Zeynep

Bu sabahların bir anlamı olmalı Thoreau
Gün hiçbir zaman bir irade eylemi olarak başlamaz; tereddüde yer bırakmayan bir kesinlikle doğar.
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ben de sabahlara inanmak istiyorum
Bu güvenin bir diğer kaynağı da sabahtır. Thoreau bütün yapıtlarında sabahlara inanmak ister, veya daha ziyade sabahlardır inancı doğuran. Günün doğuşuna eşlik etmek için yürümeye şafakta başlanmalıdır. Bu muallak alacakaranlık vaktinde, varoluşun mahmur sayıklamaları gibi hissederiz günü. Sabah yürümek, irademizin zayıflığıyla karşılaşmaktır. Demek istediğim, doğan günü adım adım takip ettiğimizde zorlamanın, isteklere sarılmanın ya da verilmiş herhangi bir kararın etkisine rastlamayız. Günün gerçekleri ağır ağır zuhur eder.
Alıntı
Toprağın sağlamlığı ve etrafımı çevreleyen bollukta yankılanan kendi varlığımın tutarlılığı aracılığıyla gün boyu tecrübe ettiğim gerçeklik, nihayetinde bende eksiksiz bir güven duygusu yaratır. Dedikleri gibi, yürümek "kafayı boşaltır". Diğer taraftan yürümek zihni başka bir amaçla doldurur. Fikirler veya doktrinlerle değil, tıka basa cümlelerle, alıntılarla, teorilerle de değil, dünyanın mevcudiyetiyle doldurur. Bu mevcudiyet yürüyüş esnasında gün boyu üst üste katmanlar halinde ruha çöker. Akşam olduğunda düşünmeye hemen hiç ihtiyaç duymazsınız. Bir tek nefes alıp verir, gözlerinizi kapar ve tabiatın katmanlarının (gökyüzünün rengi, yaprakların pırıltısı, tepelerin birbirlerine karışan hatları) bedeninizde çözünüp yeniden birleştiğini hissedersiniz. Burada güven denilebilecek şey, katı ve umut dolu değil, dingin bir emin olma halidir. Bütün gün yürüyen insan gece karanlığı çöktüğünde varlığından emin hale gelir.
Alıntı
Bak bu mistik işte
Thoreau yürüyüşte söz konusu olanın aynı zamanda kendi gerçekliği olduğunda ısrar eder hep. Çünkü insan bu şekilde doğada değil, doğal hisseder. Ne "paylaşma" ne de "birleşme" meselesidir bu. Bu ifadeler düşüncenin bir "bütünlük" anlayışı içinde aynı anda hem tamamlandığı hem de yitip gittiği büyük mistik deneyimlere daha uygundur.
Alıntı
Yaşamak için ayağa kalkmamışken, yazmak için oturmak nasıl da beyhudedir.
Alıntı