Acın varsa tedavi et ve bir alev varsa üfleyip de söndürme, ona karşı sert davranma. Geri çekilmek, geceleri uykumuzu kaçırırsa korkunç bir şeydir, başkalarının bizi, unutulmak istemeyeceğimiz kadar kısa bir sürede unuttuğunu görmek de bunun kadar kötüdür. Biz olsak yapacağımızdan daha hızlı yapılan şeylerin ardından iyileşmek için kendimizden öyle çok şeyi fırlatıp atıyoruz ki, otuz yaşında iflas ediyoruz ve yeni birisiyle başladığımızda verecek pek bir şeyimiz kalmıyor. Ama bir şey hissetmemek için hiçbir şey hissetmemek... Yazık!
Gece savaş talimi yapan askerler gibi, karanlık geldiğinde kör gibi kalmamak için karanlıkta yaşıyordum. Acıyı köreltmek için acının provasını yapmak. Homeopatik bir şekilde.
Yaşam boyu hiç aklımızdan çıkmayan her yaşantı gibi, kendimi içim dışıma çıkmış, bitkin ve paramparça bir halde buldum. Hayatımda olduğum her şeyin toplamıydı bu... ve daha da fazlası: Pazar ikindilerinde şarkı söyler ve ailem ve arkadaşlarım için sebze kızartırken kimsem o; buz gibi gecelerde kalkıp üzerime bir kazak giyivermekten başka bir şey istemeden masama koşup da, ben olduğumu kimsenin bilmediği kişi hakkında bir şeyler yazarken kimsem o; çıplak bir vücudun yanında çıplak yatmaya can atarken ya da dünyada yapayalnız kalmaya can atarken kimsem o; her parçam birbirinden kilometrelerce ve yüzyıllarca uzak gibi geldiğinde ve her biri benim adımı taşıdığına yemin ettiğinde kimsem o.