına mağlup olurlar da kendi malları, düşmanlarının ganimeti olur.) Bir topluluk arasında zina yayıldığı zaman (salgın hastalık vesair gibi sebeplerle) ölümler muhakkak çoğalır. Bir topluluk, ölçü ve tartıyı noksan yaparsa (hile ve aldatma yoluna giderlerse) onların elbette rızıkları kesilir (helâl rızık bulamazlar veya ellerindeki rızıkların bereketi kalmaz.) Bir topluluk (içindeki hâkimler) haksız yere hüküm verdikleri zaman onların aralarında katil çoğalır. (Zira haksız yere hüküm veren, zulmetmiş olur. Zulüm, fesada, fesat ise harplere ve darplara sebep olur.) Bir topluluk, verdikleri ahitlere hıyânet ettikleri zaman elbette düşmanları, onlar üzerine musallat kılınır.” Hadîs-i şerîfte bildirilen âkıbetlere, bu fiilleri işleyenlerle beraber, işleyeni görüp de gücü yettiği hâlde menetmeyenler; gücü yetmediği hâlde kalbi ile onların yaptıklarına rızâ gösterenler de dâhildir. Zira Allâhü Teâlâ buyurdu ki -meâlen-: “Sizden önceki devirlerde (insanları) yeryüzünde fesat (çıkarmak)tan vazgeçirmeye çalışacak (onları helâkten kurtaracak) fazilet sahipleri bulunmalı değil miydi? (Onların) içinden (vazifelerini yaptıkları için) kurtardığımız (kimseler) pek azdır. Zalim olanlar ise yalnız kendilerine verilen refahın ardına düştüler, onlar günahkâr insanlardı.” (Hûd Sûresi, ayet 116) BEYİT: Bâtıl hemîşe bâtıl u bîhûdedir, velî, Müşkil budur ki sûret-i hakdan zuhûr ede (Bâki) (Bâtıl, her zaman bâtıldır ve faydasızdır. Ancak zor olan odur ki, hep suret-i haktan görünerek ortaya çıkar.) 21 Ağustos
Din İslam