Beni üzeni, oturup teselli etmişliğim var. Ben bile baş edemiyorum merhametimle...
Beni üzeni oturup teselli etmişliğim var, siz benim merhametimle baş edemezsiniz.
1K
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
Aşırı sağcı Ben-Gvir’in "Trump’ın anlaşması bizi bağlamaz, İsrail ABD’nin bir sömürgesi değil" cümlesi ile Netanyahu’nun "Güvenlik şeridinden çekilmeyeceğiz" inadı, sadece bir askeri strateji değil; İsrail sağının siyasal ve sınıfsal hayatta kalma refleksidir. Beka Stratejisi: Netanyahu ve onun radikal ortakları (Ben-Gvir, Smotrich), içerideki iktidarlarını ve yargı karşısındaki dokunulmazlıklarını ancak ve ancak kesintisiz bir savaş statüsüyle koruyabiliyorlar. Trump ve Pezeşkiyan’ın Lübnan dahil tüm cephelerde ateşi kalıcı olarak kesmesi, Netanyahu hükümetinin içerideki meşruiyet zeminini bir gecede havaya uçurur. Bu yüzden Trump’a telefonda "Saldırılara devam edeceğiz" diyerek, bizzat ABD başkanının "büyük zafer" imajını sahada sabote etme riskini bile göze alıyorlar. Bu durum, küresel sermaye ile bölgesel militarizm arasındaki o organik bağın nasıl çatırladığını gösteriyor. ABD'nin (Trump'ın) Derdi: Petrolün akması, borsanın rekor kırması ("Motorlarınızı çalıştırın" tweet'i) ve finans kapitalin küresel risk primini düşürmek. Trump için Ortadoğu dosyası kapandı, Versay'da imzalar atıldı, bilanço temizlendi. İsrail'in Derdi: Bölgesel bir devlet olarak, yanı başındaki Hizbullah ve İran gerçeğiyle Amerikan koruması olmadan baş başa kalmak. Netanyahu çok iyi biliyor ki, ABD bölgeden elini eteğini çektiği an, İsrail’in Lübnan’ın güneyinde tek başına bir işgali sürdürmesinin askeri ve ekonomik maliyeti uzun vadede katlanılamaz olacaktır. Bu yüzden "Mücadele bitmedi" diyerek, Washington'ı yeniden sahaya çekmeye, o çözülen zinciri zorla geri bağlamaya çalışıyor. Normal şartlarda yarın (19 Haziran) İsviçre’de bir imza töreni daha bekleniyordu ancak bugünkü Versay ve Tahran imzalarından sonra o masanın akıbetinin belirsizleşmesi, İsrail'in yarattığı bu diplomatik
1000Kitap
BaHaRrr BaHaRrr “Ve le sevfe yu’tîke rabbuke fe terdâ.” Duhâ,5 İnsanlar dürüst olsa güvendiğimiz dağlara kar yağmaz biz ihanet ile sınanmazdık Rabbimizin verdiklerine şükredip hoşnut olsak teslimiyet ve tevekkülümüzü çoğaltırdık ve bu kadar olmazdı kâinatta Hayırlı Cumalar Dinsizler için ruh yoktur… Kesik Baş Hüseyin Rahmi Gürpınar başladığı yerde biter tüm yolculuklar diyor Servet Kocakaya demekki her yolcu başladığı yere geri döner önemli olan içimizdeki dini korumak imanıza sahip çıkabilmek o zaman en güzel yere döneriz BaHaRrr BaHaRrr “Bu aralar bütün akıllı geçinenler ruhlarla meşgul. Dirileri  düşünen yok.” Kesik Baş Hüseyin Rahmi Gürpınar BaHaRrr@Bahar_3498 İnsan arıyor onun ile ağlayacak Gözyaşlarını silecek birilerini Oysaki herkes meşgul Birbirimizi düşünmeye vaktimiz yok
Din

BaHaRrr

@Bahar_3498
·
“Kara toprak neleri örtmez!”
“Şimdi burada gecenin karanlığında oturmuş, sürekli şekil değiştiren tepelere aptal aptal bakarken -ki bu oyun sabah olup da eski hallerine dönene kadar devam edecek- Eugenio'ya karşı hem acıma hem de hayranlık duygularıyla dolup taşıyorum. Bu gezegen kocaman bir karmaşa. Yahudiler Müslümanları öldürüyor, Katolikler Protestanları havaya uçuruyor ve Birleşik Devletler başkanı rolünü üstlenen Beyaz Saray'ın görevlisi doğrudan Ruslarla bir çatışmaya doğru gidiyor. Yalanlar, iftiralar, İncil’in ve tarihin tahrif edilmesi dünyayı anlaşılmaz bir hale getirdi ve bu kaostan yükselmenin bir yolu var mı diye merak ediyorsunuz.” Gece boyu süren bir iç hesaplaşma, sabahın ilk ışıklarıyla sonlanacak bir bekleyiş… Karayiplerin yalnız ve yaşlanmış anlatıcısı, tropik bir adada, kitaplarıyla, köpekleriyle ve anılarının ağırlığıyla baş başadır. Fonda doğanın geceye ait sesleri yükselirken, bilinç ve bilinçdışı arasında salınan düşünceler ölüm, yalnızlık ve insanın doğayla kurduğu o kırılgan ilişki etrafında dolaşır. Sabahın doğuşuyla birlikte, bu bekleyişin nasıl bir sona varacağı sorusu kaçınılmazdır. Yalnızlığın, dışlanmışlığın ve varoluşsal yabancılaşmanın izini süren romanlarıyla çağdaş edebiyatın en özgün anlatıcılarından Karayip edebiyatının münzevi sesi Tip Marugg, Sabahın Kükreyişi’nde doğayla insanın iç içe geçtiği, varoluşun karanlık kıyılarında gezinen, sarsıcı bir anlatı sunuyor.