Abime bir kitabı okuduğumu ve filmini izlediğimi söylediğimde, 'Sen nasıl bir insan oldun? Hiçbir edebi değeri olmayan, saçma sapan şeylerle vakit kaybediyorsun,' dedi. Haklıydı; gerçekten de vaktime yazık olmuş.
Kitabı daha iyi analiz edebilmek adına yazarını araştırdığımda, hayatının önemli bir kısmını akıl hastanelerinde ve hapishanelerde geçirmiş, zihinsel dünyası oldukça karanlık biri olduğunu öğrendim. Kitabın distopik kurgusuna gelecek olursak; ne yazık ki anlatılanların gerçekleşme ihtimali o kadar yüksek ki... Hani 'dizilerde, filmlerde olur böyle şeyler, gerçekle ilgisi yok' deyip geçtiğimiz o sahneler var ya; bu kitap, o dehşetin aslında ne kadar somut ve kanıtlanabilir olduğunu yüzümüze vuruyor. Bir avuç zenginin, çocukları nasıl cellatça bir zihniyetle avladığını ve pedofili bataklığında neler çevirdiklerini okumak gerçekten korkunçtu.
İtiraf etmem gerekirse, kitabın tamamını okumadım; sadece ilk 50-60 sayfası ile son 10 sayfasıyla yetindim. İyi ki de öyle yapmışım. Kitabın 70’lerin pornografik sinemasında başköşeye oturmuş olması da şaşırtıcı değil. Filmin oyuncu kadrosuna gelince, tam bir hüsran. İnsan biraz estetik kaygı güder; o roller için bebeksi yüzler, kusursuz vücutlar seçilmeliydi. Gerçi öyle olsa ne değişecekti ki? Cinsel arzuları ve dürtüleri sadizmle kirlenmiş bu canavarların elinde, hepsi yine aynı akıbete mahkûm edileceklerdi.
Benim asıl anlamadığım nokta şu: istismar edilecekler olarak seçilen bu çocukların hepsi iyi eğitimli, saygın ailelerden gelen çocuklar. Film, kitabın yanında içerik olarak oldukça hafif kalmış. Yazar zaten genel olarak bu karanlık ve rahatsız edici tonda eserler veriyor; bence uzak durulması gereken bir külliyat.