Vakit akşam, günlerden gecikmiş bir cumaydı. Irmakla karşılaştım. Bana konuşacağını bile bilmeden başlangıçta, bir merak başlangıçta. Irmak bana konuşsun istedim. Konuştu vakti gelince. Öğrendim. Kendi özgeçmişimi yazabilecek en uygun kişi olduğum hususunda endişeliydim ya yine de hayat ne ise, kendi hayatımda onun özetini çıkarmak istedim. Hayat, çarpma demekti. Ben, kalbimin iki çarpıntısı arasında ne kadar hayat varsa o kadar hayattım.
Kırlarda olsun, kentte olsun vakit geçirmek için arkadaş arama hevesinden de hepten kurtuldum artık. Akıllı bir insan için en iyi arkadaş yine kendisidir.
Bir kız öğrenci, hümanizmin Rönesans’ın ortaçağdan kurtulma girişimi anlamına geldiğini söyleyerek söze başlar. Kastettiği şey, on dördüncü ve on beşinci yüzyıllarda enerjik, özgür ruhlu entelektüellerin Floransa gibi İtalyan şehirlerinde yarattığı edebi ve kültürel canlanmadır. Ama bu doğru değil, der topluluğun başka bir üyesi. Hümanizm, “hayvan filan gibi şeylere karşı nazik ve iyi olmak, hayır işleri yapmak ve yaşlıları filan ziyaret etmek demektir”.Üçüncü bir üye, sert bir şekilde söze girerek bunun hümanizmi hayırseverlikle karıştırmak olduğunu söyler. Bu sırada sözü ele alan dördüncüsü hepsinin boşa vakit harcadığından şikâyet eder. Hayırsever, oturduğu yerde dikleşerek sorar: “Hastaların yaralarını sarmaya, yaşlılara filan bakmaya zaman kaybı mı diyorsun?”Sert olan bu sefer tamamen farklı bir tanım ortaya koyar. “Doğaüstücülüğü reddeden, insanı doğal bir nesne gören ve insanın özündeki haysiyeti, değeri vurgularken kişinin mantık ile bilimsel yöntemi kullanarak kendini gerçekleştirme kapasitesi olduğuna inanan bir felsefedir hümanizm.” Bu tanım olumlu karşılanır, ta ki başka birisi diğer bir sorunu ortaya atana kadar: Bazı insanlar Tanrı’ya inanıyor olmalarına rağmen yine de kendilerine hümanist diyorlar. Toplantı sona erdiğinde herkesin kafası başlangıçta olduğundan daha karışıktır.
Gelgelelim Thurmarsh öğrencilerinin endişelenmesine aslında hiç gerek yoktu; hepsi doğru yoldaydı.Her birinin yaptığı açıklamalar ile diğer söyledikleri, hümanizmin anlamını ve hümanistlerin yüzyıllar boyunca yaptığı, araştırdığı ve inandığı şeyleri resmeden en kapsamlı, en zengin tabloya farklı bir renk katıyordu.