Felsefi Masallar
Felsefe tarihi, fildişi kulelerindeki steril teorilerin değil; insan olmanın en büyük çelişkilerini, takıntılarını ve intihallerini barındıran yaşayan bir trajikomedidir. Sermaye düşmanlığı yaparken borsada batan Marx, rasyonel evren tasarlayıp evinde sinek avlayan örümcekleri izleyen Spinoza, kahvenin zehir olduğuna inanıp yatağına üç kat sarınarak yatan Kant, çocuk eğitimi üzerine çığır açan kitaplar yazıp kendi beş çocuğunu da yetimhaneye bırakan Rousseau ve nihayet ahlak ütopyalarından ömrünün sonunda baskıcı yasalara sığınan Platon, bize tek bir gerçeği fısıldar: Düşüncenin büyüklüğü, düşünenin kusursuzluğundan gelmez. Onlar, inşa ettikleri muazzam fikir saraylarının altına kendi insani gölgelerini bırakmışlardır. Ancak felsefenin asıl dehlizi, bu bireysel eksantrikliklerden ziyade, fikirlerin kendi aralarındaki o bağımsız, ödünç alınan ve çarpıtılan sirkat hikayesidir. Nitekim Descartes’ın modern dünyayı kuran "Düşünüyorum, öyleyse varım" şüpheciliği bile gökten zembille inmemiş; yüzyıllar önce Aziz Augustinus’un "Eğer yanılıyorsam, varım" itirafında çoktan filizlenmiştir. Neticede felsefe; kusursuz azizlerin değil, dünyayı anlamaya çalışırken birbirinin omzuna basan —ve bazen de cebinden çalan— o fazlasıyla insani dehaların elinden çıkma ortak bir mirastır.
Eylül”üm. Güzeller güzelim. Annemmmmm. Saçlarına nazar boncuğu taktığım. Sarıp sarmaladığım. Yoldaşım. Yarınım. Sırdaşım. Güzel kızım benim. Gelemedim diye kızgınsın bilirim ama anneler bazen böyledir. Yeterim sanar, çabalar çırpınır son gücüyle hadi bi kere daha kalk dese de yetemez bazen. Düşer kalkamaz. Çıkarım sandığı kuyulardan çıkamaz bazen. Güçlü görünürler elbet ama onlar da bazen güçsüz düşerler. Halimden anlarsın bilirim. Yormazsın hiç. Hep dinlersin, Susan yanlarımı konuşturur, Yaralarıma su serpersin. Hayalinle sarar sarmalarsın sen de beni. Gönül koymaz açarsın hep kollarını.. Ben biraz babanla sohbet edeyim sen de dinle bizi emi. Çünkü babana doyamıyorum son zamanlarda. Yolumu aydınlatan bir ışık gibi içimi de aydınlatıyor son zamanlarda. Yaşadıkça yaşayasım, Sevdikçe sevesim, Sardıkça sarasım geliyor. Bi gün dünyaya geldiğinde gülüşünle babanla yarış istiyorum.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sen, kaçan ürkek ceylânsın dağda, Ben, peşine düşmüş bir canavarım! İstersen dünyayı çağır imdada; Sen varsın dünyada, bir de ben varım N. F. Kısakürek
Siz sevmeyin diye varım.
EFKARIM ÇALINCA KAPIMI
AĞLADIM Çalınca kapımı efkârım yine, misafir eyledim, baş tacı yaptım. "Hoş gelmişsin." dedim gönül haneme. Sarıldım, bağrıma bastım, ağladım. Kurdum sofrasını eski masaya. Gönül doymuş idi derde, tasaya. Kavunu, peyniri,
Şiir