Modern öncesi zamanlarda insanı ve hayatı ilim temelinde inşa eden İslâm için modern zamanlarda bunu ilimsiz yapmak kabil-i tasavvur değildir. Bir başka ifadeyle, geçmişte kendisine ait dünyayı İslâmî ilimler üzerinden görünür kılan Müslümanlar, bugünün dünyasında ayaklarını batıya ait zihin kodları üzerinde vücut bulmuş paradigmalara bastıkları sürece "kendileri olarak" var olamayacaklardır! Ümmet, dirayet sahibi ilim sahiplerine bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymaktadır. Problem şu ki, İslâm'ın vücut vermediği bir ortamda ve İslâmî ilimlerin inşa etmediği zihin yapısıyla İslâmî ilimleri hakkıyla öğrenmek ve özümsemek mümkün değil.
Bir fikre bağlı olmak yerine fâni şahıslara bağlananlar o fâni şahıs dünyadan çekip gidince düştükleri hiçlik ve boşluğu heykel dikmekle gidermeye çalışırlar ve onun tunç, mermer veya alçıdan, cansız gözlerinden yardım ve teselli ararlar. Bizse, şahıslara değil, fikre ve gâyeye bağlı olduğumuz için o fikir ve gâyeyi, tunca, mermere ve her yere nakşetmekten gayrı yol tanımayız.