GEORGE: Bu yürümüyor.
JERRY: Yürümeyen nedir?
GEORGE: Neden her şey ters gidiyor? Çok şey vaat ediyordum. Cana yakındım, parlaktım... Elbette akademik anlamda değil, ama algım açıktı. Biri partide sıkıldığında kim olduğunu her zaman tahmin ederdim. Bugün burada otururken bunların hepsi kafamda iyice şekillendi... hayatım boyunca aldığım her karar yanlıştı. Yaşamım olmasını istediğim her şeyin tam tersi. Hayata bakışımla, giyimimle, yemekle ilgili her içgüdüm... hepsi yanlıştı. Her biri.
GARSON KIZ: (George’a yönelerek) Tost ekmeğinde ton balığı, lahana salatısı, bir fincan kahve.
GEORGE: Aha. Hayır, hayır, bekle bir dakika! Hep tost ekmediğinde ton balığı alırım. Tost ekmeğinde ton balığının tam tersini istiyorum. (Heyecanlanır) Tavuk salatası. Çavdar ekmeğinde. Tost yapılmasın. Yanında patates salatası ve bir fincan çay olsun... ha ha!
ELAINE: Şey, bunun ne işe yarayacağını bilemiyorum.
JERRY: Evet, tavuk salatası ton balığının tersi değil ki. Somon balığı ton balığının tersidir; çünkü somon akıntıya karşı, ton balığıysa akıntıyla yüzer.
GEORGE: (Alaycı) Aferin ton balığına
ELAINE: George, şu kadın biraz önce sana baktı.
GEORGE: Ne olmuş, ne yapmam gerekiyor yani?
ELAINE: Git konuş onunla.
GEORGE: Elaine, işsiz, parasız, ailesiyle yaşayan kel bir adam, tanımadığı kadınlara yanaşmaz.
JERRY: Tamam, bu senin tersini yapma fırsatın. Ton balığı ve kadınların gelmesini beklemek yerine, tavuk salatası ve onların yanına gitmek.
GEORGE: Evet, tersini yapmalıyım! Tersini yapmalıyım!
JERRY: Tüm hislerin yanlışsa, o zaman tam tersi doğru olmalı.
GEORGE: (Zafer kazanmış gibi) Evet, tam tersini yapacağım! Hep burada oturur ve günün geri kalanında hiçbir şey yapmaz sonra da pişman olurum: Bundan sonra tersini yapıp, bir şeyler yapacağım! (Kalkar ve kadına yaklaşır)