Altair İbn La ahad...
10/10
·462 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 23:11
Kitap genel olarak akıcıydı sadece bazı yerlerde ana karakterin (Altair'in) sürekli ordan oraya koşturması ve her bölümde yeni bir maceraya başlaması beni yordu. (Ama onu yormadı maşallah) Aslında bu durum oyundaki o bitmek bilmeyen suikast hazırlığı görevlerinin kitaba bir yansıması gibiydi; yine de sayfalar arasında bu tempoyu takip etmek, elinde kontrolcüyle koşmaktan daha yorucuymuş. Oyununu oynayan birisi olarak yer yer farklılıklar bulunsa da genel hikayeye bağlı kalınmış. (Her iki eser içinde söylüyorum, birbirlerini tamamlıyorlardı) ​Kitapta bolca ihanete ve karakterin fikir dünyasının değişmine/gelişimine tanık oluyoruz. Serinin en kibirli karakterlerinden biri olarak başlayan Altair'in, yaşadığı bu ihanetler ve kayıplarla olgunlaşıp gerçek bir "Üstat" haline gelişini kitaptaki iç diyaloglarla okumak, hikayeye çok daha derin bir felsefi tat katmış. Var olabilseydi insanüstü güçlerin (Cennet elması) insanlar arasında oluşturabilecek güç hırsını gözler önüne seren bir eser. ​Ben kendim bu seri ile ayrı bir duygusal bağ içerisinde olduğumdan dolayı bir çok yerinde duygulandım. Zira eserle ilk defa 13 yaşımda tanışmıştım. Bundan önce diğer kitaplardan 3 tanesini okumuştum seri olarak başlamama gerek yoktu genel olarak hikayeye hakimdim fakat kafamda oturmayan kısımları varmış. Özellikle oyunda hızlıca geçilen bazı arka plan detayları ve Al Mualim ile olan o karmaşık ilişki kitaptaki anlatımla birleşince, kafamda tam oturmayan tüm taşlar yerine oturdu. ​Sen iyi bir Assassinsin Altair, iyi bir üstatsın... Elinden gelenin en iyisini yaptın. ​
1000Kitap
Assassin’s Creed - Gizli SeferOliver Bowden · Epsilon Yayınları · 2015426 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2026 78. kitabı
Nietzsche’nin amor fati kavramı, yalnızca “kaderi sevmek” şeklinde basit bir kabulleniş anlamına gelmez. Buradaki kader anlayışı, klasik anlamda önceden belirlenmiş bir yazgıya teslimiyet olarak değil; var olan her şeyin kendi zorunlulukları, nedenleri ve sonuçları içinde değerlendirilmesi olarak ele alınmalıdır. Bu anlamda kader, geniş bir determinizm fikriyle ilişkilidir: Olaylar rastgele, sebepsiz veya yalnızca tesadüflerin sonucu olarak gerçekleşmez; her oluş, kendinden önce gelen koşulların ve ilişkilerin içinde ortaya çıkar. İnsan, içinde bulunduğu koşullar tarafından etkilenirken aynı zamanda seçimleri, tepkileri ve eylemleriyle yeniden etken hâle gelir. Nietzsche’nin amor fati anlayışındaki temel nokta da burada ortaya çıkar. İnsan, kontrolü dahilinde olan şeylere yönelir, seçimlerini yapar ve ardından bu seçimlerin doğurduğu sonuçları bütünüyle kabul eder. Sonuçlar olumlu ya da olumsuz olsa bile onları reddetmek yerine yaşamın bir parçası olarak görür. Çünkü Nietzsche için hata, acı veya kayıp bile insanın kendisini ve dünyayı anlamasında bir öğrenme kaynağıdır. Bu düşünce daha sonra varoluşçu düşüncenin de beslendiği noktalardan biri hâline gelir. İnsan geçmişte yaşananları değiştiremez ancak onlara vereceği tepkiyi seçebilir. Koşullar ne olursa olsun, içinde bulunulan anın değer taşıdığını görmek ve o ana anlam katmak gerekir. Nietzsche’nin amor fatiyi “insanın iyiliği için bulduğu bir formül” olarak değerlendirmesinin sebebi de budur. Bu nedenle kaderi sevmek, Tanrı’nın insan için yazdığı hazır bir plana boyun eğmek anlamına gelmez. Nietzsche’de amor fati, zorunlu olanı sevmek; hayatın bütün parçalarını —güzeli ve çirkini, başarıyı ve başarısızlığı— reddetmeden kabul edebilmek anlamına gelir.
Kaderini Sev, Çünkü Aslında Hayatın Bu - NietzscheTaner Şanlıoğlu · Destek Yayınları · 20203,601 okunma
Reklam
“Yazmak intihar etmenin en kanuni biçimi”
10/10
·125 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 13:30
Muhteşem. Aslında diyebileceğim başka hiçbir şey yok. Yine de bu tanım etrafında dönen birkaç kelam daha edeceğim. Sert, sarsıcı, rahatsız edici metinleri sevenlerin (mesela Hakan Günday, Chuck Palahniuk okuyanların) kesinlikle keşfettiğine eminim, ben biraz geç kaldım. Aslında yazarın Nü Peride’sini uzun yıllar önce okumuş ve çok beğenmiştim. Listemde bu kitabı epeydir beklemekteydi. Ne yazsa okurum, her kitabını alırım dediğim yazarlar arasına girdi kendisi. Kitapta eğer son okuma sırasında gözden kaçmadıysa tekrar eden bir bölüm var, o biraz rahatsız etti, bilinçli tercih de olabilir emin olamadım. Eksik Parça Yayınları’nın kaliteli bir baskısıydı, ayraçlı, kalın kâğıtlı. Artık bu kalitede kitaplar basılmıyor tasarruf derdinden. Konusuyla, anlatımıyla, cesur ve keskin diliyle nefis bir roman. Kısacık, hemen bitiyor, bitmesin dedirtiyor. Bir de bana Kaybedenler Kulübü’nü feci anımsattı, bağlantı var mı bilmiyorum, sadece kahramanın radyocu olması sebebiyle öyle hissetmiş de olabilirim. Rus jiletlerine itibar etmeden okuyunuz :) 
Edebiyat & Roman
Varlık ve PiçlikHakan Akdoğan · Eksik Parça Yayınları · 2019219 okunma
Puan vermedi·214 syf.··
2026 24. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 22:52
yakup kadri karaosmanoğlunun bu naif eserini herkes okumalıdır. müthiş tasvirler var. insan okurken anlatılan krakterleri etiyle kanıyla canıyla yanındaymış gibi hissediyor.sanki tüm kahramanları tanıyormuş gibi zannediyor. türk edebiyatının bu büyük üstadının kitapları mutlaka okunmalı değeri anlaşılmalı bu yazarların. büyük yazarlarımızın farkedilip değerlerinin anlaşılması dileğiyle. Keyifli okumalar
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,5bin okunma
7/10
·156 syf.··
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 16:20
#k:537056ta Takuya Asakura “Ne de olsa mucizeler, sanıldığı kadar nadir değildir.” Dünyanın herhangi bir yerinde olmayan, yalnızca kalbinde derin yaralar taşıyan insanların ulaşabildiği gizemli bir kitabevi var: Sakura Kitapçısı. Kiraz çiçekleriyle çevrili bu küçük kitabevinde ziyaretçileri; gizemli genç kız Sakura ve her şeyi sessizce gözlemleyen üç renkli kedi Kobako karşılıyor. Adeta kitabın başrol oyuncuları onlar. Dört ayrı bölümden oluşan romanın her bölümü, Sakura’nın nerede olduğu bilinmeyen bu esrarengiz kitapçıda, Kobako’nun seçtiği bir kitaptan okunan bölümle başlıyor. Buraya gelen herkesin ortak bir yanı var: tamamlanmamış vedalar, pişmanlıklar ve yüzleşilememiş duygular… Sakura, yas sürecini tamamlayamayan, sevdikleriyle istedikleri gibi vedalaşamayan ya da onlar için yapılan fedakârlıkların farkına varmadan yaşamaya devam eden ziyaretçilerini kendi gerçekleriyle yüzleştiriyor. Dört hikâye arasında beni en çok etkileyen bölüm Mio’nun hikâyesi oldu. Annesini kaybettikten sonra derin bir suçluluk duygusuyla yaşamaya çalışan Mio’nun yaşadıkları ve iç hesaplaşması kalbime en çok dokunan kısım oldu. Kitabın genel değerlendirmesine gelirsem; benim için küçük bir hayal kırıklığıydı. Kapağındaki ışıl ışıl atmosfer, bende bambaşka bir beklenti oluşturmuştu. Ancak içeriği, beklediğim etkiyi tam olarak yaratamadı. Umut ve iyileşme hissi sanki tam derinleşecekken yarım kalıyor, bazı bölümlerdeki tekrarlar ise kurguyu uzatmak için eklenmiş hissi veriyordu. Elbette her okurun beklentisi ve okuma zevki farklıdır. Eğer Japon edebiyatının dinginliğini seviyor; büyük sürprizler yerine huzur, kabulleniş ve umut duygusunu ön planda tutan hikâyelerden hoşlanıyorsanız bu kitaba bir şans verebilirsiniz. Bir fincan kahve eşliğinde, sakin ve yavaş akan bir okuma deneyimi
Alıntı
Sakura Mevsimi KitapçısıTakuya Asakura · Athica Yayınları · 202691 okunma
8/10
·463 syf.··
2026 40. kitabı
Puanının ne kar bu kadar düşük olduğunu asla anlamayarak başladım ve bir önyargım vardı ama çok güzel okudum hikaye çok iyi gidiyordu puanının bu kadar düşük olmasını ilk etapta fmc erkek karakteri aldattigini farklı bir şey çıktı o da okeyde her şey yolundaydı derken 62. bölümde neden puanının düştüğünü anladım. Çok gereksizdi ben kitaba dokuz verecektim o sahne yüzünden yine içim koca bir kurguyu çöp etmeye el vermediğinden sekiz vereceğim ama bence çok gereksizdi saçmaydı kadın karakterin saçmaydı ben erkek karakteri çok sevdim. Oldukça keyifli okudum yedi kitaplık bir seri olacakmış daha önümüzde uzun bir yol var bu tarz durumLara alışkınım ama gereksizdi. Kai rita ve micheal olayı gibi oldukça gereksiz de ama bence Alex’in kitabına biraz pay çıkarmak için de yapıldı. Zaten kitap sonlarında kadın karakterimiz bayağı diğer kitaplarda ne olacağını gösteriyor gibi oldu. Seriyi okumaya devame edeceğim ama 62. Bölümü okumadım sayıyorum umarım diğer karakterlerde böyle bir şey yaşamayız. Tabi luca nın kitabı nasıl olacak onu da asla kafaöda kuramıyorum:D
Twisted PawnL. J. Shen · Bloom Books · 202616 okunma
Reklam
Reklam