Fâtih

Esas meseleye gelelim, Tanpınar'ın Batı'dan aldığı referanslar kimdir? Ya da daha tutucu Yahya Kemal'in? Baudelaire, Mallarmé, Proust, Bergson, Nietzsche, Freud. Kim bunlar? Bunlar Batı'nın enfant terrible'leri. Bakın burada inanılmaz bir paradoks var. Türkiye'nin "muhafazakârları" Batı'yı en avangard noktasından tutuyorlar. Türkiye modernleşmesinin "ilericileri" ise Batı'nın muhafazakârlarını tutuyorlar. Sadece jakobenler Batılı değildir, jirondenler de Batılıdır. Hem Bolşevikler hem Menşevikler Batılıdır. Mussolini de Batılıdır, Gramsci de. Bergson da Batılıdır. Durkheim da. Marx da. Tarde da.
Sayfa 57 - 7.baskı,2021·Kitabı okudu
fem isimli okura yanıt verildi
Fâtih
Paradoksallığına işaret ediyor abla. Esasında Osmanlı son dönem düşünürleriyle Cumhuriyet ilk dönem düşünürlerinin Batı'dan hangi düşünürleri merkeze aldıkları konusu çok ilginç geliyor bana da. Senin yorumuna da katılıyorum.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Fotoğrafçılık her şeyden önce dokümantasyondur. Fotoğraf makinesi de hayatın içinden, yaşamın bir parçasını koparıp onu kaydetmeye, ölümsüzleştirmeye yarayan bir alettir. Fotoğraf çekmek insanların etrafına bakmasını, çevresini ve dünyayı tanımasını sağlar. Bırakın fotoğraf çeksin insanlar. Fotoğraf çekerek bakmayı öğrensinler. Bakmayı öğrenirlerse hanıma bakmayı da öğrenirler. Aşık olurlar, sevgili olurlar. İnsanlara sevgi lazım. İnsanlar birbirlerini sevsin.
Sayfa 84·Kitabı okudu
Fâtih
Fotoğraf çekmenin ifradını yaşıyoruz bugün. Akıllı telefonlarımızla çektiğimiz kareler bir kere hem özenden mahrum hem de dijitalde kalmaları itibariyle derinlikten yoksun ve "yersiz". Mükemmel Günler filmini hatırladım, başrol yıllara ayırarak fotoğraf koleksiyonu yapıyordu. Dijital koleksiyon olmaz, dijitalde olan her şey veridir ve veriler çöp olmakla malul yığınlardır.