İlkellik denilen şey, gerçekte tabiata saygı, saflık, sadelik, samimilik demektir. Ancak Batı uygarlığı Rönesans'tan sonra tabiata saygısını, saffetini, sadeliğini, kaybettiği için bir ayırırım yapmak zorunda kalmış ve bugünkü durumunu eski durumundan ayırmak için eski haline ilkellik adını vermiştir. Yüzyıllardan beri ilkelliği horlayan Batı uygarlığı, küçümsediği her şeye ilkel demeyi reva görmektedir. Ona göre Çin uygarlığı ilkeldir. Hint ve İslam uygarlığı ilkeldir. Afrikalı insanlar ilkeldir. Amerikalılar, bu kıtanın yerleri olan kızılderililere ilkel, daha kaba olarak vahşi der. Keza Afrikalı insanlar vahşi sayılır. Oysa ilkel ya da vahşi denilen bu insanlar tabiatla bütünleşmişlerdir. Tabiatı tahrip etmezler. Hayvanları keyif için avlamazlar. Ağaçları, fabrika yapacağız diye kökünden sökmezler. Havayı, suyu kirletmezler. Tabiat, toprak bu insanlar için anadır, bacıdır. Bir Kızılderili lider, yayınlanan bir mektubunda ABD yöneticilerine böyle söylüyordu: biz, diyordu, ağaçlara, kuşlara ana, bacı muamelesi yaparız. Oysa bu insanları ilkel gören Avrupa kaçkını Amerikalılar, Kızılderililerin kökünü kazımak için korkunç vahşetler uyguladılar.