8/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2026 56. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 17:04
Herkese selamlar Bugun size uzun zamandır kitapligimda bekleyen ve severek okudugum #cloverleighfarmsnextgeneration serisinin ilk kitabi olan ama #cloverleighfarmsseries in 6.kitabi olan #ignite #yangın yorumu ile geldim. Cok keyif aldigim bir kitap oldugunu söylemeliyim ama bunun en buyuk sebebi Dex'in kizlariydi Luna ve Hallie bence kitabin yıldızlariydi ve o ikisi kitapta olmasaydı muhtemelen vasat bir kitap olarak siniflandirirdim. Çocukların enerjisi kitabi oylesine farkli bir şekle sokmuştu ki, ana karakterler bence kitapta pasif kalmisti. Bölümlerin kisa olmasi, Winnie'nin herkese benim gözüm sende tutumu, Dex'in yas farkina surekli dem vurması kurgunun cok da elde tutulur bir yani olmadığını gosteriyordu. Ama iste kızların hatrina, onlarin oldugu sahnelerde gülmem, keyif almam kitabi sevdiklerim ama favorim olmayan kitaplar arasına soktu. Bu arada Winnie'nin kızlarla olan bağını ayrica sevdim. Ilk andan cok guzel bir ortak payda buldular. Dex'in sevgili olma kismi ozel sahneler haricinde cok da aman aman degildi ama babalığıni cok sevdim. Tam bir huysuzdu adam ya yangın sahnesi herhalde en guldugum yer olmustur. Yetişkin icerikli bir kitap oldugundan her yasa uygun degil ama turu seven tum yetişkin kitap severler bence okusun, günleri şenlenir #bookpost Yangın Melanie Harlow
YangınMelanie Harlow · Ren Kitap · 2025581 okunma
5/10
·104 syf.··
2026 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 01:22
Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere Bilimkurgunun Babası olarak bilinen, İngiliz yazar H. G. Wells'in (1866-1946), Zaman Makinesi adlı eseri hakkında bilgi vermeye çalışacağım. 1895 yılında yayımlanan bu eser bilimkurgu türünün ilk örneklerinden olduğu için önem teşkil etmektedir. Eserin içeriğine gelecek olursak; Zaman Gezgini adlı baş kahramanımız, bir tane zaman makinesi icat eder ve bu makine ile MS. 802.701 yılına yolculuk yapar. Yaptığı yolculuktan döndükten sonra yaşadıklarını bir dost meclisinde dostlarına anlatır. Zaman Gezgini'nin yolculuk yaptığı dönemde iki çeşit insan vardır: Eloilar: Yeryüzünde yaşayan, narin, çocuksu, minyon ve sanatsal yaratıklardır. Herhangi bir iş yapmazlar, sadece meyve yer ve oynarlar. Zihinsel kapasiteleri oldukça gerilemiştir. Wells'e göre Eloilar, geçmişin sefa içindeki zengin, burjuva sınıfının evrimleşmiş halidir. Mücadele edecek bir dertleri kalmadığı için zayıf düşmüşlerdir. ​Morlocklar: Yeraltında, karanlıkta yaşayan, maymuna benzeyen, mekanik işlerle uğraşan vahşi yaratıklardır. Işıktan nefret ederler. Wells'e göre Morlocklar ise geçmişin ezilen, fabrikalarda güneş görmeden çalışan işçi sınıfının evrimleşmiş halidir. Zaman Gezgini, gelecekte insanlığın evrimleşerek iki tamamen zıt ve kutuplaşmış türe ayrıldığını görür. Wells bu iki tür üzerinden Victoria dönemi İngiltere'sinin sınıfsal yapısını eleştirir. Eser akıcı bir dille yazılmış, yüz sayfa olduğu için bir oturuşta bitiyor. Ancak çok şey vadediyor gibi başlasa da oldukça vasat bir kitap. Sanki ilkokul çağındaki bir çocuğun eline kağıt kalem verip hadi sınırlarını zorlayarak saçmala demişler o da saçmalıkları kaleme almış gibi. Ben pek beğenmedim, tavsiye de etmiyorum. Keyifli okumalar dilerim...
Zaman MakinesiH. G. Wells · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202437,2bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7/10
·336 syf.··
2026 20. kitabı
Bakmak ve görmenin arasında kalan ince,aynı zamanda derin bir boşluk.Gördüğünü idrak edemeyecek farkındalılığı yitirmiş ahlak çöküntüsü.Güneşin ışıltısına , yağmurun serinliğine , doğan bir çocuğun ruhunun kokusuna , sevmenin ve sevilmemin mütevaziliğine ve daha birçok şeye kör kalmak.Anlatılmak istenen anlaşılandan daha değerli olabilir.Eserde olumlu olduğu kadar olumsuz gördüğüm yerlerde hayli fazla.Her konuyu cinsellikle örneklendirmek ve bu örneklendirmelerin sapıkça oluşu gerekli miydi diye sormadan edemiyorum.Böyle değerli bir konuya değinmenin başka yolları varken , bu vasat örnekler bende olumsuz bir iz bıraktı.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,2bin okunma
Bir adım arkanda değil kanka gözünün içinde sen körsün
6/10
·432 syf.··
2026 95. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:07
Selam dostlar. Hikayemiz Laura ve Daniel adlı çiftimizin bir Avrupa gezine çıkması ile başlıyor. İlk başta olaylar ne kadar ilginç gelsede özellikle ilk 100 sayfa, ondan sonra seri heyecanını tamamen kayb etmeye başlıyor. Buda kitabın korku-gerilim türüne göre aşırı uzun olmasından kaynaklı. Misal olarak Freida McFadden'ın kitapları daha kısa oluyor neredeyse 200, 300 sayfa falan ama onu okurken aşırı eğleniyorum. Kitap beni içine çekiyor halbuki kısa. Şimdi öncelikle yazım dili aşarı berbat olduğu için kitap bana kuru bir sahrada susuz kalmışım gibi hissettirdi. Hikâyenin potensialı çok yüksek, zekice kurgulanmış buna bir sözüm yok ama yazım dili o kadar vasatdı ki, kitapda bana hiç bir şey geçmedi. Bütün 400 sayfa boyu yüzümde mimik bile oynamadı. Bunun bir sebebi de ters köşelerin tahmin edilebilir olması. En azından benim için öyleydi. Türü güya gerilim ama 1 sayfasında bile gerilmedim açıkcası. Karakterler de yazım dili gibi vasatdı. Kitap da tek iyi şey olaylar ve kurguydu geçekten. Benim açımdan diğer her şey vasat yani. Karakterler bir olaya aşırı yapay tepkiler veriyordu ve dialoglar da gerçek insanların konuşacağı türden olana benzemiyordu. Vee Allahım bütün kitap boyu Daniel'e gıcık oldum. Aynı anda hem zeki hemde salak olmayı başara bilen ilk ve tek karakter sanırsam. Artı yönleri ise yine dediğim gibi kurgu güzeldi ve sürükleyiciydi, bölümler çok kısa ve punto büyük buda demekdir ki, sizi rs'den çok güzel çıkartır. Burda tek eksiği uzun olması çünki ben son 100 sayfada biraz sıkıldım. Okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim >3
1000Kitap
Bir Adım ArkandaMark Edwards · Guardian Yayınları · 2025157 okunma
Iskaladık hayatı
Puan vermedi·84 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 01:00
Onur Özkoparan Onur Özkoparan’ ın, “Her şeyi bırakıp gitmek istiyorum,” isimli romanı Macit karakteri, ailesi ve mahalle arkadaşları üzerinden tutunamayan bir karakterin yaşamını mercek altına alıyor. Romanı okurken sık sık Hamlet’in o meşhur cümlesini işittim: “Ekonomi, Horatio, Ekonomi!” (Macit’in babası da ölü Danimarka kralı kadar tekinsiz.) Eser, Karnavalesk yapısı ve güvenilmez anlatıcısıyla renkli bir okuma deneyimi sunuyor. Macit’in çelişkili doğası ve kirli dili, sokaklarımızın zenginliğini ve yazarın gözlem gücünü ortaya koyuyor. Bu kadar kalabalık bir hikâyede isimleri akılda tutarken zorlansam da karakterlerin sıkışmışlıkları ve benzer dertleri buna takılmamı engelledi. Okurun yaşadığı kafa karışıklığının yazarın bilinçli seçimi olduğunu düşünüyorum. “Hayatım boyunca gerçekle rüyayı ayırt etmekte zorlandım” diyen Macit mi yoksa yazar mı diye düşündüm. Başıma sık gelen bir şey bu, rüyadan uyandığımda fiziksel bedenime alışmam uzun sürüyor. Rüyanın gerçekliği o kadar yoğun ki dünyanın varlığından ciddi anlamda şüpheye düşüyorum. Macit’in babası ve Hakkı Amca karakterleri aynı kişi mi olabilir mi karışıklığına düştüm mesela. Rüyada her şey mümkün çünkü. Sonra bu yaşlı adamların aslında toplumun ebeveyn temsilleri olduğuna karar verdim. Ve onları sembolik anlamda öldürmeden büyümek mümkün değil… Anne figürü üzerinden gösterilen evliliğe bağlı çaresizlik, her kadını toplumun beklentilerini sorgulamaya davet ediyor. Macit’in kadına bakışı hüzünlü. Sanata yaklaştığı, dikey hayata geçebildiği yer aslında ona şaşırarak baktığım yer. Konuşurken kirli bir dil kullanıyor ama öyle şiirler yazıyor ki “Ne çok küfretti” dediğim karaktere başka gözle bakmaya başlıyorum. Güvenilmez bir karaktere güvenme arzusu doluyor içime. “Leş gibi yalnızlık kokuyordum” kitabın en sevdiğim
Edebiyat & Roman
Her Şeyi Bırakıp Gitmeyi DüşünüyorumOnur Özkoparan · Mahal Edebiyat · 202514 okunma
Altıncı Koğuş
Puan vermedi·80 syf.··
2026 47. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 16:39
Çehov, Altıncı Koğuş üzerinden toplumsal düzeni bir mikrokozmos olarak resmeder. Koğuştaki hastalar ile dışarıdaki insanlar arasındaki tek fark, birilerinin gücü elinde bulundurmasıdır. Düşünen, haksızlığa ses çıkaran ve sistemin monotonluğuna ayak uyduramayan İvan Dmitriç toplum tarafından kolayca "deli" ilan edilmiştir. Kitabın ilerleyen kısımlarında sistem, kendisi gibi düşünmeyen Doktor Andrey'i de aynı çarkın içine çekerek koğuşa kapatacaktır. Bu durum, gücü elinde tutan vasat çoğunluğun, aydın azınlığı nasıl yok ettiğinin trajik bir göstergesidir.
Düşünce
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Kızıl Panda Yayınları · 202087,4bin okunma