📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
(...)
Ahlaktaki akıl, ahlâka zarar verir,eyleme zarar verir. Çünkü akıl,hesaplama yetisidir. Hesaplama yetisi olan aklın eyleme dönük etkin ahlaki içerimlerinden,vicdana nisbeten bahsetmek doğru değildir.
Felsefe ve dinden, sanat ve bilime kadar bir çok alanın kendine has insan tasavvuru vardır. İnsan hakkında belirleme ve tanımlama gayesinde olan her disiplinin ortak özelliği, indirgemeciliktir.
Çadırda doğdum ben. Ailem dağcı olduğu için ya da macerayı sevdiği için değil... Depremde evimiz hiç zarar görmez çünkü barındığımız yer ev değil çadır... Odam hiç dağılmaz benim. Çünkü barındığımız çadırda kendime ait bir odam yok... Evini kaplumbağa gibi sırtında taşırsın... Gürültüden dolayı komşularımız ve ailemiz bize kızmaz. Çünkü alt ve üst komşumuz yoktur... Gürültülü oyuncaklarımız da yoktur. Çünkü gürültülü oyunlar oynayacak kadar vaktimiz de yoktur enerjimiz de...
Mevsimlik işçi olarak çalışanların hayat akışını az çok bir çoğumuz biliriz. Üç beş ay bir yerde olursun. Okul yoktur. Sıcak su yoktur. Çeşme suyu yoktur. Elektrik belki vardır. Yaşam çadırda devam eder. Temizlik imkanları kısıtlıdır. Sadece çalışırsın. Etrafında sadece tarlalar vardır. Sosyal ve kültürel ihtiyaçları karşılama olasılığı neredeyse sıfıra yakındır. Ulaşım imkanları da sınırlıdır. Kısacası mahrumiyeti iyice hissedersiniz. Toprak, ev, özel hayat komşuluk gibi mekanla bağı güçlendirecek unsurlar olmadığı için aidiyette güçlenmez. Bunlar olmayınca kültür dahi doğru dürüst üretemezsin. Tarımla toprakla iç içe olan insanlar gündelik hayatın akışı güneş,ay gibi gök cisimlerine ya da yağmur, rüzgar gibi mevsim olaylara göre ayarlanır. Hatta iktisadî zihniyet bile "hiç bir şey ziyan olmasın her şey kararınca" olsun üzerine kuruludur. Zamanın taksimi ve isimlendirmesi bile tarlada yapılacak olan işlere göre ayarlanır. Bağ bozumu, ceviz çırpma zamanı, ağaçlara su yürüme zamanı, buğday zamanı gibi... Bu tanımlamalar tipik tarım toplumunun tanımlamalarıdır. Fakat çadırda yaşayan mevsimlik işçilerin yerleşik bir düzeni olmadığı için onlar, tarım toplumu seviyesine bile çıkamaz.
Lo'da geçen Hikaye de böyle bir hayatın üzerine kurgulanmış. Asıl ismi Yüksel olan ama herkesin Lo diye çağırdığı