Paradoksun dibinden sesleniyorum arkadaşlar ve söze başlıyorum :)
Otobiyografik anlatının sınırlarında dolaşan, samimiyetle kurgu arasında ince bir çizgi çizen bir metin. Veronica Raimo, çocukluk ve gençlik anılarını aktarırken klasik bir “büyüme hikâyesi” anlatmıyor; aksine, parçalı hafızanın, çarpıtılmış gerçeklerin ve “anlatırken yeniden yaratılan” geçmişin izini sürüyor.
Metnin en güçlü yanı, ironik ama kırılgan dili. Raimo, kendini anlatırken kendine bile tam olarak güvenmeyen bir anlatıcı kuruyor. Bu da okuru sürekli şu soruyla baş başa bırakıyor: Gerçek nedir, hatırlanan mı yoksa anlatılan mı?
Aile ilişkileri, özellikle anne figürü üzerinden, hem absürt hem de boğucu bir atmosferle veriliyor. Yazarın mizahı burada bir savunma mekanizması gibi çalışıyor; güldürürken aslında bir sıkışmışlık hissi bırakıyor.
Yalan DolanVeronica Raimo