Dini egzersizleri meslek zaruretile yapan insanlar, ekseriya bu ibadet hareketlerinin şekline, maddesine sahip oluyor, onun ruhunu kaybediyorlar. Hattâ bu şekillere fevkalâde dikkat ve itina ile bağlılık, onlar hakkında ittihamcı bir takip ve dar kafalılık doğurabiliyor. Din adamları gibi onların emirlerine kayıtsız şartsız bağlı bulunan ve bir dinin hayatını, onun katılaşmış kaidelerine disiplin esaslarından ibaret zannederek otomatik bir takım hareketlerde ruhlarına tatmin arayan halk zümresi de aynı tehlikeye maruzdur. Böyle anlaşılan dinî yaşayış, ahlâka bir yol olamaz; belki ancak polis rolünü oynayabilir. Doğrudan doğruya işlenen ayyaşlık, kumarbazlık, cinayet ve saire gibi halleri önleyebilir, Araya vasıtalar ve örtüler koyarak işlenebilen ahlâki rezaletlerin hiçbirisine mani olamaz. Ruhları yükseltici bir kuvvet ve Allah'a götürücü bir irade olmaktan uzaktır. Yalnız Allah sevgisiyle ve Allah'a yaklaşma gayesile yaşanan gerçek dini hayat ve sade O'na yaranmak için yapılan ibadetler, ahlâka götürücü yol olabilirler.
Savaşların yağmalanmış zenginliklerine bak,
Savurganlık kendi yıkımını getiriyor.
Altından yıldızlara yükselen evler yapıyorlar,
Kayalar sudan, tarlalar denizden çıkarılıyor
Doğanın düzenini alt üst ederek isyan ediyorlar.
Şimdi de benim krallığımı istiyorlar.
Çılgınca yapılar yapmak için kazılan toprak,
Oyulan dağlar, inleyen mağaralar.
Mermer anlamsız amaçlar için kullanılırken,
Yeraltındaki ruhlar gökyüzünü özlediklerini söyler.
Yasalar neye yarar yalnız paranın hükmettiği
ya da yoksulluğun bir şey kazanamayacağı yerde?
Kinikler dahi sergiler bazen cüzdanlarını,
Parayla satın alınır olmuş gerçek bile.
Yani davalar getirmez rüşvetten gayrısını,
ve davaya bakan atlılar, belirler fiyatını.
İslâm o mânevi hükümettir ki, içinde maddîsini de eritmiş ve onu kâinat çapında getirdiği ölçüler manzumesine bağlamıştır. Bu bakımdan İslâm, görünürde, cismanî hükûmete hiçbir uygunluk arzetmediği halde, kanda su gibi, cismanî hükümeti üstün keyfiyetiyle istihlâk etmiştir.