10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
"Benim ihtiraslarım var. Hem de pek büyükleri. Fakat bu ihtiraslar, yüksek mevkiler işgal etmek veya büyük paralar elde etmek gibi emellerin tatminine taalluk ediyor. Ben bu ihtiraslarımın gerçeklesmesini vatanıma büyük faydaları dokunacak, bana da liyakatle ifa edilmiş bir vazifenin canlı iç rahatlığını verecek büyük bir fikrin başarısında arıyorum. Bütün hayatımın prensibi bu olmuştur. Ona çok genç yaşımda sahip oldum ve son nefesime kadar da onu muhafaza edeceğim. " Selamlar arkadaşlar sizlere harika bir kitapla geldim. Okurken iyiki okudum dediğim bir kitap oldu İnşallah herkes bu kitabı okur. Kitabımız yazar #consinov beyin #sonmektup kitabı. Osmanlı Vatandaşı olan Corinne Balkan savaşında eşi Ömer Lütfü beyi kaybeder. #mustafakemalatatürk ile bir şekilde yolları kesişir önce Fransızca derslerle başlayan arkadaşlıkları Mustafa Kemal'in görevi sebebiyle mektup arkadaşlığına döner ve sıkı bir dostluk ve sırdaşlık başlar, bazılarının dediği gibi bu bir aşk değil sıkı bir dostluk ve sırdaşlık bu kitabı okuyan daha iyi anlayacaktır. Mustafa Kemal'in Milli Mücadele için İstanbul'a gitmesiyle bu mektuplaşmalar son bulur. En çok merak ettiğim Corinne 'nin cevap verdiği mektuplar maalesef bu kitapda en son mektubu var. Yazar bu kitabı uzun araştırmalar ve birikimlerini birleştirip bizlere bu harika kitabı yazmış. Bu harika kitabı şiddetle tavsiye ederim. @masakitapcom kitapfisiltisi sevtap #terskargaylaokuyoruz #vuslatınkitapkurtları
Corinne & Mustafa Kemal - Son MektupCon Sinov · Masa Kitap · 056 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 134. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 02:14
"SON MEKTUP" "Benim ihtiraslarım var, hem de pek büyükleri; fakat bu ihtiraslar, yüksek mevkiler işgal etmek veya büyük paralar elde etmek gibi maddi emellerin tatminiyle ilgili değil. Ben bu ihtiraslarımın gerçekleşmesini vatanıma büyük faydaları dokunacak, bana da liyakatle yapılmış bir vazifenin canlı iç rahatlığını verecek büyük bir fikrin başarısında arıyorum." Bazı insanlar tarihin içinde sadece bir isim olarak kalır… Bazılarıysa, satır aralarına gizlenmiş duygularıyla yaşamaya devam eder. Mustafa Kemal Atatürk’ün henüz “Atatürk” olmadan önceki yıllarına, savaşın sert yüzünün ardında saklı kalan insani tarafına tanıklık ediyoruz bu eserde. Ve bunu yaparken karşımıza çıkan en dikkat çekici isimlerden biri de Madam Corinne oluyor. Onların ilişkisini tek bir kelimeyle tanımlamak zor. Aşk mı? Dostluk mu? Hayranlık mı? Belki de hepsinden biraz… Ama kesin olan bir şey var ki; aralarında sıradan olmayan, derin bir bağ bulunuyor. Corinne, Mustafa Kemal’in yakın arkadaşı Yüzbaşı Ömer Lütfü Bey ile evliydi. 1912’de eşini şehit verdiğinde Atatürk’ün taziyesiyle başlayan dostluk, zamanla mektuplara döküldü. Ama bu sıradan bir mektuplaşma değildi. O dönem Mustafa Kemal henüz “milli kahraman” değildi; Sofya’da ataşeydi, Çanakkale’de cephedeydi, yarınları belli değildi. Corinne; Osmanlı İstanbulu'nda yaşamış, iyi eğitimli, piyano ve şan eğitimi almış, müzikle yoğrulmuş bir kadın. Yani dostluk, bir tesadüf değil; bir bağlantının doğal uzantısı. Corinne Beyoğlu’ndaki evinde sanat, kültür ve Fransızca sohbetlerin döndüğü bir limandı. Corinne, Mustafa Kemal’e Fransızca dersleri verirken aralarında entelektüel bir yakınlık başlıyor. Ancak Mustafa Kemal’in 1913’te Sofya’ya ataşe olarak atanmasıyla bu yakınlık, 1918'e dek tam 12 yıl aksamadan sürecek bir mektuplaşmaya dönüşüyor.
Edebiyat
Corinne & Mustafa Kemal - Son MektupCon Sinov · Masa Kitap · 056 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“ALUŞTA’DAN ESEN YELLER~BİR KIRIM TÜRKÜSÜ”
9/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 22:37
Bu kitabın incelemesini yazmam tesadüf bugüne denk geldi; bugün 18 Mayıs, Kırım Tatarların anavatanlarından sürgün edilişinin yıldönümü.. Öncelikle kitabın adında geçen ‘Aluşta’, Kırım’da bir sahil şehridir. Vatan özlemini anlattığı için, bu yer doğrudan memleket ve kökler anlamını taşıyor. ‘Esen yeller’ ifadesi de, hem gerçek anlamda Kırım’dan gelen rüzgârları, hem de geçmişte kalan hatıraların esintisini, rüzgârla gelen memleket özlemini simgeliyor. Kitabın yazarı Serra Menekay bu kitabı yazabilmek için doktorluk hayatına ara verip Kırım’a giden ve ailece yaşadıkları hakkında araştırmalar yapan bir Kırım Türkü. Kitabın ilk sayfalarını okurken bambaşka bir dünyaya giriyorsunuz. Yazarın ailesinin hikâyesini, Kırım Tatar sürgününü ve vatana dönüş mücadelesini anlattığı ilk kitabı. Ayrıca birçok Kırım Tatarı ailesinin de perde arkasına saklanmış ortak geçmişini gözler önüne sermiş. Böylece bir farkındalık yaratmış. Akıcı ve merak uyandırıcı bir kalemi var yazarın. Yaşanan tüm acıların içinde bir de bir aşk hikâyesi var ki, kitabın sonuna kadar onunla ilgili sır perdesi devam ediyor. Büyük ölçüde gerçek hayattan kişilerden ve olaylardan beslenen yazar, ne olursa olsun umudu kaybetmemeyi, vatana tutunmayı ve ayakta kalmayı öğretiyor. Bir gecede evlerinden, yurtlarından edilen insanlar, vatan duygusunu yıllar boyunca içlerinde taşımaya devam ediyor. Dillerini, kültürlerini, danslarını koruyarak, çocuklarına hiç görmedikleri toprakların sevgisini aktararak direniyorlar. Bu kısımlar beni çok etkiledi. Aluşta'dan Esen Yeller, Ukrayna-Rusya Savaşına rağmen Kiev’de basılmış bir kitap. Ukraynalı tarihçiler tarafından incelenmiş ve içerdiği bilgilerden dolayı çok iyi bir mikro tarih örneği kabul edilmiş (Ukrayna’da bir Üniversite tarafından hatta müfredata konmuş). İki ayrı kadının gözünden
Anı Araştırma Tarih
Aluşta'dan Esen YellerSerra Menekay · Galeati Yayıncılık · 2019108 okunma
Puan vermedi·456 syf.··
2026 31. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 15:58
Kitabı bu sabah Serra Menekay’ın ve Oya Deniz Çongar’ın sesinden dinlemeyi bitirdiğimde gözüm tarihe takıldı ve sürgünün yıl dönümünde olduğumuzu fark ettim. Ne desem eksik, anlamsız kalacak gibi hissediyorum. Büyük ölçüde gerçek hayattan kişilerden ve yaşanmış hikâyelerden beslenen romanda ne olursa olsun umudu kaybetmemeyi, vatana tutunmayı ve ayakta kalmayı okuyoruz. Bir gecede evlerinden, yurtlarından edilen insanlar, vatan duygusunu yıllar boyunca içlerinde taşımaya devam ediyor. Dillerini, kültürlerini, danslarını koruyarak, çocuklarına hiç görmedikleri toprakların sevgisini aktararak direniyorlar. Tüm bunlar iki kadın karakterin gözünden aktarılıyor bize. Serra Menekay’ın harika anlatımıyla, Nehar’ın önce Almanya sonra Türkiye’ye uzanan göç hikâyesiyle Fatma’nın Sibirya ve Orta Asya’daki sürgün yılları iç içe geçiyor. İkisinin hayatı da inanılmaz hikâyelerle dolu. Ancak kitabın yazarı Serra Menekay’ın büyük halası olan Fatma bende ayrı bir iz bırakıyor. Belki de vatan kavramına ve kavuşma anlarına olan zaafım nedeniyle özellikle sonunda hıçkıra hıçkıra ağlamamak için kendimi zor tuttum. Kavuşmaların yanında, topraklarını son bir kez göremeden hayata gözlerini yumanların, vatanlarına kavuşamayanların yarım kalmışlıkları da kalıyor geriye. İki kadın da aynı türküyle hikâyelerini aktarmayı noktalıyor: “Aluşta’dan esen yeller yüzüme vurdu Balalıktan ösken evge közyaşım düştü Men bu yerde yaşalmadım Yaşlığıma toyalmadım Vatanıma hasret kaldım Ey güzel Kırım”
Aluşta'dan Esen YellerSerra Menekay · Galeati Yayıncılık · 2019108 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 23:11
CORİNNE & MUSTAFA KEMAL SON MEKTUP Yüz yıl sonra ortaya çıkan satırlar... "Benim ihtiraslarım var, hem de pek büyükleri; fakat bu ihtiraslar, yüksek mevkiler işgal etmek veya büyük paralar elde etmek gibi maddi emellerin tatminiyle ilgili değil. Ben bu ihtiraslarımın gerçekleşmesini vatanıma büyük faydaları dokunacak, bana da liyakatle yapılmış bir vazifenin canlı iç rahatlığını verecek büyük bir fikrin başarısında arıyorum." ⁠・⁠・⁠・ Mustafa Kemal Atatürk ve Madam Corinne arasındaki dostluk, savaş yıllarında entelektüel paylaşımları ve derin bir güveni barındıran mektuplaşmalara dayanan özel bir bağdır. Madam Corinne, Mustafa Kemal'in yakın arkadaşı Yüzbaşı Ömer Lütfü Bey ile evliydi ve bu sayede tanışırlar. Eşi 1912'de şehit olduktan sonra Atatürk ile dostlukları derinleşir. Beyoğlu'ndaki evinde sanat ve kültür sohbetlerinin yapıldığı partiler düzenleyen Madam Corinne, Mustafa Kemal'in İstanbul'un sosyal hayatıyla daha yakından tanışmasına vesile olur. Mustafa Kemal Atatürk'ün 1913-1916 yılları arasında yoğun mektuplaşmalar sürdürdüğü Madam Corinne, Atatürk'ün askeri ataşe olduğu dönemde dostluk kurduğu, fikirlerini paylaştığı, Çanakkale Savaşı gibi en zor zamanlarında dahi mektup yazdığı, entelektüel ve zarif bir figürdür. Mektupları özel kılan, Mustafa Kemal'in henüz milli bir kahraman olmadan önce özel yaşamına dair pek çok bilgiyi barındırmasıdır... Atatürk, Sofya'daki görevindeyken başlayan ve Çanakkale Savaşı sırasında da devam eden süreçte Corinne ile Fransızca mektuplaşmıştır. Bu mektuplarda cephe anılarını, edebiyata olan tutkusunu ve memleket kurtuluşuna dair düşüncelerini paylaşmıştır. Corinne 'nin o günlerde bulunduğu kehanet ise her okuduğumda tüylerimi diken diken ediyor: "Emin olunuz ki bu büyük insan, bir gün Türkiye'nin değil, bütün dünyanın en
Corinne & Mustafa Kemal - Son MektupCon Sinov · Masa Kitap · 056 okunma
Tarihin ve Vicdanın Sessiz Çığlığı
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 00:00
"Savaşı zenginler çıkarır, yoksullar ölürler." - Sartre Gözümde yaşla, içimde büyük bir öfke ile okudum kitabı. Son zamanlarda okuduğum en güzel Türk ve tarihi romanlardan biriydi. Dili ve üslubuyla sanki o zamanlarda yaşamış bir kişinin yazdığı bir eser gibi hissettirdi bana. Yüreğimi tam on ikiden vurduğunu söyleyebilirim. Bu ülkede hâlâ zenginler zenginliklerinin keyfini bir şekilde sürerken, yoksulluk ve garibanlık da ne yazık ki sınır tanımıyor. Emekçinin hakkı yerde kalıyor. Birilerinin alın teriyle mal varlıklarını çoğaltan insanlar, maalesef emek verenlerin sırtına binmeye, onlara haklarını teslim etmemeye devam ediyor. İnsan sanıyor ki, vakti zamanında bu ülke tam manasıyla kan ağlıyorken; vatan toprağı düşman devletlerce parsel parsel paylaşılmışken bütün halk, tüm ruhuyla taşın altına elini koymuştur. Canını, malını elinde verebileceği ne varsa ortaya sermiştir. Hiç aksini düşünmemiştim bu zamana kadar. Ne yazık ki o zamanlarda da kendisi için yaşayan, canını ve hatta malını bile ortaya koymayan "Benim işim yolunda olsun da, dünya yansın ne gam" diyen ağalar, beyler, paşalar o devirde de varmış. Şimdiki zamanda yaşayanların atasıymış o tek kendini düşünen içimizdeki düşmanlar. Vatan evlatları, parası olmayanlar savaşlarda ölürken, az bir bedelle savaşa katılmayan ağa ve beylerin varlığı kanımı dondurdu. Sonra düşündüm ki aynı insanlar hâlâ aramızda. Neyse ki her şeye rağmen, her türlü haksızlığa, çürümüşlüğe, adaletsizliğe rağmen içimizde insanlığını koruyabilen, kendisini feda edebilen vatanperverler de varmış. Yoksa şu an bu satırları yazıyor olmaz ve bu özgür hayatları yaşamazdık. Nasıl bir zamanmış ki sadece dışarıdaki düşmanla değil, asıl kendi öz varlığından olan "dostum" diyebileceğin içindeki düşmanla da savaşılmak zorunda kalınmış. At izinin,
Kırmızı BuğdayAhmet Büke · Can Yayınları · 2025701 okunma