Mutluluk tekrarlanamaz olduğu için hayli kırılgandır; mutluluk anları nadirdir, bu anlar dünyanın kumaşındaki altın iplere benzer, onları yakalamak gerekir.
Mutluluk kendini bir manzaranın, bir ânın, bir ortamın alıcısı olarak bulmayı ve ânın lütfünü almayı, kabul etmeyi, yakalamayı gerektirir. Bunun ne yolu yordamı vardır ne de hazırlığı; sadece an geldiğinde orada olmalıdır insan.
Günbatımında mora çalan vadinin manzarası, bütün gün keskin güneşin altında ezilmiş renklerin nihayet birkaç dakikalığına da olsa altın rengi ışıkla ortaya çıkıp nefes aldığı o mucizevi yaz akşamlarının yaşattığı mutluluk…
Mutluluk kendisine bir şey eklenemeyen ve ondan bir șey
çıkarılamayan bir duygu durumudur. Mutluluğumuza bir şey eklediğimizde meydana daha büyük bir mutluluk çıkıyorsa bu, onun sahte olduğunu gösterir.