Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum.
Sana Bir Ara Aklımda Kalanları Anlatırım | Alper Gencer
ne sular geçti böyle buzla buhar arası ne kısa bir yazken o niçin hala bitmiyor durmuş bir vakit bende sisli gece yarısı çektirdiğin fotoğraf neden hiç konuşmuyor geç kaldık ve yanlışları güzeltemedik erken varsak doğrular bakışı yakacaktı çok sarhoştum yani hak ettim yaşamayı evden kaçmıştım eve tuza yara saçmıştım bütün randevulara düzenli olarak geç kalmakta haklıydım gök bana göre değildi yeri zaten hiç sorma gök de kendine göreydi yerde zaten hiç durma çıktım bir kapısını bulup yaşadıklarımdan vardım ki seni sevdim seni sevdim evler arasından bir evdindöndüm ve dönüşümle düştü aniden dekor sen yükseldin elinde kara bir kalem vardı say ki her yanım ihanet kadar yazdı ve çeşitli organlar olarak insanı yar eden vardı var eden vardı aşkı kelebek küllerinden bir şaraba yazarak okumak budur yani yağmur bekleyen toprağın durmaksızın kuruması sana çok şeyler anlatmak istemem kendi sesime kavuşasım kadardı senaryo gereği doğdum çocuklarım oldu her an ölebilirler bel bağladım kimyaya
Reklam
MEŞGULİYETİN NEYSE, SEN OSUN İmam-ı Gazâlî’nin şu sözü üzerinde uzun uzun düşünmek gerekir: “Kendini tanımak istersen, meşguliyetlerine bak. Meşguliyetin neyse, sen osun.” İnsanlar çoğu zaman kendilerini tarif ederken unvanlarını, makamlarını, sahip oldukları malları veya söyledikleri güzel sözleri anlatırlar. Oysa insanı anlatan şey söyledikleri değil, ömrünü neyle tükettiğidir. Bir insanın günü neyle geçiyorsa, gönlü de büyük ölçüde onunla meşguldür. Çünkü vakit, insanın en kıymetli sermayesidir. İnsan değer verdiği şeyi zamanıyla besler. Sürekli para konuşan, para düşünen ve bunun için yaşayan biri zamanla servetinin esiri olur. Sürekli makam peşinde koşan kişi makamın kölesi haline gelir. Sürekli başkalarının kusurlarıyla uğraşan kişi ise kendi kusurlarını görmez hale gelir. Şöyle bir durup kendimize soralım: Gün içerisinde en çok neyi düşünüyoruz? En çok neyi konuşuyoruz? Boş vakitlerimizi neyle dolduruyoruz? Telefonumuzda, sosyal medyada, sohbetlerimizde, toplantılarımızda en fazla yer verdiğimiz şey nedir? Bu soruların cevabı aslında kim olduğumuzun da cevabıdır. Bir müminin meşguliyeti Allah’ın rızası olmalıdır. Namazla, ilimle, iyilikle, hizmetle, aileyle, hayırla ve insanlara faydalı olmakla meşgul olan kişinin kalbi de zamanla güzelleşir. Çünkü insan uğraştığı şeyin rengini alır. Demir ateşin içinde kalınca kızarır. Gül bahçesinde dolaşan gül kokar. Çamura giren ise çamur lekesiyle çıkar. İnsan da böyledir. Sürekli bulunduğu ortamın, ilgilendiği işlerin ve meşgul olduğu düşüncelerin izlerini taşır. Bugün birçok insan yorgun, huzursuz ve mutsuz. Bunun sebeplerinden biri de kalbi beslemeyen meşguliyetlerin çoğalmasıdır. Saatlerce ekran başında vakit geçirip birkaç dakikasını bile Rabbine ayıramayan bir insanın iç huzuru bulması kolay
Din İslam
En büyük şans genç yaşta lüzumsuz kalabalıkların arasından sıyrılıp kendimizle vakit geçirebildiğimiz zamanlar.
Duygu ve Düşünce
"Benim evim GÖKKUBBE :)
"Ben gökkubbeye, yıldızlara, eski kadim hikayelere ayrı sevdası ve merakı olan bir adam olarak bu kitabı sırf ismi için bile alırdım zaten. Bu kitap sadece astroloji anlatmıyor zira ademoğlunun gökkubbe ile kurduğu eski bağı da hatırlatıyor okuyana. Yine çoğu yerlerde "Eski insanlar bizden yine daha akıllıymış" demekten alamadım kendimi zira gökkubbeye bizden daha başka bakmışlar. Onlar yıldızlara sadece ışık diye değil, anlamınıda görerek bakmışlar. Her sayfayada ki yazıkana katıldım desem doğru olmaz lakin doğru bulduğum yerlerde çoktu. Bu kitabı keyifle okumamım sebebi ise bitirdiğim vakit sadece bilgi bırakmadı, bir duygu da bıraktı. Gökkubbe ne kadar uzak görünse de çoğu ademoğluna bana öyle değil zira benim evim GÖKKUBBE!☺️ m.youtube.com/watch?v=eQ0H8As...
1000Kitap
Dönülebilir bir sabahın ufkundayız vakit çok erken.
Reklam
Reklam