10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Ben para için askerlik yapmadım! Ben vatanım, Allah’ım için savaştım!”diyerek reddetmiştir. Geri kalan ömründe fakirlik ve yokluk çekmiş, gaza maaşına ihtiyacı olmasına rağmen…
Türk DamarıAlim Serkan Cesur · İkinci Adam Yayınları · 20269 okunma
10/10
·558 syf.·
2026 8. kitabı
İçinde tarihi bilgiler barındıran kitaplar okumaya bayılırım. Ahmet Ümit ilk defa okudum. Çok sürüklendim. İttihat ve Terakkiye vatan kurtarma ümidiyle giren Şehsuvar Sami vatan uğruna sevdasından vazgeçer. Fakat sonra yaşananlar, Enver Paşa’nın hırsı teşkilata duyduğu güveni yavaşça yok etmeye başlar. Uğruna katil dahi olduğunu, sevdasından vazgeçtiği teşkilat göz göre dağılmış, doğup büyüdüğü topraklar, Selanik elden çıkmıştır. İçinde İttihat ve Terakki’nin doğuşundan batışına kesitler, Ermeni tehcirinin bir Ermeni gözüyle değerlendirilmesi, Selanik’in kaybı, Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal ve Enver Paşa’nın çatışmaları, Enver Paşa’nın hırsı, 1.Dünya Savaşı’na sürüklenişimiz ve nedenleri eski bir ittihatçı olan Şehsuvar Sami’nin sevdiği kadın Ester’e yazdığı mektuplarda kısa kısa ele alınıyor.. Sonu sizi şaşırtacak o yüzden söylemiyorum. Kesinlikle okunmalı.
Elveda Güzel VatanımAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201514bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
Yine küçük yetişkin kitabı ve tek kelime ile milli duyguları besleyen ve evlatlarımızın bu duyguları anlamasını sade bir dille tanımlayan bir kitap. Tek kelime ile harika bence yetişkin lerde okumalı. Bayrak sevgisi vatan sevgisi bu kadar güzel sade ve akıcı anlatılamazdı. Okurken duygulanmamak mümkün değil. Vatanım ve bayrağım olduğu için Rabbim e binlerce şükürler olsun. Ne mutlu Türk'üm diyene...
Bayrak Kimde Kaldı?Betül Güler Daştan · Aile Çocuk Yayınları · 20251 okunma
Tekrar Tekrar Okumaktan Bıkmayacağım
10/10
·240 syf.··
2026 23. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
Mahvolmuş bir vaziyetteyim ve sanırım bu kitabı sindirmem için epey bir zaman gerekecek. Kitap kulübümüzün haziran ayı kitabı Onur Ayı'na özel bir konseptle Adınla Çağır Beni seçilmişti. Bu beni epey bir mutlu etti çünkü yıllar önce filmini seyrettiğimden beri kitabı delicesine merak ediyordum ve hiç vakit kaybetmeden kitabı okumaya başladım. Fazlasıyla etkileyici, tutku ve şehvetle donatılmış, tüm çıplaklığı ve ilkel duyguları ile okuduğum bir aşk hikayesiydi bu. Oliver ve Elio, Elio ve Oliver... Bizim ülkemizden pek çok okurun tanımladığı "sapkınlık" veya "rezillik" yorumlarına hiç katılmadığımı söylemek istiyorum. Çünkü aşk biraz da böyledir, sevgili dostlar. Aşk; arzu ve şehvetten bedeninizin yanıp kavrulduğu ve "o kişinin" her şeyini bütünüyle istediğiniz bir duygudur. Sonsuz bir çekim vardır aranızda ve o kişinin her bir zerresine muhtaçsınızdır. İşte Elio da böyle duygularla görüyor Oliver'ı. Kitabı okurken elimden kalemi düşürmedim, altını çizdiğim bir sürü satır oldu. Yorumumda bu alıntılara da yer vereceğim. "Dostluk sözcüğü geldi aklıma. Ama herkes tarafından bilindiği şekliyle dostluk hiç ilgimi çekmeyen, yabancı, ekilmemiş toprak gibi bir şeydi. Oysa benim, onun taksiden inmesinden Roma'da vedalaşmamıza dek hep istediğim şey belki de bütün insanların birbirinden istediği, yaşamı yaşanabilir kılan şeydi." Elio'nun ne istediğini anlatan en güzel pasaj buydu belki de. Utangaç, içine kapanık, pek arkadaşı olmayan ve dostluk tanımından bihaber olan Elio, Oliver'dan bunu hiç talep etmemişti. "Onun ölmesini de istiyordum, çünkü onu düşünmekten ve bir daha ne zaman göreceğim konusunda endişelenmekten kendimi alamadığıma göre, ölümü hiç olmazsa bu işe bir son verirdi bari." Elio'nun sevdiğine duyduğu merak bedenini öyle ele geçiriyor ki onun ölmesini bile
Adınla Çağır BeniAndré Aciman · Sel Yayınları · 20244,333 okunma
Cennet Vatanım
6/10
·83 syf.··
2026 25. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 13:22
Başlığını ilk gördüğümde absürt mizah ağırlıklı bir roman okuyacağımı düşünmüştüm. Aslında yanılmış da sayılmam. Çünkü kitap gerçekten komik; ancak güldürdüğü kadar rahatsız eden, düşündüren ve zaman zaman insanın yüzüne ayna tutan bir tarafı da var. Kıyamet sonrası cennete giden Kamil’in gözünden ilerleyen hikâye, ilk bakışta fantastik ve sıra dışı bir kurgu gibi görünse de aslında günümüz Türkiye’sindeki orta sınıf yaşamını, alışkanlıklarını, kaygılarını ve bitmek bilmeyen memnuniyetsizliğini taşlayan bir metin. Yazar, cenneti bile insanların dünyevi beklentilerinden ve şikâyetlerinden bağımsız düşünemeyeceğini gösteren bir sahne olarak kullanıyor. Kitabın en güçlü yanı da burada ortaya çıkıyor. Kamil’in yaşadıkları üzerinden yalnızca ölüm sonrası bir hayat anlatılmıyor; aynı zamanda sürekli daha iyisini isteyen, elindekine alışan, her koşulda yakınacak bir şey bulabilen orta sınıf zihniyeti ince ince eleştiriliyor. Bazen bir diyalogda, bazen küçücük bir ayrıntıda kendinizi ya da çevrenizden birilerini görmeniz mümkün. Anlatım oldukça akıcı. Mizah yer yer absürtleşse de altında ciddi bir toplumsal gözlem yatıyor. Bu yüzden kitap sadece eğlenceli bir hikâye olarak okunursa bazı noktalar gözden kaçabilir. Ben okurken sık sık “Evet, tam da böyleyiz” dediğim yerler oldu. Bazı bölümlerde tempo düşse de kitabın genelinde merak unsuru korunuyor. Özellikle cennet tasviri ve Kamil’in buna verdiği tepkiler kitabı sıradan bir ölüm sonrası hikâyesinden çıkarıp güçlü bir hicve dönüştürüyor. Bitirdiğimde aklımda kalan şey cennetin nasıl bir yer olduğu değil, insanların her koşulda yanlarında taşıdıkları alışkanlıklar, beklentiler ve memnuniyetsizlikler oldu. Bence yazarın asıl anlatmak istediği de buydu. Hem absürt mizahı hem de toplumsal taşlamayı sevenler için keyifli bir
Cennetteki İlk Günüm Bir Tık Daha İyi OlabilirdiSezen Ünlüönen · İletişim Yayınları · 2024215 okunma
Puan vermedi·558 syf.··
2026 29. kitabı
Bir imparatorluğun son nefesini izlemek, bazen tarih kitabı okumaktan daha ağır gelir; çünkü tarihte sayı olan insanlar, romanda yüz kazanır. Elveda Güzel Vatanım, okuru Osmanlı’nın çözülme yıllarına, İttihat ve Terakki’nin gölgeli koridorlarına, ideal ile ihanetin birbirine karıştığı o sert döneme götürür. Burada sadece devlet yıkılmaz; inançlar, dostluklar, gençlik hayalleri ve “vatan” denilen büyük kelimenin içindeki masumiyet de çatırdar. İnsan bir yere kadar davasını taşır, sonra dava insanı taşımaya başlar; asıl kırılma da orada başlar. Romanın merkezinde Şehsuvar Sami vardır. Gençliğinde büyük ideallerle yola çıkan bu adam, zamanla hem siyasi mücadelenin hem de kendi iç hesaplaşmasının ortasında kalır. Ester’e yazdığı mektuplar, sadece bir aşkın izleri değildir; aynı zamanda geçmişe açılan bir iç mahkeme gibidir. Bir yanda memleketi kurtarma arzusu, diğer yanda bu uğurda kaybedilen insanlar, susulan gerçekler ve insanın kendi vicdanına yenildiği anlar vardır. İttihatçıların dünyası burada kahramanlık posteri gibi değil, kanı, korkusu, inancı ve yanılgısıyla anlatılır. Bu eser, vatan sevgisini süslü bir slogan gibi değil, insanın sırtına yüklenen ağır bir emanet gibi gösterir. Çünkü bazen insan en çok sevdiği şey uğruna kendinden eksilir. Şehsuvar Sami’nin hikâyesi de tam burada etkili olur: Bir dönemin siyasi çalkantısı, tek bir insanın kalbinde kişisel bir enkaza dönüşür. Roman ilerledikçe “kim haklıydı?” sorusundan çok “bu kadar büyük davaların içinde insan ne kadar insan kalabilir?” sorusu öne çıkar. En güçlü tarafı, geçmişi kuru bir tarih anlatısı olmaktan çıkarıp vicdanı olan bir zamana dönüştürmesidir. Her sayfada biraz hüzün, biraz pişmanlık, biraz da geç kalmış bir veda hissi dolaşır. Bu yüzden metin yalnızca Osmanlı’nın son dönemini değil,
Hayata Dair
Elveda Güzel VatanımAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201514bin okunma