9/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 03:21
Aristo ve Dante Evrenin Sırlarını Keşfediyor kitabının devam kitabı olan bu kitap, daha çok Aristo'nun duygusal gelişimini konu alıyor. Kitapta Aristo cinselliği, birini sevmenin ne olduğunu, dostluğu, kartograf olmayı ve dahasını öğreniyor, biz de onu izliyoruz. Uzun zaman sonra ilk defa bir kitapta bu kadar yerin altını çizdim. Ben daha kısa sürede okumayı düşünmüştüm ama demek ki böyle olması lazımmış. Kitabın kalınlığı gözünüzü korkutmasın, ben sayfaları merakla çevirdim. Aslında Dex Yayınevi'nin çevirilerini pek beğenmiyorum çünkü pek çok kitabında anlaşılmayan cümleler, yanlış çeviri vs. gördüm ama bu kitapta öyle bir sorun yaşamadım. Yine de yabancı cümleleri keşke alta bilgi olarak çevirselermiş. İlk kitabı okumasanız da okuyabilirsiniz bence, bir şans vermenizi öneririm.
Aristo ve Dante Dünyanın Sularına DalıyorBenjamin Alire Sáenz · Dex Kitap · 2022613 okunma
9/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 03:43
Ben Ayperi ve Ömer çiftini çok sevdim ama tabikide kitapta beğenmeğim bir çok nokta oldu en basiti Melike'nin boş yaptığı sahneler ve Ayperi'nin geçmişini bin kere okumamız. Başta çok sorun etmemiştim ama giderek artınca sıkılmaya başladım. Ama ÖMERE AŞIK OLDUM. Ben daha önce bu kadar beyefendi, saygılı, kesin, sevgisinin arkasında duran, dürüst, mert bir karakter okumamıştım hayran kaldım ona. Tabikide tek bir favori çiftim yok diğer favori çiftin Şeyma - Muharrem çifti. Şeyma çok olgun, nerde ne yapacağını bilen bir kadın böyle akıllı karakterleri okumayı seviyorum. Muharrem'in sürekli bahaneler bulup kızların evine gelmesi çok tatlı. En son TRT yok diye gelmiştiAldığım duyumlara göre 2. kitapta sahnelerimiz artacakmış neyseki 2. kitapta elimde var
Tozlu Pembe ILoresima · Ephesus Yayınları · 2026525 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bittiğinde bitmeyen kitap
Puan vermedi·309 syf.··
2026 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 02:24
Kitabı bitirdiğimde elimdeki kitap kapandı ama hikâye kapanmadı. Son sayfalarda uzun süre , Ben mi bir şeyi kaçırdım? diye düşündüm. Çünkü okuduğum her şeyi yeniden değerlendirmek zorunda kaldım. Bu kitap benim için sadece bir cinayet romanı değil ,insanların sevildiğine inanmakla gerçekten sevilmek arasındaki farkı anlatan psikolojik bir hikâyeydi. Alicia’nın sessizliği ilk başta bir suçun sonucu gibi görünse de, ilerledikçe bunun yalnızca yaşanan olaylarla açıklanamayacak kadar derin bir şey olduğunu anlıyoruz. Bazen insanı susturan şey, yaşadığı olaydan çok, o olayın içinde gördüğü gerçektir. Kitabın en sevdiğim yanı okurla kurduğu oyun oldu. Uzun süre her şeyi anladığınızı, karakterleri tanıdığınızı ve parçaları birleştirdiğinizi düşünüyorsunuz. Sonra yazar küçük bir hamleyle bütün resmi yeniden değiştiriyor. Ve bir anda kitabı değil, kendi bakışınızı sorgulamaya başlıyorsunuz. Ters köşesi benim için sadece şaşırtıcı olmakla kalmadı , geriye dönüp baktığınızda parçaların aslında en başından beri orada olduğunu fark ettiren türdendi. Belki de kitabın adının Sessiz Hasta olması boşuna değil. Alicia’nın sessizliği yalnızca tek bir olayın sonucu gibi gelmedi bana. Daha çok, insanın yıllarca içinde taşıdığı yaraların, bastırdığı korkuların ve kaçtığını sandığı duyguların sessizliği gibiydi. İnsan bazen geçmişini geride bıraktığına inanıyor. Yeni bir hayat kuruyor, bazı acıların artık geride kaldığını düşünüyor. Ama bazı yaralar kaybolmuyor; sadece sessizleşiyor. Bu kitap bana şunu düşündürdü: En çok kaçtığımız şeyler, bazen hiç beklemediğimiz bir anda yeniden karşımıza çıkabiliyor. Ve belki de bazı sessizlikler, söylenemeyen sözlerden değil; insanın kendisiyle yüzleşmek zorunda kaldığı anlardan doğuyordur.
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,9bin okunma
6/10
·56 syf.··
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:00
☆☆Spolier☆☆ Ben Ludwig'in aşık olduğunu düşünmüyorum; adam imkansız gördüğü, kendinden sosyal tabakada daha yüksek seviyede ve ona ilk defa iyi davranan bir kadını takıntı haline getirmiş, aslında bunu uzunca bir süre kendine kadını hatırlatmayıp öylece başka biri ile evlenmesinden de anlayabiliyoruz. Kadında aynı şekilde aşık değil, hasta kocasından mahrum kaldığı ilgiyi kendinden yaşça küçük birinden bekliyor ve seneler sonra döndüğünde onu tekrar kaybetmemek için istemesede her dediğine razı olan bir kadın, ikiside birbirlerine aşık değiller. Bu hikaye sadece saplantı, arzulama ve elde etme takıntısını anlatan bir yapımdı, bunu çokta güzel işlediğini düşünüyorum. Ayrıca bunun sonunun da bir bitiş ve ayrılık olduğunu düşünmüyorum, aksine ikisininde hayatı bundan sonra başlıyor, bu hikeyede kötü etkilenenler sadece Ludwig'in yeni ailesi.
Duygu ve Düşünce
Geçmişe YolculukStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202533,7bin okunma
Göğe Kadar Sen Kitap Yorumum
9/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
“Beklemekten yorulur mu insan sence?” dedi usulca. ‎ ‎“Yorulur.” dedi Menekşe. “Ama seviyorsa vazgeçmez.” ‎ ‎“İşte ben yorulmam.” dedim kararlılıkla. Gözlerim Menekşe'ninkilerle buluştuğunda sesim neredeyse bir fısıltıya dönüşmüştü. “Ben beklemeyi de severim. Sonunda o varsa, o yola da tamamım…” ‎ ‎Merhabalar canlarım. 🩷 ‎ ‎Ben geldim ve bugün sizlere daha önce platform üzerinden büyük bir keyifle okuduğum, basıldıktan sonra da elime alıp aynı heyecanla yeniden okuduğum o kitapla geldim. ‎ ‎Gizem Toprak'tan Göğe Kadar Sen ile sizlerleyim. ‎ ‎Dağhan İdris Tüfekçi, yıllar önce kalbinde paramparça bir aşk ve cebinde, daha doğmadan sevdiği kadın tarafından aldırıldığına inandığı bir bebeğin ultrason fotoğrafıyla çok sevdiği şehri Artvin'i terk eder. Çocukluk hayali olan askerlik mesleğini yapmak için Iğdır'a gider ve tam yedi yıl boyunca Artvin'e geri dönmez. Üstelik bir daha dönmemeye de kararlıdır. ‎ ‎Ta ki çok sevdiği amcasının ölüm haberini alana kadar… ‎ ‎Bu haber hem onu derinden sarsar hem de geçmişinin hâlâ çok sıcak olduğu o şehre geri dönmek zorunda bırakır. ‎ ‎Ancak Dağhan'ı sadece bir cenaze değil, yıllar önce geride bıraktığı bir kadın ve inandığı bütün gerçekleri altüst edecek bir geçmiş bekliyordur. ‎ ‎Zülal ise tam yedi yıl boyunca sevdiği adamı beklemiştir. Onu sadece bir kez görebilmek için cenaze evine gider ama karşısına çıkan kişi, yedi yıl önce bıraktığı Dağhan değildir. ‎ ‎Artık gözlerinde ve kalbinde büyük bir kırgınlık ve soğukluk taşıyan bir adam vardır. ‎ ‎Her hareketi Zülal'i yaralasa da ona her şeyi anlatmak ister. Bu yüzden Dağhan'ı yıllar önce ayrıldıkları ve buluşma noktaları olan Taşköprü'ye çağırır. Fakat Dağhan gitmez. Çünkü Zülal ile konuşacak hiçbir şeyinin kalmadığını düşünmektedir. ‎ ‎Zülal saatlerce bekler ve sonunda geri döner.
Göğe Kadar SenGizem Topak · Dokuz Yayınları · 202661 okunma
Bir de Bayıl İstersen Victor
8/10
·251 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
102 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 14:20
Eveeeeet, sonunda o gün geldi, bitmesin diye çok çabaladım (yatarak) ama bitti... Kitapta size spoi vermek hiç istemiyorum, hepinizin okumasını çok istiyorum çünkü, o yüzden spoi vermeden (bu beni ağlatacak) yapmayı arzuladığımız (arzulamak mıı hayırdır ula) kitap vızırdamamıza geçiyoruz. Kitap, bilim kurgu kitabı, ilk baskı 1818 yılına ait (19.yy.da bilim kurgu yazmak nasıl aklına gelebilir kral ya), çevirmen sunuşu+yazar sunuşu+önsöz dahil toplam 251 sayfa (bu söylediklerimi de kesinlikle okumalısınız, ben spoi yememek ve daha iyi değerlendirmek için bunları mutlaka kitaba başlarken değil kitabı bitirince okurum). Bahsedeceğim çok fazla şey var ama nasıl toparlayacağım konusunda zorlanıyorum şu an (her duygunu yaz ama Elif tamam mı canımın içi), öncelikle 19.yy.da bir insanın gerçekten de oturup bilim-kurgu yazabilmesi bana inanılmaz geliyor şu anki yaşantılarımızda yok uzay, yok yapay zeka, yok robotlar derken bir sürü gelişmeye şahit olabilmişken bilim-kurgu yazabilmek bana olağan geliyor çünkü yaşadıklarımızın büyüklüğünden, yaşayacaklarımızın potansiyelini ufacık görmemizle bile bilim-kurguya ulaşabiliyoruz. Ama 1800'lerde böyle bir şeyin hayale gelmesi ve oturup buna bir tasvir biçilebilmesi, üzerine bir olay yazılabilmesi bana inanılmaz geliyor. Hele ki dönem şartlarında kadınların kitap yazma konusunda bırakın teşvik edilmeyi sosyal olarak engellenmiş olmasına rağmen bir kadının kalkıp da bu eseri yazabilmiş olması da bence çok büyük bir şey. Okuduğunuzda anlayacaksınız, o kadar kaliteli bir kitap ki benim aslında kitabı bu kadar geciktirme sebeplerimden biri de bu denli kaliteli olmasıydı, kitabın ilk 80 sayfasında gerçekten çok etkilendim, bu etkiyle hem kitabı çabucak okumak hem de bitirmemek istedim, çok sevdiğim şeylerin bitme ihtimali işin içine
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,8bin okunma