Jirem Derin

Jirem Derin
@vaktiyle
Kestirme düşünceler kalfası
Sosyoloji
İzmir - Mardin
16 Şubat 1997
123 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Mills sosyoloji açısından tarihin ve tarihsel bakış açısının önemi noktasına da değinmektedir. Bu noktada Mills (2007, s. 16): “İnsanların kendi yaşamının anlamını kavrayabilmesi ve geleceğini görebilmesi için, bizzat kendisini de yaşadığı tarih dönemi içinde ele alması, hayatta yararlanabileceği olanakların farkına varabilmesi için ise, farklı toplumsal koşul ve konumda yaşayan diğer insanların durumlarını da görebilmesi, bilmesi gerekmektedir. Toplumun ve tarihsel durumun ürünü olan insanoğlu, aynı anda yaşadığı toplumun biçimlenişine de katkıda bulunmuş olmaktadır” açıklamasını yapar.
Sosyoloji
Reklam
Sosyolojik Düşünmenin İmkanı
Sosyoloji sakinler arasında kimsenin bırakın yanıtlanmayı, sorulduğunu bile hatırlamadığı sorular sorarak rahat ve sessiz hayat tarzını bozar. Bu gibi sorular belli olan şeyleri bulmacalara dönüştürür; bildik olanı bilmedikleştirir. Ansızın hayatın günlük akışı masaya yatırılır. Artık o yalnızca olası tarzlardan biri, tek ve eşsiz olmayan, doğal olmayan bir hayat tarzı olarak görünür (Bauman, 2010, s. 24).
Sosyoloji

Jirem Derin

, bir kitap okudu
Puan vermedi·144 syf.·
2025 10. kitabı
Altay Cem Meriç
8.9/10 · 3.594 okunma
Okulun ve öğrenimin dış motivasyona bağlanması başından sonuna kadar öğrenim karşıtlığıdır. Bu dış motivasyon, sertifıkasyon yani diploma odaklıdır. İlerleyen dönemde unvan ve puan odaklı bir hiyerarşiye evrilecektir. İlerledikçe uzmanlaşmayı ve daha doğrusu uzmanlaşma sertifikasını esas alacaktır. Eğitimin tüm bu eziyetine katlanan öğrencinin tek maksadı sertifıka/diplomadır. Lise talebesinin istediği şey daha iyi maddi şartlar ve prestij sağlayan bir memurluk ya da işçilik yapabilme sertifıkasıdır (diploma). Talep edilen şey tıp bilmekten çok sertifikasına sahip olmaktır. Kendi nefsimde ve arkadaşlarımda gözlediğim şey buydu.
Öğrenmekten Nefret Etmek
Şu anki halleri ile okullar sadece bir vakit kaybı oluştursaydı buna tahammül edilebilirdi. Ancak daha büyük bir problemi doğurmaktadır. Okullar gençleri öğrenmekten nefret eder hale getirmektedir. Okul sistemi içerisinde sürekli dış motivasyon kamçılanmaktadır: "Yaparsan şu notu alırsın, bu kitabı okursan sınıfı geçersin, şu kadar puan alırsan öğrendiğine kanaat getiririz ilh." Gerçekten talebe öyle bir hale gelir ki "öğrenmekten keyif almak" denilen şeyi adeta unutmuştur. Oysa insan, fıtratı gereği bilmeye meyleden, bilmekten haz duyan bir varlıktır. Onda merak birazcık kamçılandığında dinlerken gözlerinin parıldadığını, gerçekten bir şeyi kavradığında yüzündeki tebessümü fark edersiniz. Küçük bir çocuğun dahi bir şeyler keşfettiğinde yüzündeki mutluluk kolayca okunabilir. Okul bu öğrenme şevki çiçeğinin üzerinde yıllarca tepinir. Belli bir yaştan sonra tekrar teşvik ederken yapmaya çalıştığımız şey bu çamura bulanmış, çiğnenmiş çiçeği diriltmeye çalışmaktır. Hiç çiğnenmeseydi işler bu kadar zor olmazdı.