onu sevmek istememiştim. ruhumdaki âşk tohumlarını fark eder etmez söküp atmaya çalışmıştım. ne kadar uğraşıp çabaladığımı okuyucum biliyor. oysa şimdi, onu yeniden görür görmez, bu tohumlar canlanıvermiş, yemyeşil, dipdiri filizler vermişti.
dikkatinin o hanımlara yöneldiğini, baksam da fark etmeyeceğini anlar anlamaz, gözlerim istemeden onun yüzüne takıldı. göz kapaklarımı denetleyemez hâle geldim. gözlerim sanki kendiliğinden kalkıyor, ona saplanıp kalıyordu. baktıkça bakıyor, bundan da büyük bir zevk duyuyordum.
acı, keskin bir zevkti bu. hem tat alıyor, hem acı duyuyordum. som altındı da, acıdan örülmüş sipsivri çelik bir ucu vardı sanki. susuzluktan ölmek üzere olan bir adam olanca gücüyle bir kuyuya ulaşır, zehirli olduğunu bile bile nasıl kana kana suyundan içerse, ben de öylesine tadıyordum bu zevki.