Biliyor musun, siz yetişkinlere bakınca aslında hiç önemsemediğiniz şeylerin tuzağına düşüyormuşsunuz gibi geliyor bana. Nasıl oluyor bu? Ne zaman oluyor?
Hiçbir belirti göstermeksizin, hatta hiçbir şey hissetmeden, kendimi yok olmuş gibi hissediyor, beni çevreleyen her şeyden kopuyordum ama aynı zamanda tüm duyularım keskinleşiyordu.
Ağaçlar, aslında sadece ağaçlardan bahseden bir doğa kitabı değil. Daha çok insanın kendi içine dönmesi, yalnızlığıyla barışması ve yaşamın ritmini doğadan öğrenmesi üzerine şiirsel bir düşünce metni gibi. Hesse burada ağaçları bir metafor olarak kullanıyor: sessiz ama dirençli, yalnız ama kökleriyle güçlü, mevsimlere boyun eğen ama her seferinde yeniden filizlenen varlıklar..
Hesse’nin dili sakin, hatta bazen neredeyse meditasyon gibi. Bir ağacın gövdesine, rüzgârına ya da sessizliğine bakarken aslında insan ruhunu inceliyor. Özellikle hayatın karmaşasında sıkışmış hisseden biri için kitap “dur biraz” diyen bir nefes gibi geliyor.
İnsan bazen büyümeyi ilerlemek sanıyor ama kök salmayı unutuyor.
Hesse’nin ağaçlara bakışı romantik değil sadece; aynı zamanda bilgece. Ağaçları doğanın filozofları gibi görüyor. Sessizlikleriyle konuşuyorlar adeta. Bu yüzden kitapta melankolik ama huzurlu bir atmosfer var. Gürültülü değil, içe işleyen bir kitap.
AğaçlarHermann Hesse
“Aynı hikayeye farklı ruhlardan bakabilmek”
Kapak Kızı serisi insanın içindeki kırıkları, sınıfsal utancı, görünme arzusunu, sevgisizliği ve yıllarca taşınan yalnızlığı anlatıyor. Zincirin ilk