9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 23:55
​ Ayşe Şasa - Bir Ruh Macerası ​"Hayatımın ilk yarısı bir korku filmi gibi geçti... Varoluşuna sahih bir neden bulamayan insan; bilsin yahut bilmesin korku, endişe ve vehim içindedir. Ben bu marazî hali, bir imtihandan geçiyor gibi ve en ağır derecelerde yaşadım... Allah hepimizi ve özellikle yeni nesilleri böylesi azaplardan esirgesin..." ​Ayşe Şasa'nın hayatını anlattığı bu kitap, yine çok derin duygular ve dersler içeriyor. Kitapta yazarın çocukluğundan, genç kızlığından, ailesinden, evliliklerinden ve en önemlisi de sevgisizlikle geçen çocukluğunun sonucunda yaşamak zorunda kaldığı o korkunç yıllardan bahsediliyor. Bu zorlu sürecin ardından yatırıldığı akıl hastanesini ve sonrasında yaşadığı müthiş değişimi hayranlıkla okuyoruz. ​Yaşayıp büyüdüğü topluma hiçbir zaman kendini ait hissetmeyen Şasa, hayatı boyunca hep bir arayış içindedir. Bir varoluş mücadelesiyle kendi özüne ulaşmak için çabalarken, bir yandan da sinema sektöründe var olma mücadelesi vermektedir. Nitekim yaşadığı büyük buhran sonucunda gözlerini bir akıl hastanesinde açar. İşte tam o noktada, kendisinde eksik olan o şeyi bulur: Çözüm İslam’dadır. Kul "Bittim" demiştir, Allahü Teâlâ ise "Yettim" demiştir. Böylece Ayşe Şasa kendi özüne iner ve kendisinden yepyeni bir Ayşe Şasa inşa eder. ​Daha fazla detaya girmek isterdim; hatta bu kitap ve yazarın yaşadıkları üzerine saatlerce konuşabilir, sayfalarca yazabilirim. Ancak en güzeli, bu serüvene sizlerin bizzat şahit olması. Çünkü genellikle bu denli büyük bir boşluğa düşen insanların sonu ne yazık ki intihar oluyor. Fakat Ayşe Şasa bunun aksini kanıtlıyor; maneviyatımızı ve inancımızı güçlendirirsek kurtulabileceğimize inanıyor. Gerçek kurtuluşun inanmakta ve İslam’da olduğunu gösteriyor. Ne mutlu ona... ​Keyifle okudum,
Bir Ruh MacerasıAyşe Şasa · Ketebe Yayınları · 20223,037 okunma
Siz ne düşünüyorsunuz?
Puan vermedi
Amcamın kıymetli bir hediyesi vesilesiyle başladığım ve Metin Karabaşoğlu’nun kalemiyle ilk defa tanıştığım bu kitap, maalesef 96. sayfada yarım bırakma kararı aldım. Kendimi, yazdıklarını zorla tüketen bir okur olarak değil, hissettiği soğukluğun arkasında duran bir okur olarak görüyorum. Kitap genel hatlarıyla hayata, insana ve inanç dünyasına dair felsefi/dini pencereler açan, yazarın kendine has denemelerinden oluşuyor. Karabaşoğlu’nun akıcı ama bir o kadar da keskin, kendi felsefesini mutlaklaştıran bir kalemi var. Ancak 96. sayfadaki “Kim Payidar Kalacak?” başlıklı bölüme geldiğimde, yazarın bakış açısı ile benim tarih ve saygı anlayışım arasında çok net bir zıtlık belirdi. Yazar bu bölümde, ahiret ve fani/baki kavramlarını işlerken Atatürk’ün o bilinen "Benim nâçiz vücudum..." sözünü kelime kelime masaya yatırıyor. Dünyevi yapıların geçiciliğini anlatmak adına, bu devletin kurucu vizyonunu ve o vizyona emek veren milyonların gayretini "boş bir vehim" veya "aldanış" olarak nitelendiriyor. Ben ne bir fikrin körü körüne fanatiğiyim ne de tarihi tek bir dönemden ibaret görenlerdenim. Benim nazarımda tarih bir bütündür; Osmanlı Devleti’nden günümüze kadar bu topraklar için can vermiş, kan dökmüş padişahlar, sultanlar, cephedeki erler ne kadar saygıya layıksa, cumhuriyetimizin kurucusu da o kadar saygıya layıktır. Din veya inanç üzerine bir şeyler yazılırken, toplumsal hassasiyetlere ve kurucu değerlere karalamadan, incitmeden, saygı çerçevesinde yaklaşılması gerektiğine inanıyorum. Kimine göre bu sayfada yazılanlar sıradan bir eleştiri olarak görülebilir, saygı duyarım. Ancak benim için hassas olduğum konularda bir kitaptan soğumak, o yolculuğu bitirmek için yeterli bir sebeptir. Amcamın emeğine saygı duymakla birlikte, kendi düşünce dünyamla taban tabana zıt giden
Din
Küçük ŞeylerMetin Karabaşoğlu · İz Yayıncılık · 2018293 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Vehim
Puan vermedi·189 syf.··
2026 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2026 17:12
Bir insanın kuruntuları sonucunda yaptığı bir hatayla hayatının nasıl alt üst olduğunu anlatıyor. Üzerine bulaşan lekeden asla kurtulamayan kahramanımız buna sebep olan kişinin aslında buna değmediğini fark ettiği an kahroluyor. Yani bir hiç uğruna hayatını mahvediyor.
Duygu ve Düşünce
DamgaReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20174,182 okunma
Puan vermedi
Romanın merkezinde İlgin adında, dışarıdan güçlü görünen ama iç dünyasında büyük fırtınalar kopan bir kadın var. Kitap, modern dünyanın her zaman verimli ve güçlü ol baskısı altında ezilen insanın, aslında en büyük savaşı kendi zihnindeki fısıltılarla verdiğini anlatıyor. İlgin; boşanmış, beyaz yakalı iş hayatında mobbinge maruz kalmış ve çevresindeki koşullu sevgi duvarları arasında sıkışmış bir karakter. Fiziksel ve ruhsal sınırlarının ihlal edildiği bir noktada, sessizliğe sığınmak yerine kendi sesini yeniden bulmaya çalışıyor. Bir kadının neden sustuğu; bunun bir pes ediş değil, bir yorgunluk eşiği olduğu vurgulanıyor. Tarık karakteri üzerinden, sevginin birini tamir etmek değil, o onarılırken yanında yargısızca durabilmek olduğu işleniyor. Kitabı okumak, insanın kendi kalbine ayna tutması gibi bir şey... Hani bazen Ben iyiyim dersin ama sırtında koca bir dünya taşıyormuşsun gibi hissedersin ya, işte Vehim tam o noktadan yakalıyor seni. Kitapta geçen Bir kadın neden susar?sorgulaması içimi acıttı. Anlatmaktan yorulup içine dönen, kelimeleri boğazında düğümlenen o kadını o kadar iyi tanıyoruz ki... Hepimiz bir dönem o sessizliğe sığınmadık mı? Geçmişi unutmaya çalışmak yerine, o kalıntılarla barışmayı öğütlemesi çok gerçekçi. Yani Hadi unutalım, her şey harika olacak diyen sahte kişisel gelişim kitapları gibi değil; Kırıklarınla da güzelsin ve bu şekilde de yola devam edebilirsin diyor. Eğer sen de bazen kendi sesini gürültünün içinde kaybediyorsan, hayır demenin bir kopuş değil hayatta kalma biçimi olduğunu hatırlamaya ihtiyacın varsa, bu kitap sana çok iyi gelecek bir dert ortağı gibi. Gerçekten kalbe dokunan, yalnız değilmişim dedirten bir yolculuk. Okumayı düşünüyorsan, yanına bir fincan kahve ve bolca mendil almanı öneririm; çünkü bazı satırlar doğrudan
1000Kitap
VehimPınar Pars · İkinci Adam Yayınları · 20268 okunma
10/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 17:33
Vehim.. Bir kitabı sevdiğimi en çok belirten şeylerden biridir belki de altını çizdiğim satırların çokluğu.. Kendi hayatımıza ve pek tabii yaralarımıza ortak bulduğumuzun kanıtıdır bu aslında.. Vehim, bir kadının yeniden varoluş yolculuğu bana göre. Yeter artık diyebilme sanatı belki de. Her şeye boyun eğen ve sessizliğe bürünen kimliğinden soyunması, güneşe gözleri kamaşmadan bakabilmesi yine de.. İlgin, tam da isminin anlamı gibi; ilgi çekici.. Çevresi tarafından hep parmakla gösterilen ancak asla belli bir yerde tutunamayan.. Fakat hepsinin bir sebebi var aslında. Kadın olmanın ağırlığını ona yaşatan yanlış adamlar.. Güvensiz, sevgisiz, şiddete uğramış ve kendi annesinden dâhi eleştiri yoluyla sürekli hırpalanan bir kadın İlgin. Hayatındaki travmaların sebebini okudukça ona daha çok sarılmak istiyoruz.. Bu kitapta bir kadının yeni bir sayfada hayata bakış mücadelesini okuyor ve tüm terapi seanslarıyla kendini iyileştirmesini izliyoruz.. Okurken son derece keyif aldım. Size de gönül rahatlığıyla tavsiye ederim zirâ yazarın anlatımı su gibi berrak, yalın Şimdiden keyifli okumalar dilerim
VehimPınar Pars · İkinci Adam Yayınları · 20268 okunma
9/10
·400 syf.··
2026 10. kitabı
dahasi, en cok seni seviyorum dedigimde bu belki de ask degildir; sen benim icimde kendi kendime cevirdigim bicaksin, ask budur. bu arada, sen de ayni seyi soyluyorsun: "sevmeye gucleri yetmiyor, 'canavar' ile 'insan' arasinda ayrim yapmak icin bu yeterli olmamali mi?"
Alıntı
Milena'ya MektuplarFranz Kafka · Can Yayınları · 202365,9bin okunma