Ağlamayacağım. Zaten hayatım, başkalarının yargılarına göre ağlamakla geçti. Şaşırmıyorum artık. İçimdeki acıların anlaşılmasını da beklemiyorum.
Sadece şunu düşündüm: Defalarca deprem görmüş o binanın enkazını kaldırıp yerine yeni, daha sağlam, daha dayanıklı bir bina inşa edebilir miyim? Bugün bunun neredeyse imkânsız olduğunu anladım. Çünkü insanların yerle bir ettiği, kendi doğrularına göre şekillendirdiği hiçbir bina uzun süre ayakta kalamazdı.
Acıyor mu? Evet, içim acıyor. Hem de tarifsiz bir şekilde. Ağlamadan ağlamak gibi can çekişmek misali. Kendimden nefret edercesine canım yanıyor. Nasıl bu kadar zayıf oldum? Nasıl bu kadar düşebildim?
Belkileri ve umutları hayatımdan sileli yıllar olmuştu. Ama bugün anladım ki insan denilen canlı, yeryüzünde en çok yıkıp dökmekten hoşlanıyor. Üstelik çoğu zaman yıkılmış olana bir tekme de kendisi vurmak istiyor.
Şaşırdım mı? Hayır. Ama sanırım bugün yine yıllar öncesine döndüm. Acılarımın bedelini çoktan ödemişken, o acılarla yeniden yargılandığımı hissettim.
Bunu atlatabilecek miyim? Gücüm yetecek mi? İşte onu bilmiyorum. Belki de ilk defa gerçekten zayıf düştüm. İlk defa kabussuz bir geceyi, huzurlu bir günü hayal ettim. Şimdi ise o hayalin hüsranı içinde kıvranıyorum.
Evet, belki ağlamalıyım. İçim dışıma çıkıncaya kadar ağlamalıyım. Ve belki bir süre insanlardan uzak durmalıyım.Hatta yaşabilecek gücü bulur muyum onuda bilmiyorum evren sana hiç kızgın olmadım,içinde yaşayanlar bir bir birilerinin ölümüne neden oluyor ve bundan zevk alıyor.Peki Allah o niye bu kadar buna müsaade ediyor,bizim itiraz edip haykırdığımız isyan bu oluyor ölüyoruz nedensiz sebepsiz başka insanlar tarafından acımasızca silahsız can çekiştirilip öldürülüyoruz.