Bir Şair Bir Kitap
Alper Gencer – Ah! sen şimdi sabrımın taşını yuvarlarsın ** kırışır seni beklemekle geçen zaman belki hiç gelmezsin! ** yuvası zindan olan bir mahpus haykırışı: bir renksiz kanatlı kelebek olmak! neyin temrinisin ey hayat? kösnüdüğüm yağmurlar hangi otlara karşı? ** kıyam et! bağrımdan alıp da yürü sesimin şeriki olmuş bu çocuk bir çocuk bezmi elestten beri yürürlüğe konulmuş temsili bir pak. ** al işte bedenimden söküp de çıkar bulamadım nerede saklıdır o dert? ** güneş gözlerine bandı mı ışığı vakit aydınlıktır renginle o sıra ve afyonlu gülüşündür hayalimdeki... ** tozu dumana katmanın becerisinde: “yine hangi rüzgârın emrine amadesin?” ** bu gelincik bu rüzgâra fazla dayanmaz dertler giderek silahlanıyor
DERGAH
kim derdi benim vebam senin sıtman içinmiş!? omzuma ikindide saplanan kulunç yumurtayı çatlatacak gececil engerekmiş!
Sayfa 59·Kitabı okudu
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Vebam
Beynim üzerine binen acı ve endişeyi artık kaldıramıyor... Diye başladığım kaçıncı mektubu yırtıp atışım hatırlamıyorum. Üzerime çöken sıkıntıyı kaçıncı kez gidermek için kalemi elime aldığımı saymayı bile unuttum. Ah vebam, hastalıklı bünyem sensiz olmaktan bıktı usandı, bilirim yine cevap vermeyeceksin yazdıklarıma. Akli dengemi sensiz kaybediyor gibiyim, sen ise izin veriyorsun kahroluşuma. Aslında ölümden korkuyor değilim, rabbime her yaşım ilerledikçe biraz daha yaklaşıyor olmanın sevincini ta içimin en alt köşelerinde hissetmeye başladım bile. Fakat seni görmeden ölmenin düşüncesi beynimde karıncaların olduğunu düşündürüyor bir kez daha. Mektuba başladığım andan itibaren zaten bildiğin şeyleri tekrar ettiğimi fark etim, lakin bu kez bilmediğin bir şey söylemek isterim. Öyle düşünüyorum ki yokluğunun ne denli zor olduğunu bilseydin, bırakmazdın beni. Iki gözüm... Satırlarımı burada bitiriyorken sırtını bana dönmenin üzüntüsünü canı gönülden yaşadığımı belirtmek isterim. Bir yandan da beni çivi gibi duvara çakan gözlerini özlediğimi söylemem gerekir. Vebam, benim hastam, cevap vermediğini bildiğim bir mektubun yine sonuna geldim. Gönlümün en güzel yerine emanetsin... Hoş'ça kal....
Şiir
II * Cin ve süt ve Sit'ten kalma dört parça gold: Çıkıp gittim uykunun dipsiz ülkesine, elimde delik deşik bir harita ve esrik bir pusulanın kararsız yönleri, baktım: Tuhaf koltuk değnekleriyle Jeanne Duval, Chat Noir'dan yeni çıkmış Charles Cros ve kambur Henri, hiçbirinin henüz haberi olmamıştı, Rue de la Vieille Lanterne, kravatından asılmış büyük gölge. Kafatasımda durmadan çözülüp kurulan bir deli gömleği, ellerimde kırdım ellerimi -- yüksek ökçeli topuklardan yukarı oğlan enşe traşlı kadınlar: Devirdim yatağın etrafındaki mumu ve eşyayı, ses ve ünlem istedim. Farkındayım: Omuzlarımdan bileklerime hızla iniyor ve çıkıyor kan, sabahsa kekre ve nobran, akşamsa titrek, ağdalı bir tırmanış, geceyse: Gece -- rayından çoktan çıkmış bir trenin uzun çığlığı. Cin ve süt ve altın yapraklar: Karantina bayrağı çektim çekeli açıktan geçiyor tekneler, vebam kilitli vebal. Çağ sonu sokakları. Şimdi uyansam, kaldırım taşlarını parlatan yağmurun içinden kim geçer? *Rue de la Vieille Lanterne: Gêrard de Nerval'ın kendisini astığı , Paris içinde dar, eski bir sokak.
Sayfa 13 - AltıKırkbeş·Kitabı okudu
Edebiyat
cilalı tebessümün yaranın kabuğuymuş göğüs kafesimi oysa zangırdatırdın içime şölenle soktular seni hayır, anlamadın, bir yas günü şöleni... kim derdi benim vebam senin sıtman içinmiş!? omzuma ikindide saplanan kulunç yumurtayı çatlatacak gececil engerekmiş!
Sayfa 59 - Dergâh
Şiir