Burak

Burak
@vecdebi
27 Temmuz
74 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
TEKİN - (Recai'ye) Ben de sual bekliyorum! RECAİ - Sana sual tümen tümen... Onbinlerce insan kellesinin patates yığınları gibi üst üste ve raf raf yığıldığı, şu stadyum denilen meydanda, bunca alakayı çekici sebep nedir? TEKİN - Spor heyecanı... RECAİ - Bu işin fikriyatı iki kelimelik mi? Sadece spor heyecanı?... TEKİN - Daha ne olsun? RECAİ - Arkasına ağ taktıkları bir tahta çerçeveden meşin topun geçirilip geçirilemiyeceği, değer mi bu kıyamete? TEKİN - Beş yaşındaki çocuktan, zat-ı âlileri müstesna, yetmişlik ihtiyara kadar, herkes benimsemiş bu değeri... RECAİ - Hayal bu ya... Bir fikirci çıksa da bütün insanlığın ruh musibetine devâ olacak bildiriyi stadyumda okumaya kalkışsa, kaç kişi onu dinlemeye gider?
Sayfa 79·Kitabı okudu
Düşünce
Reklam

Burak

, bir kitap okudu
Puan vermedi·288 syf.·
19 günde okudu
·
2023 6. kitabı
Yakup Köse
10/10 · 5 okunma
"Namazda saf... En büyük disiplin sembolü... Küfür, o sahte diyalektiği ile bize der ki: 'Sizin namazınıza müdahale eden mi var, kılın namazınızı, bize karışmayın; biz de size karışmıyalım!' Onlara demek lâzım ki; 'Siz bizi, camilere, zindana tıkar gibi tıkıyorsunuz! Camiler silo, düşüncesizlerin silosu... Namazdaki saf, ruhî safını kaybetmiş insanların yalancı hizasından ibaret... O saf, saf değil... Çünkü küfrün 400 senede işlediği şahıs rabıtalarını koparma politikasının aldatıcı çizgisi olmuştur.' Böylece biz, 400 sene içinde, bir çuval dolusu küle döndük. Hakikatte beton idik, şimdi kül yığını... Onun için o saf, şimdi kâzip [yalancı] bir hiza... O safın hakikatı ruhta ve dâvada safa girmiş insanların namazda da dirsek temasiyle hizaya girmesidir."
Sayfa 244·Kitabı okudu
Din
Bugün pek çok Müslümanın aynî ve nakdî yardımdan anladığı su kuyusu, şu kursu, bu kurbanıdır. Kendinde olumlu bir iş gibi görünen bu iş esasında İslâm dünyasındaki hadiseleri tahakküm ve tasarruf edememekten kaynaklanmaktadır. Bunlar şarttır fakat fikir, ilim, kültür ve sanata destek? Düşman bize fikir, sahte ilim, kültür ve sanat tarafından en ağır ve her yönden gelecek şekilde saldırırken biz bu cephelerimizi, bu ordularımızı oluşturuyor ve donatıyor muyuz? Batılının sinema sektörü ile, kitap yayıncılığı sektörü ile bize saldırması karşısında biz su kuyusu ile mi mukâbele edeceğiz, sade Kur'an kursu ile mi taarruz edeceğiz? Bu şartlarda İmam Gazâlî'nin ödediği gibi bizim de ödemek borcunda olduğumuz "mütefekker borcu" nasıl ödenir? Hele Anadolu toprakları üzerinde yaşayanlar bu borcun en ağır tarafı üzerlerinde iken, düşmânâ en yakın sınır çizgisinde iken nasıl duymaz? Kadir Mısıroğlu hatıralarında, 1960'lı yıllarda İlim Yayma Cemiyeti başta olmak üzere pek çok İslâmî oluşumun yöneticilerinin, tarih ve fikir eserleri yazmak yerine dînî eserler yazarsa kendisini destekleyeceklerini söylediklerini yazar. Şu kafayı düşününüz ki tarih ve fikir yazılarını İslâmî bulmuyorlar! Yukarıda değinmiştik, İslâm'ı sadece kuru kuru, mânâsına asla nüfuz edemedikleri âyet ve hadis okumaktan ibaret zannedenler var. "Onlar ki, nefslerinde İslâmı dondururlar; İçlerinin kirini İslâma kondururlar..."
Sayfa 239·Kitabı okudu
Din
İncelikler ve nizam dini olan İslâm yöneticilerin basîretsizliği, ulemâdan mevki sahibi olanlarının nemelazımcılığı sebebiyle temsil planında yobazlar ve kabalar elinde kaldı ve bu yobazlar sebebiyle eşya ve hadiselere tasarruf gücünü yitirdik. Meselâ maden ilmi. İngilizler bu hususta eşya ve hadiselere tasarruf dediğimiz hassalarını geliştirmek adına arayıcılık, tarayıcılık, buluculuk, buluşturuculuk gibi hamlelerle kaliteli barutlar üretmeye başladılar. Kânûnî devrinde biz "zengin ve muhteşem" olduğumuz için İngiliz'den bu barutları satın almaya başladık. Düşünülmedi ki, böylesine mühim, stratejik bir madde için bağımlı kalınmamalıdır!
Sayfa 229·Kitabı okudu
Din
Reklam