Cahilliğime kitap, vatanıma Atatürk gibisin...
"Can bula canını, bayram o bayram ola" diyor ya şair... Peki ya canını bulamayanların canı yok hükmünde midir? Iğdır'dan yola çıktım, memleketim Van'a uğramak için. Zorla yapılan yolculuk, yolculuk mudur bilemedim. Nedense hiçbir şey hatırlamıyorum; oturduğum koltuğu, ön camdan akıp giden yolu, ara ara durdurup çevirme yapan asker abileri... Bir tek ablamın o muazzam cümlesi kaldı aklımda: "İnsan dertliyken yolculuk çok güzel olur." İki bayramdır yüreğim iki büklüm. Dalı eğik, boynu bükük, gönlü hüzne gark olmuş bir insan gibiyim. Allah bizi bir imtihanla rızıklandırdı. Ailemin büyüğü, koca çınarımız aramızda değildi. Ellerini tutabildim, öpebildim ama yine de aramızda değildi; mahkûmdu. Belki biz de içimizde mahkûmdurduk. İçimde bayram heyecanı yoktu. Ama çocuklar mutluydu; tıpkı bizim çocukluğumuzdaki gibi. Bayramlık elbiselerimizi ve ayakkabılarımızı yastığımızın altına koyar, sabahı beklerdik. O heyecan öyle büyüktü ki gece hiç bitmeyecek, gün hiç ağarmayacak sanırdık. Sonra büyüdüm. Kabristana hayr bisküvileri toplamaya değil, ölülerimize rahmet okumaya gitmeye başladım. Yakın zamanda kaybettiğim amcamın mezarını ziyaret ettim. Gözüm toprağa ilişince içimden bir "vah" koptu. Meğer övündüğümüz dünya bu kadarmış... Sonra başımı göğe kaldırdım. Kabristanın bütün dirileri seyrettiğini fark ettim. Biz onları unutsak da onlar o manzaradan bizi unutmazlar diye düşündüm. İçimden bir tebessüm geçti. "İşte asıl vatan..." dedi içimde bir ses. Duygulandım. Müminler diyarını selamladım. "Allah dilediğinde uğrayacağım asıl vatanıma selametle..." Aslında söylemek istediğim şu: Büyüklerinizin kıymetini bilin. Bu bayram annemin eli öpülmedi; bayram sabahı babam için gözyaşı döktü. Ben de çok mutluymuşum gibi davranmaya çalıştım, acıyı gırgıra vurdum ama acı, yine acıydı işte... Ne
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Benim ihtiraslarım var. Hem de pek büyükleri. Fakat bu ihtiraslar, yüksek mevkiler işgal etmek veya büyük paralar elde etmek gibi maddi emellerin tatminine taalluk etmiyor. Ben bu ihtiraslarımın gerçekleşmesini vatanıma büyük faydaları dokunacak, bana da liyakatle ifa edilmiş bir vazifenin canlı iç rahatlığını verecek büyük bir fikrin başarısında arıyorum. Bütün hayatımın prensibi bu olmuştur. Ona çok genç yaşımda sahip oldum ve son nefesime kadar da onu muhafaza edeceğim.” Mustafa Kemal (12 Ocak 1914-Sofya) “Üç yıldır zaferlerinizi adım adım takip ettim ve bugünkü zaferiniz, sizi 12 yıldır tanıdığım için ve tüm dünyaya hayranlıkla göstermeye kararlı olduğunuz nihai başarıdan asla umudumu kesmediğim için beni her zamankinden daha gururlu ve mutlu ediyor!!!” Madam Corinne (25 Ocak 1924-Roma)
Edebiyat
Köküm, çiçeklerim, dağım ordadır Ben burda hastayam, sağım ordadır Kayalı, pınarlı dağım ordadır Damlayım kayadan sızıp gelmişim Özün bil özgeye bildirme beni Ağlata ağlaya güldürme beni Allah aşkına gurbette öldürme beni Vatanıma kabrimi kazıp gelmişim…
Yorgunum... Uykum var sürekli. Ve kendime ne de başkasına tahammülüm yok artık. "Korktuğum insana dönüştüm" cümlesi hep garip gelmiştir, hep yadırgamışımdır şu yaşıma kadar. Anlıyorum ki üstünüzden geçenleri durdurmak için korktuğunuz kişiye, belki de daha korkutucusuna; bir canavara dönüşmeniz gerekebiliyor... Ki sessiz, sakin, soğukkanlı karakterinizin de duyguları olduğunu görsünler. Sadece üzülenlerin ve öfke nöbetleri geçirenlerin, bu durumun kendilerine özel olduğunu sanmalarını istemiyorum; arada sınır farkı, sabır farkı olduğunu unutmuş olanlara bunu hatırlatmak gerekiyormuş. Yaşadığınız taşmadan sonra kendinizden bir süre nefret etmeye başlarsınız. Yirmi saatlik ağlamanızın on bir saati, bu kadar korkunç bir hal almanızdan; belki de kendinizden korkmaya başlamanızdan kaynaklıdır. Kriz anını en ince ayrıntısına kadar hatırlıyorsunuzdur çünkü bilinçli bir "zıvanadan çıkmayı" seçmişsinizdir. Yapmamalıydım... Bir karabiber meselesine vatanıma laf edilmiş gibi tepki vermemeliydim. Haksızdım; emeklerine yazık etmemeliydim. Ama... Ama yorgundum. Ama kimse saygı göstermiyordu, kimse "İyi misin?" demiyordu. Her zaman enerjik olmamı istiyorlardı. Hal hatır soran hep ben olmalıydım. Sırtını bana yaslayan insanlarla doluydu her yanım. Peki ben nereye yaslanayım? Kendimce haklıydım ama haksızlığım bağırıyordu yüzüme. Haklı olduğumu kabul etmek istemiyordum çünkü her şeyi kabul eden, sorun çıkarmayan, alınmayan birisiydim. Bana yakışmayanı yaptım. Yakışmayan... Komşular ne derdi şimdi? Peki ya çocuklar? Bu delirmişçesine üstünü başını yırtan, saçlarını yolan, eline geleni fırlatan bir öğretmen miydi? "Hayır hayır, başkası olmalı; o değildir canım," diyecekler. Ama onu görmüşler. Onun sesiymiş "Ben duvar değilim!" diye haykıran. "E nazar olmuştur canım, yoksa o böyle birisi
İnsan ve Duygular
Yarabbi gurbet elde alma canımı...
Köküm, çiçeklerim, dağım ordadır Ben burda hastayım, sağım ordadır Kayalı, pınarlı dağım ordadır Damlayım kayadan sızıp gelmişim Özün bil özgeye bildirme beni Ağlata ağlata güldürme beni Allah aşkına gurbette öldürme beni Vatanıma kabrimi kazıp gelmişim...
Şiir