Esas meseleye gelelim, Tanpınar'ın Batı'dan aldığı referanslar kimdir? Ya da daha tutucu Yahya Kemal'in? Baudelaire, Mallarmé, Proust, Bergson, Nietzsche, Freud. Kim bunlar? Bunlar Batı'nın enfant terrible'leri. Bakın burada inanılmaz bir paradoks var. Türkiye'nin "muhafazakârları" Batı'yı en avangard noktasından tutuyorlar. Türkiye modernleşmesinin "ilericileri" ise Batı'nın muhafazakârlarını tutuyorlar. Sadece jakobenler Batılı değildir, jirondenler de Batılıdır. Hem Bolşevikler hem Menşevikler Batılıdır. Mussolini de Batılıdır, Gramsci de. Bergson da Batılıdır. Durkheim da. Marx da. Tarde da.
Müzik tümüyle içimizde bizim: Hatıraların derinliklerinde yatıyor. Müzik olan her şey hatırlamadır. Henüz bir adımız yokken her şeyi dinlemiş olmalıyız.
Fotoğrafçılık her şeyden önce dokümantasyondur. Fotoğraf makinesi de hayatın içinden, yaşamın bir parçasını koparıp onu kaydetmeye, ölümsüzleştirmeye yarayan bir alettir. Fotoğraf çekmek insanların etrafına bakmasını, çevresini ve dünyayı tanımasını sağlar. Bırakın fotoğraf çeksin insanlar. Fotoğraf çekerek bakmayı öğrensinler. Bakmayı öğrenirlerse hanıma bakmayı da öğrenirler. Aşık olurlar, sevgili olurlar. İnsanlara sevgi lazım. İnsanlar birbirlerini sevsin.