Namaz bir vekalet
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
Her tarafında türlü ibadetlerine eda edildiği Kainat mescidinde insan, görevli bir araştırmacı... varlıkların hizmet ve ibadetlerinin en yakın gözlemcisi... varlıklar üzerindeki müşahadelerini kendi ruhunda toplayıp cenab-ı Hakk'a şuurlu bir şekilde aktarabilen bir ustabaşıdır. Hilafet, kelime anlamı ile bir kişinin diğerinin yerini alması onu temsil etmesi ve yetkilerini onun adına kullanması demektir. kur'an-ı Kerim'de insanın Hilafet vazifesine bazı ayetlerde şöyle değinilmiştir. "Hani Rabbin meleklere demişti ki ben Yeryüzünde Bir halife yaratacağım" (bakara,30). "Sonra sizi halifeler yaptı" (A'raf, 69). "Sizi yeryüzünde halifeler kıldık." (Yunus, 14). "Sizi yeryüzünün halifeleri yapan kim?" (neml,62). Evet, insan, Bütün canlılar, daha da Ötesi Bütün yaratılmışlar adına Cenab-ı Allah indinde bir elçidir. Namaz kılmak kişinin kendi kulluk görevinin bir parçası olmakla birlikte diğer varlıkların hizmet ve ibadetlerinin insan tarafından Allah'a takdim edilme işlevinide görür.
Alıntı
Huzura VarıncaMecit Ömür Öztürk · Timaş Yayınları · 2024584 okunma
Sovjet bakışıyla Milli Mücadele anlatımı
6/10
·128 syf.··
2026 15. kitabı
Kitap genel olarak akıcı bir anlatıma sahip olsa da içerik yaklaşımı açısından belirgin bir ideolojik çerçeve sunuyor. Yazarın savaşı büyük ölçüde Sovyet perspektifinden ele alarak bir sınıf mücadelesi bağlamına oturtmaya çalıştığı görülüyor. Sanki Yunan tarafı burjuva, bizim Türk tarafı ise işçi sınıfıydı. Her ne kadar savaşın bir tür “vekalet savaşı” olarak yorumlanması mümkün olsa da, anlatının bu ideolojik çerçeveye sık sık yaslanması, tarihsel analizi bazı noktalarda indirgemeci kılıyor. Kitabın dili akıcı ve okunabilir; bu yönüyle okuru yormuyor. Ancak teknik açıdan bazı eksikler dikkat çekiyor. Özellikle haritaların kalitesi düşük ve askeri konulara hâkim olmayan okuyucular için yeterince açıklayıcı değil. Ayrıca bazı haritaların (örneğin Harita 3) kitap içinde birden fazla kez tekrarlanması, editoryal açıdan zayıf bir izlenim bırakıyor.
1000Kitap
Türk- Yunan Savaşı 1919- 1922Nikolay Georgiyeviç Korsun · Kronik Kitap · 2020114 okunma
Reklam
1915 Tehciri: Devleti’nin Zorunlu Göç Politikası Değerlendirmesi
Puan vermedi·159 syf.··
2026 10. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2026 00:22
Sevk ve iskân kararının geçici olduğunu, Dünya Savaşı'nm bitiminden sonra, yani 18 Aralık 1918'de, Ermeniler için geri dönüş izninin verilmiş olması da ortaya koyuyor. "Savaş ve olağanüstü siyasi zaruret dolayısıyla başka böl­gelere nakilleri gerçekleştirilen Ermenilerin yerleştirilmele­ri, yiyecek ve diğer ihtiyaçlarının temini hakkında talimat­name. Gizlidir Madde 1- Nakli gereken halkın sevk edilmeleri, o bölge­deki devlet memurlarınca yerine getirilecektir. Madde 2- Nakledilecek Ermeniler, bütün kıymetli taşına­bilirlerini ve hayvanlarını birlikte götürebileceklerdir. Madde 3- İskân bölgelerine sevk edilen Ermenilerin, yol­culukları sırasında, can ve mallarının korunması, yiyecekle­rinin ve rahatlarının sağlanması, yolları üzerinde bulunan vilâyet görevlilerine aittir. Bu konudaki herhangi bir gecik­me ve ihmalden her kademedeki devlet görevlileri sorum­ludur. Madde 4- İskân bölgelerine varan Ermeniler, durum ve şartlara göre, ya bireysel olarak mevcut köy ve kasabalara eklenecek evlere veya hükümet tarafından belirlenecek köylere yerleştirileceklerdir. Yeni kurulacak köylerin sağlı­ğa zararlı olmayacak ve ziraat yapılabilecek yerlerde kurul­masına bilhassa dikkat edilecektir. Madde 5- İskân bölgelerinde, şayet köy kurulması için boş veya boşaltılmış devlet arazisi bulunamazsa, devlete ait çiftlik ve köyler bunun için tahsis edilecektir. Madde 6- Ermenilerin yerleştirilecekleri köyler ve kasa­balar ile yeniden kurulacak köylerin sınırlarının, Bağdat de­miryoluna yirmibeş kilometre uzakta bulunması şarttır. Madde 7- İlâve suretiyle köy ve kasabalara yerleştirilen Ermeniler ile yeni kurulan köyde iskân edilenlerin nüfus kayıtlarına esas olacak şekilde, her bir ailenin ismi, tanın­dıkları lakapları, hangi sanata sahip oldukları, iskân bölge­sine ne zaman geldikleri,
Sürgünden Soykırıma - Ermeni İddialarıYusuf Halaçoğlu · Babıali Kültür Yayıncılığı · 2006219 okunma
Zaman İsrafı..
3/10
·319 syf.··
2026 2. kitabı
·
87 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 12:21
Spolier içerir !! Okumaya uzun süre ara vermeme sebep olan, beni okumaktan soğutan bir kitap oldu. Küçükken öğretmenimiz her hafta bir kitap verir sonraki hafta değiştirirdi. Ben de o zamanlarda yarım kalan bu kitap zihnimde bu yarım şekliyle kaldığı için hep bir gün okumak istemiştim. Ne yazık ki kitap kötü de çıksa yarım bırakamıyorum, bıraktığım da yıllarca peşimi bırakmıyor :( Kitap hakkındaki düşüncelerime gelecek olursak: Yazarın betimlemelerini aşırı buldum. Konuya girebilmek için üç dört sayfa betimleme okuyorsunuz ve konu içinde de sürekli detaylı betimlemeler okuyorsunuz. Bu durum ise bir süre sonra sizi konudan koparıp soğutuyor. İlk defa bir kitapta bu yüzden sayfa atladım. Betimleme yapabilmek bir yetenektir ama asıl yetenek bunun tadını ve dozunu ayarlayabilmektedir. Burada aşırılık vardı ve tat kaçırıyordu. Söz gelimi baş karakter Emma'nın katıldığı bir balo salonunda duvardaki tablolarda yer alan kişilerin sırasıyla tek tek tasviri mi dersiniz ya da gidilen bir düğündeki dört katlı düğün pastasının her katının ayrı ayrı tasviri mi, hepsi beni okurken yordu. Bunun dışında kitabı okudukça böyle bir kitabın zamanında okul kütüphanesinde ne işi olduğunu da sorgulamaya başladım. Baş karakter Emma genç yaşında, bir doktor olan ve ilk eşi ölmüş Charles ile evlenir. Emma; evlilik, aşk, sanat vb bir sürü konuda hayalleri olan bir kızdır. Evliliğin vaadettiği heyecanlara kapılarak kendi isteğiyle ve mutlu bir şekilde yapar bu evliliği. Fakat zamanla hevesini alır ve evliliğin hayalini kurduğu kadar güzel veya heyecanlı bir şey olmadığını fark eder. Evliliğinden de eşinden de soğumaya başlar. Bir gün eşinin davet edilmesi üzerine birlikte katıldıkları bir baloda lüks ve şatafatın en doruk noktalarına şahit olur. Burada gördüğü lüksü ve bu hayatı sürekli
Edebiyat
Madam BovaryGustave Flaubert · Alkım Yayınları · 200640,8bin okunma
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
Kitabın başlığı bile çok şey anlatıyor. Tek Parti Döneminde Muhalefet değil Muhalif Sesler.. Fısıltılar... Zira muhalefete zinhar müsamaha yok. Makaleler arasında en ilgi çekici olanı Dahiliye Vekili Şükrü Kaya’nın Diyanet İşleri Riyaseti ile girdiği münakaşa idi bu arada. Vekalet vs Riyaset. Rauf Orbay’ı da yurtdışında dahi olsa adım adım takip etmeleri de ilginç. O bakımdan biraz Troçki’yi andırıyor bana Rauf.
Tek-Parti Döneminde Muhalif SeslerCemil Koçak · İletişim · 201125 okunma
9/10
·470 syf.··
2016 22. kitabı
·
215 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2016 00:00
Suriye iç savaşını, masa başı analizleriyle değil, sahada, cephede ve yıkıntıların arasında dolaşarak anlatan, gazeteciliğin yüz akı bir çalışma. Taştekin, "devrim" diye başlayan sürecin nasıl cihatçı bir kalkışmaya ve vekalet savaşına dönüştüğünü, Baas rejiminin direnç noktalarını ve toplumsal tabanını (azınlıklar, laikler) görerek analiz eder. Emperyalizmin ve bölgesel aktörlerin Suriye'yi nasıl bir kan gölüne çevirdiğini, hamasetten uzak, gerçekçi ve vicdanlı bir dille aktaran, yakın tarihin en önemli tanıklıklarından.
1000Kitap
Suriye Yıkıl Git, Diren Kal!Fehim Taştekin · İletişim Yayınları · 201588 okunma
Reklam
Reklam