MATEMATİK İLHAMDAN ANLAR MI HİÇ?
Nilüfer Kuyaş Başka Hayatlar'da diyor ki: "Felsefeyi de edebiyat merakım sayesinde keşfettim. Edebiyatı farklı açılardan kuşatmayı öğrendim böylece. Felsefeyle edebiyat arasındaki ilişki özellikle heyecanlandırıyordu beni. (...) Metin nedir? Yaratılma koşullarıyla algılama koşulları nasıl değişir? Felsefe giderek daha çok içine çekiyordu beni. Uzaktan akademik bir hayatın silueti belirmeye başlamıştı. Ama o hayatın bana göre olmadığını çabuk anladım. Akademik dil edebiyat dili kadar geniş nefes alamıyordu." Bu satırları okuduğumda son cümleye epeyce takıldım: "Akademik dil edebiyat dili kadar geniş nefes alamıyordu." Kalbimde hakikatini doğrulayan bir şahit buldum. Tecrübenin biberi de katıktı içinde birazcık. Şöyle ki: Geçmişte sunum yapmam istenen etkinliklere yazılar gönderdiğim olmuştu. Fakat emeklerim "akademik üslûpta olmadıkları için" iâde ediliyordu hep. Daha insaflılarsa "düzeltip göndermemi" rica ediyorlardı. Eh. Evet. Anladınız. Ricaları boşa çıkardım. Gönlüm elvermedi. Başlarına bu niyetle her oturuşumda boğazımı sıkıyorlardı sanki. Dağlarda başına buyruk yürümeye alışmıştım. Akışımı sırrım belirlerdi. Onların bekledikleriyse dümdüz bir cadde üzerinde yürümek gibiydi. Renksizdi. Mucizesizdi. Hayretsizdi. Beceremedim. Becermeyi istemedim. İstemeyi beceremedim. "İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar!" demiş ya Faruk Nafiz Çamlıbel Ne güzel söylemiş. Yakalamış saçlarından. Cidden hakverdim. Bundan fazlası da var. Ne zaman birisi neyi/nasıl yazmam gerektiğini söylese düşmanı olurum. Çocukluğumdan beri böyle. Sanki her şeyi en başından biliyormuşum gibi. Bu aptalca bir yanılgıdır. Elbette hiçbir şeyi en başından biliyor değilim. İçimde sadece bir sezgi var. Yok. Sezgi de denmemeli belki ona. Bir tanıdıklık. Âşinâlık. **Edebiyattan bana bahşedilen ilk şey
Matematik ve Sanat
Geleceği özlemek...
Hiç düşündünüz mü, insan daha önce hiç yaşamadığı bir an'ı, zamanı özleyebilir mi? Evet biliyorum; özlemek için o anların yaşanmış olması gerektiğini düşünüyorsunuz. Peki ya size, yaşanmamış şeylerin de özlenebileceğini (en azından benim özlediğimi) söylesem? Kulağınıza biraz garip geliyor, 'bu ne saçmalıyor' diye düşünüyor da olabilirsiniz ama birazdan bana hak vereceğinizi umuyorum. Geçmişi özlemek, yaşanmış bir hatıraya sığınmaktır. O sığınmaya çalıştığımız hatıralar korkunç, kötü ve acımasızsa, yine de özler miydik o hatıraları? Evet, acı verse de özlüyoruz bazen. Peki ya geleceği özlemek? Geleceği özlemek; henüz gerçekleşmemiş ihtimallere duyulan hasret, o hayallerin gerçekleşme ihtimaline duyulan saygıdır. Ben geleceğimi, geçmişimden daha çok özlüyorum ve bunun birkaç sebebi var. Geçmişin pişmanlıklarıyla ağlamaktansa; geleceği inşa etmek için harcıyorum enerjimi. Geleceği özleyebilmenin temel şartı, onu tüm ayrıntılarıyla, güzellikleriyle, zorluklarıyla hayal edebilmektir. İnsan hayal kurarken zorluğu da hayal etmeli, çünkü 'toz pembe' hayaller kurmak, insanın karşılaştığı ilk zorlukta pes etmesine neden olur. Ama o zorlukları, sorunları, sıkıntıları da hayalimize dahil ettiğimizde, karşılaşabileceğimiz olumsuzluklara karşı daha dirençli, daha sabırlı bir birey olabilmemiz mümkün. Geleceği özlüyorum çünkü hayallerim, hedeflerim çok net. Ama bu hedeflerim özel, kişisel olduğu için bunları anlatmayacağım tabi ki. Hatta sizler de anlatmayın. Bazı konularda gizem yaratmalı insan, her şeyi herkese anlatmamalı. Bir planımızı, projemizi, fikrimizi birine anlattığımızda, karşımızdaki bizi dinleyen (!) kişi fazla düşünmeden, sizinle empati kurmadan, yanıt verecek, bunun sadece olumsuz taraflarını söylemeye başlayacaktır. Ve biliyor musunuz; insanlar daha siz
Duygu ve Düşünce
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kader defteri keder defteri değildir.
“Kaderden söz edildiği zaman, hayalimize bazen dar görüşlü veya kasıtlı kimselerin çizdiği elem ve keder tablosu gelmemeli,aksine gönlümüzde rahmet ve inayet çiçekleri açılmalıdır.” {Mehmed Kırkıncı} “Kadere iman eden, kederden emin olur” O vakit baht olur.🌱
Din
Kim bilir görmediğimiz, bilmediğimiz ne pislikler dönüyor bu dünyada. Aklımıza, hayalimize gelmeyen...
Susadık şiire ey koca şair Yeşil pencerenden bir gül at bize Beyaz dokusunda o saf rüyanın Yeni ufuklar aç hayalimize Al eline, yoğur kelimeleri Ona en ölümsüz güzelliği ver Büyülesin bizi daha yıllarca "Lavanta çiçeği kokan kederler" ✍️Ahmet Muhip Dranas
Hislerim
Bayramınız mübarek olsun! Rabbim yüreğinize esenlik indirsin; Geçmişin üzüntüleri ve geleceğin kaygıları kaybolsun; Sonsuzluk vaadi içimizi sarsın, Hayalimize/ufkumuza yerleşsin; Bayram o bayram olsun!
1000Kitap