Gelecek Bati'da der Thoreau; ablukadan ancak yabana daldıktan, onunla yüzleştikten sonra kurtulup kendini açacak ve yeni olasılıklara teslim edebilecektir. Belki de Amerikan ütopyacılığıyla Avrupa düşçülüğü arasındaki fark da budur.
Avrupalılar için yaban, kökleri çağrıştırır; kadim bir kusur, karanlık bir başlangıç noktasıdır. Amerikalı Thoreau içinse yaban Batı'da, yani önündedir. Gelecek olasılığı orada uzanır. Yaban, Avrupa tarihinin gecesi değil, dünyanın ve insanlığın sabahıdır.
Geçmişten alınacak ders yoktur, zira ders almak eski hataları tekrarlamaktır. İnsan tam da bu yüzden yaşlılara pek güvenmemeli ve onların sözde "deneyimlerini" (tekrarladıkları hataların yüklü toplamıdır bu sadece) kabul etmemelidir. İnsan sadece güvenin kendisine güvenmek zorundadır: tazeliğe.
Gerçek umudun hep taze kalması hiçbir koşula, hiçbir doğrulamaya, hiçbir kanıta tabi olmamasından; umudun tecelli ediş biçiminde isminden fazlasının bulunduğunu bilmekten kaynaklanır. Çünkü temel olarak umut bir şey bilmek istemez, o yalnızca inanır. İnanmak, düşlemek ve umut etmek tüm edinilmiş bilgileri, alınmış dersleri ve geçmişi hiçe sayar.