Bu insanların düzeleceğine dair bir umut yok . Yanı başında çöp kutusu var yine de çöpünü yere atar.
Şairin “Yaş otuz beş, yolun yarısı” dediği zamanlara birkaç sene kaldı. Hani derler ya, otuzlu yaşlardan sonra bir sakinlik ve farkındalık yükleniyor insana; işte ben de tam olarak bunu doruklarda hissettiğim bir senedeyim. Eski ben ile şimdiki ben arasında ciddi farklılıklar olduğunu fark ediyorum. Seyahatlerde artık eskisi gibi sürekli fotoğraf çekmiyorum. Çok sevdiğim fotoğraf makinemi yanıma bile almıyorum. Gittiğim her yerden sadece bir kare çekiyorum; bana hissettirdiklerini hatırlamak için. Mesela farklı kültürleri öğrenmeye, farklı hayat tarzlarını görmeye bayılıyorum. Gittiğim şehirlerde çok ünlü, popüler ve yeni yapıları görmek ya da AVM gezmek yerine, şehrin eski sokaklarını adımlamayı tercih ediyorum. Merak ettiğim o kadar çok kültür var ki, anlatamam. Camiler kadar kiliseleri de merak ediyorum. İnsanların yüzlerindeki o duyguları okuyabilmek benim için çok kıymetli. Sık sık ailemle de bu konular üzerine konuşurum. Bu yazı kendime ayırdım ve merak ettiğim şehirlere seyahat edip anılar biriktireceğimi söylüyorum bizimkilere. Babam da diyor ki: “Ama sen zaten hep seyahat ediyorsun, bu seneyi neden özel olarak düşünüyorsun?” Heheheh 😅 Bu sene yoğun bir çalışma senesiydi elhamdülillah. Şimdi ise biraz dinlenme ve sakinleşme vakti. Allah’ım, çokça seyahat ettiğim, çokça anı biriktirdiğim bir yaz olsun. Çokça âmin.
Duygu ve Düşünce
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu evden çıkış için iki ihtimal var: Ya KPSS beni atayacak, ya Kısmet beni alacak. İkisi de sessiz… Ben hâlâ aile evindeyim.. 😃🚬
*İçimde uzun zamandır dinmeyen bir akşam var; ne gece olabiliyor ne sabah...*
1000Kitap
Yeni başlangıçlara 1k :)
Güzel bir düzene ihtiyacımız var. Aradığımız güç kendi içimizde. Bugün yeni bir sayfa açalım her şeye.
1000Kitap
İNSAN "ÖZNE" OLMAKTAN ÇIKAR...
(...) İBDA açısından bu (geist), mücerredi müşahhaslaştırma teşebbüsü içinde yeniden mücerrede düşmektir. Bu müşahhaslaşma, yaşayan insanın, ferdî varoluşun müşahhaslığı değildir. Hegel’in müşahhası, sistemin müşahhasıdır; ferdin müşahhası değil. Sistem, varoluşu kavradığını sanırken var olan insanı kaybeder. Bu yüzden Soren Kierkegaard Georg Wilhelm Friedrich Hegel’in mücerret bütününe karşı ferdi öne çıkarır ve onun “müşahhaslık” iddiasının gerçek insana varamadığını gösterir. Friedrich Nietzsche’nin Hegel eleştirisinde de aynı bakışı görebiliriz: Hegel’in sisteminde insan yaşayan, yaratan, değer koyan varlık değil; “dünya süreci”nin seyircisi ve sonucundan ibarettir. Dolayısıyla Hegel’de öz tarihte gerçekleşir, fakat bu defa insanın kendisi özne olmaktan çıkar. -REHA KANSU, “Mücerret İnsan”dan “Gaye İnsan”a, -Mihraksız “İnsani Öz” Tartışmaları, a) Hegel -III-, besincidevre.org/5devre, 17 Haziran 2026-