İyi ki geçiyorsun zaman. Ya acının en derinine işlediği bir an da donsaydın. Mevlana
Sayfa 60·Kitabı okuyor
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Azalıyordu acılarımız, unutuyorduk gündüzün karanlığını ve gecenin aklığındaydık şimdi. Günden üstümüze bulaşan kirler yanıp yok oluyordu biz tutuşurken alev alev.
Sayfa 43·Kitabı okuyor
1000Kitap
Yabana bir ülkeye gitmek ister miydin? -Evet Hindistan' a gihnek isterdim. Kaplanlar var orada. - Başka nerelere gitmek isterdin? -Çin'i de görmek isterdim. Orada görkemli bir set var. -Üstüne tırmanmak hoşuna giderdi herhalde, değil mi? -Set çok kalın ve yüksektir. Kimse aşamaz. Zaten kimse aşamasın diye yapmışlar. - Neler de biliyorsun! Çok okumuş olmalısın.
Görüyorsunuz ne kadar çok aile depresyonu var? Hiç fark ettiniz mi, her yıl Yeni Yıl daha sönük geçiyor? Her yıl kar yağdığında buna daha da hevesiz bakıyorsunuz. Sanki her şeyin anlamı yitip gitmiş. Her şey solmuş. İnsanlar sıradanlaşmış, karamsarlaşmış, otomatikleşmiş, robotlaşmış. Eskiden denize gitmek heyecan vericiydi, şimdiyse bıktırıcı... Eskiden ormana gitmek keyifliydi, şimdiyse sıradan. Eskiden sıradan bir tavuk kızardığında bile sofrada daha lezzetli görünürdü, şimdiyse sanki eski, siyah-beyaz bir filmin içine düşmüşüz; belki de bu Allah'ın bir cezasıdır?
Sayfa 90·Kitabı okudu
“Azizim!” diye sormuştu: “Sen tıbbiyeyi bitirince ne yapacaksın? Köye mi gideceksin?” Öteki birdenbire boş bulunarak: “Ne münasebet!” dedi. Sonra, pek ustaca olmayan bir ricat yaptı: “Mamafih, icap ederse giderim!” “İcap etmesi nedir? Nasıl icap eder? Köyün doktora ihtiyacı var! Sen gitmek istersen kimse de mâni olmaz. Ne bekleyeceksin?” Çocuğun cevap vermeye hazırlandığını görünce devam etti: “Hiçbir şey söyleme iki gözüm. İtirazlarını senden evvel ben sayıvereyim: Köylere gitmeden evvel birçok şehirlerimize bile doktor lazım!.. Köylerde, vesait noksanı yüzünden kâfi derecede faydalı olamayız!.. Bu kadar tahsili ve yurdun bizde tecelli eden emeğini mahdut bir mıntıkada ziyan edemeyiz!.. Değil mi? Pekâlâ, ben de size hak veriyorum, öyleyse ne diye feragat makaleleri, köylüye destanlar yazıp duruyorsunuz? Bak, ben sana, senin neler istediğini sayayım: Evvela, bütün muvaffakiyetinin başı olarak büyük bir iltimas arayacaksın… İtiraz etme, bal gibi arayacaksın. Hatta, eğer son sınıflara yaklaştıysan aramaya başlamışsındır bile… Ondan sonra memleketin göz önünde bir yerine tayin olunmak… İhtisas yapmak imkânlarını elde etmek… Sonra para kazanmak: Bol bol, avuç avuç, çılgınlar gibi kazanmak… Sonra güzel bir karı almak… Kafaca anlaşacağın ve ruhu ruhuna uygun bir kadın değil! Herkes gördüğü zaman ‘Aman! Bakın, falancanın ne enfes karısı var!’ desin yeter!.. Yalnız bu noktada idealistsiniz; ve maddi menfaatler ve rahatlar haricinde yegâne manevi zevkiniz budur: Güzel karı alıp herkese parmak ısırtmak… Sonra otomobil, apartman… Daha sonra göbek, poker vesaire… Hayatınızı gözümün önüne serilmiş gibi görüyorum, bir şey dediğim de yok, pekâlâ! Demek ki böyle icap ediyormuş, böyle olsun… Fakat bu istikbale hazırlanırken şu yaptığınız işler tarzındaki bir mukaddemeye ne lüzum var?